Ölümcül virüs ne çok cana mal oldu…
Ne çok canlar gitti,
Ne ocaklar söndü.
Tehlike hala tepemizde…
Günlük pandemi tablosu oynak.
Bir aşağı, bir yukarı…
Tedbiri elden bırakmamak lazım.
Küçük ihmallerin, boş vermelerin, kabarık faturalar olarak geri döndüğü, çeşitli zamanlarda gözler önüne serildi.
Aylar süren zorunlu ev hapsi, insanların psikolojisini bozdu…
Ekonomiye büyük darbe vurdu…
Yaşamları alt-üst etti…
Sabredip, tünelin ucundaki aydınlığın görünmesini bekleyeceğiz.
Bilim camiasının, pandeminin sırtını yere getirecek, kökünü kazıyacak ''iksiri'' kısa sürede keşfedeceğine olan inancımızı yitirmeyeceğiz.
Başka çare yok…
Yok ama, her yanı kuşatmış bu boş vermişliğe ne diyeceğiz?
Ucuz efelenme gösterileriyle nasıl baş edeceğiz.
Cahil cesaretinin faturasını nasıl karşılayacağız.
Ankara renk değiştirmenin eşiğinde…
Böyle giderse, ibre tersine dönecek…
Vaka sayıları da ölüm olayları da yeniden ürkütücü boyutlara ulaşacak…
Caddeler, sokaklar pandemi öncesi günleri anımsatıyor…
Çankaya, Kavaklıdere, Çayyolu, Kızılay, Esat, Bahçelievler'de hakim olan manzara salgının yayılmasına, ''kırmızı alarma'' davetiye çıkarıyor…
Kentin öteki bölgelerinin çoğunda da benzer görüntülerin hakim olduğuna dair haberler geliyor.
Bu vurdumduymazlık devam ederse kısıtlayıcı yeni önlemler kaçınılmaz olur.
Özgürlük sınırlarının genişletilmesini beklerken sorumsuz davranışlar yüzünden kısıtlı günlere geri dönmeyelim…
Yaşam üzerine kumar oynamayalım.