Gün dolayısıyla bir açıklama yapan Kılıç, kadın emeğinin sömürülmemesi, reklam yüzüne dönüştürülmemesi gerektiğini belirterek, “Emekte sömürü, reklamlarda kadın: Bu düzen değişmeli. Kadın emeğini sömürenler, kadın yüzüyle kazanıyor” dedi.
Açıklamasında “Bugün 8 Mart’ın gerçek anlamı giderek unutulmakta, unutturulmakta” diyen Kılıç şöyle devam etti:
“Kadınların emek ve hak mücadelesinden doğan bu tarih, kapitalist rant çevreleri tarafından indirim kampanyaları ve alışveriş çağrılarıyla bir tüketim gününe dönüştürülmektedir. Oysa 8 Mart’ın özünde alışveriş değil emek vardır, kampanya değil hak mücadelesi vardır. Bugün dünyada ve ülkemizde milyonlarca kadın hâlâ çalışma yaşamında önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Pek çok kadın düşük ücretlerle ve güvencesiz koşullarda çalışmak zorunda kalmaktadır. Hamilelik ya da annelik gibi doğal yaşam süreçleri bile bazı kadınlar için işini kaybetme riski anlamına gelebilmektedir. Ağır çalışma koşulları, kayıt dışı istihdam ve sosyal güvenceden yoksun çalışma biçimleri kadın emeğini daha da zorlaştırmaktadır.”
KADIN EMEĞİ SÖMÜRÜLMESİN, REKLAM YÜZÜNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİN
Neoliberal ekonomi aktörlerinin kadınları emeğin üretim sürecinde yeterince değerli görmediklerini, aynı kadın kimliğini reklam ve pazarlama dünyasında çoğu zaman bir satış aracı olarak kullandıklarını ifade eden Kılıç, “Kadın figürü reklamlarla tüketimi artırmak için kullanılırken, kadınların çalışma yaşamındaki sorunları çoğu zaman görmezden gelinmektedir. Tüketici hakları savunucuları olarak bu duruma dikkat çekiyoruz. 8 Mart; indirim kampanyalarının, alışveriş çağrılarının ya da pazarlama stratejilerinin günü değildir. 8 Mart; eşitlik, adalet ve insan onuruna yakışır çalışma koşulları için verilen mücadelenin ve dayanışmanın günüdür. Gerçek bir 8 Mart; kadın emeğinin sömürülmediği, kadınların üretim ve karar süreçlerinde eşit yer aldığı ve kadın kimliğinin reklam ve tüketim nesnesi haline getirilmediği bir toplum hedefini hatırlatmalıdır. Bu nedenle tüm kamuoyunu, kurumları ve toplumsal kesimleri 8 Mart’ın gerçek anlamına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Gelin bugünü tüketimin değil emeğin, hakların ve eşitliğin savunulduğu bir gün olarak birlikte yaşatalım. Kadın emeğine saygının, adaletin ve insan onuruna yakışır çalışma koşullarının hâkim olduğu bir toplum için dayanışmayı büyütmek hepimizin ortak sorumluluğudur” değerlendirmesi yaptı.



