Zor şartlarda yaşamanın, yokluğun ne demek olduğunu bilen yaşlardayız…

Yani 70'lere merdiven dayamış,

Hatta biraz da aşmış bir nesil.

Dedelerimiz, babalarımız gibi kuru ekmeğe talim etmedik belki ama, dizleri, popo tarafına gelen yeri yamalı pantolonları giymişliği vardır genç yaşlarda bizim kuşak mensuplarının.

Şimdiki gençler bilmez ceketi ''ters-yüz etmenin'' ne demek olduğunu…

Aile ekonomisine katkı için çırpınan anaların, okul çağındaki oğlanların giye-çıkara rengi solmuş ceketlerini nispeten yıpranmamış iç yüzünü dış yüzüyle değiştirmek suretiyle yenileme maharetlerini…

Ters-yüz işlemi sonunda ceketin sol tarafındaki mendil cebi sağ tarafa geçmemiş olsa dikkatsiz gözler yeni alınmış sanırdı.

Ama pantolonlardaki yamalar, ters- yüz edilmiş ceketler gibi olmuyordu.

İrili ufaklı yamaları gizlemek mümkün değildi.

Hele pantolonla, yama yapılacak kumaşın rengi farklıysa…

Siyah pantolonun popo kısmında kırmızıya çalan bir yama…

Oturduğun yerden hiç kalkmaman gerekir ki, kimse fark etmesin.

Ama yamalı giysiler o kadar da dert edilmezdi…

Yama modasına uyanların sayısı o kadar çoktu ki…

Yamalılar değil de yamasızlar göze batardı daha çok…

Şimdi nereden çıktı bu yamalı günler nostaljisi diyenler olacaktır…

Doğrusu hatırlamak bana da keyif vermiyor…

Şu tuvalet kağıdı denilen şey olmasa aklımın ucundan bile geçmeyecek belki o yokluk günleri…

Ne alakası mı var yokluk günleriyle?

Bence var…

Hem de çok var…

Dedik ya o dönemlerde eskiyen ceketler ters-yüz edilir, böylece giyim ömrü uzatılırdı diye.

Düne kadar 15-20 lira olan 32'lik tuvalet kağıtlarının fiyatı 140 liralara yükselmiş…

Alsan bir türlü,

Almasan bir türlü…

Pantolon değil ki bu ters yüz edip bir kere daha kullanasın…

Zam…zam… zam…

Ne günlere kaldık yahu…

İnsanın aklına neler geliyor…

Gülsek mi, ağlasak mı?