Türk Dermatoloji Derneği (TDD), Euromelanoma kampanyası kapsamında 1 Haziran itibarıyla Türkiye genelinde kapsamlı bir deri kanseri ve ben tarama programı başlattı. Amaç, deri ve ben taramalarını gerçekleştirerek olası kanser vakalarını erken evrede tespit etmek ve hastalığın önüne geçmek. Binin üzerinde uzman dermatologlar tarafından sahada yapılacak taramalar Türkiye genelinde 39 ilde 71 merkezde eş zamanlı olarak yürütülecek. Kampanya kapsamında vatandaşların tüm vücut deri muayeneleri yapılacak, riskli lezyonlar değerlendirilerek deri kanseri hakkında bilgi verilecek.
Türk Dermatoloji Derneği Dermoskopi Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bengü Nisa Akay bu yılki kampanyada özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde yoğun güneş ışığına maruz kalmanın deri kanseri riski üzerindeki etkisi ve sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerin oluşturduğu tehlikenin ön plana çıktığını belirtti. Solaryum uygulamalarının yarattığı tehlikelere de dikkat çeken Akay, solaryumun dünya genelinde pek çok ülkede yasaklanmaya başladığını bu uygulamanın Türkiye’de de tamamen yasaklanması gerektiğini ifade etti. İlk olarak Ankara Üniversitesi’nde başlayan kampanyayla ilgili Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı ve Türk Dermatoloji Derneği Dermoskopi Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bengü Nisa Akay’la Euromelanoma Kampanyasını ve hastalığa yol açan yanlış uygulamaları konuştuk.

Euromelanoma kampanyasıyla ilgili bilgi verebilir misiniz?
Euromelanoma kampanyası aslında hem bilgi verdiğimiz hem de hastalığı tespit ettiğimiz bir kampanya. Sadece muayene etmiyoruz; deri kanserlerinden korunma yöntemlerini anlatıyoruz, bilgilendirme broşürleri veriyoruz ve bu şekilde bir farkındalık oluşturuyoruz. Kampanyamız ücretsiz olarak yapılmakta hem de başvuran bütün hastalar kabul edilerek ayaklarından yani tırnaktan saçlı deriye kadar bütün her yerleri muayene edilmekte. Yakalayabildiğimiz bir melanom bile bizler için o kadar önemli ki çünkü melanoma erken tanı konulduğu zaman hiçbir risk oluşturmayan, hastanın yaşamını hiçbir şekilde tehdit etmeyen bir deri kanseri türü ama gecikmiş melanomlarda maalesef vücuda metastaz riski oldukça yüksek olduğu için bu aşamalara gelmeden bir tane bile bir hastada deri kanseri yakalayabilecek olursak, bunları hepimiz adına bir başarı olarak addediyoruz.

Kampanyada sosyal medyada yayılan yanlış bilgilere dikkat çektiniz. ‘Bronz ten eşittir sağlık ve güzellik’ gibi bir algı yaratılıyor ve gençler bundan çok etkileniyor. Bazı gençler, tatile çıkmadan önce solaryuma girerlerse güneşin zararlarından korunacaklarını düşünüyorlar. Bu doğru bir alışkanlık mıdır, riskleri nelerdir? Solaryum kullanımı ve yarattığı tehlikeler hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Aslında solaryum yasaklanması gereken bir uygulama. Bir kere kesinlikle yasaklanması gereken bir uygulama, dünyanın pek çok yerinde zaten yasaklanmaya da başladı. Melanoma riski ilk 18 yaşta özellikle güneş yanıkları olmasıyla artıyor. Bir kere solaryuma girmek bile melanoma riskini iki kat artırıyor. Tekrarlayan solaryum uygulamalarında ise bu risk çok daha fazla. Yani bu sadece gençlerimiz değil, hiç kimsenin rağbet etmemesi gerekiyor. Güneşten korunma gerçekten çok önemli; çünkü sadece melanoma değil, başka deri kanserlerimiz de var. Hepsinin temelinde ultraviyole yatıyor. Ama hani güneşten korunacaksak, nasıl D vitamini alacağız sorusu geliyor. Çünkü D vitamini eksikliği de pek çok hastalık için bugün risk faktörü. Bunun da cevabı çok kolay çünkü D vitamini damlalarımız var, ilaçlarımız var. Bunlarla D vitamini tekrar replace edilebiliyor. Yani güneşi illa güneşten almak zorunda değiliz. Bu tarz damlalarla da bunu destekleyebiliriz. Ya da illa bir güneş görmek istiyorsa kişi, yaz aylarında ultraviyole ile D vitamini sentezi olur ve bu ultraviyole dünyada, ülkemizin açısıyla yani lokalizasyonuna göre en çok temmuz ve ağustos aylarında geliyor. Kolunuzun tek bir yerini açarak işte 10.30-11.00 arası ya da 14.00-14.30 arası sadece iç yüzünüzü göstererek bile D vitamini sentezleyebilirsiniz.
-Dünyada bazı ülkelerde solaryumun tamamen yasaklandığını biliyoruz. Bizim ülkemizde ise sadece 18 yaş altına bir sınırlandırma mı uygulanıyor? Türkiye’deki bu yaş sınırı uygulaması ne kadar sıkı denetleniyor? Türk Dermatoloji Derneği’nin, solaryumların Türkiye’de de tamamen yasaklanması yönünde Sağlık Bakanlığı’na yapmış olduğu herhangi bir başvuru veya girişim var mı?
Aslında çoğu ülkede 18 yaş altı yasak. Bizim ülkemizde ise henüz böyle resmi bir uygulama yok. Biz bunu böyle, bu tarz kampanyalarla iletiyoruz, halkı bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Belki bundan sonraki hedeflerimiz içerisinde Sağlık Bakanlığı ile bu konuda görüşmeler yaparak, ülkemizde de resmi olarak yasaklanmasını sağlamak amaçlanabilir.
Ülkemizde güneş kremi kullanımı genellikle tatil dönemleriyle sınırlı kalıyor, insanlar kremleri günlük hayatta kullanmak yerine, çoğunlukla tatile gitmeden hemen önce stoklama eğiliminde oluyor. Günlük yaşamda bu alışkanlığın oldukça düşük olduğunu gözlemliyoruz. Doğru kullanım rutini nasıl olmalıdır?
Kış aylarında UV indeksine bakılabilir. Havadaki UV indeksini bize artık cep telefonlarımız bile söylüyor. Bu doğrultuda uygulanabilir. Risk grubundaki bir kişiyse, daha önceden deri kanseri tanısı aldıysa onların yaz kış açıkta kalan bölgelerine uygulamasını söylüyoruz. Ama diğer risk grubunda olmayan kişilerde UV indeksine bakabilir ya da hani sürmeyebilir kış aylarında, sadece yaz aylarında koruyabilirler kendilerini. Risk grupları bizler için çok önemli. İşte risk grubu dediğimiz şey nedir? Çok benli olmak, ailede deri kanseri hikayesi olması, daha önce ilk 18 yaşta yoğun güneş maruziyetine maruz kalmak, özellikle büllü güneş, su toplayacak şekilde güneş yanığı olanlar; işte çok büyük dev konjenital nevüs dediğimiz büyük benleri olan kişilerde, renkli gözlü, açık tenli, yine bu kişilerin güneşten korunması çok önemli. Ve böyle kronik güneş maruziyeti olan, güneş hasarı olan, solar hasarı olan kişilerin de yine güneşten korunmalarını tavsiye ediyoruz.
Melanoma tedavisinde son yıllarda TIL (Tumor-Infiltrating Lymphocyte) tedavisi önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye’de TIL tedavisi erişimi nasıl? Hastalar bu tedaviye ulaşabiliyor mu?
Biz şu anda onu aktif olarak uygulamıyoruz ama özellikle ilerlemiş melanomlarda immünoterapi dediğimiz akıllı ilaçlarımız var. Yine böyle yani hani çok aslında çok fazla seçenek var. TIL dediğiniz o tedaviler de gerçekten son yıllarda gündeme geldi ama şu anda bütün dünyada da aktif olarak kullanılan tedaviler cerrahi artı immünoterapi dediğimiz tedaviler.
Cilt kanseri vakalarınıda bir atış var mı? Bu artışın cinsiyet ve yaş gruplarına göre bir farklılığı var mı? Özellikle genç kadınlar, genç erkekler veya yaşlı nüfus arasında bu durumu inceleyen çalışmalar mevcut mu?
Cilt kanserleri özellikle melanoma dediğimiz cilt kanseri her iki cinsiyette de eşit oranda görülüyor. Cinsiyet açısından çok büyük bir farklılık göstermiyor ama cinsiyetlerde yerleşim yerine göre birtakım farklılıklar olabiliyor. Mesela; kadınlarda birazcık daha bacaklarda sık görülürken, erkek hastalarda daha çok sırt bölgesinde görüyoruz. İşte hasta çiftçiyse daha çok yüzünde görüyoruz, güneş maruziyeti alanlarına göre değişiyor. Ama bazen hiç güneşle ilişkisi olmayan melanoma türlerimiz de var. Yani hastanın hiçbir risk faktörü yok, beni yok, güneş yanığı yok ama melanoma gelişebiliyor. O nedenle işte bu tarz taramalar çok önemli.
50’NİN ÜZERİNDEKİ BEN RİSKİ ARTTIRIYOR
Normal görünen bir ben zamanla kansere dönüşebilir mi?
Dönüşebilir. Şöyle, melanomaların çok büyük bir kısmı aslında de-novogelişiyor. Yani ne demek? Normal deri üzerinden gelişiyor, altta bir ben olmuyor. Çıkıyor, büyüyor ve tanıyı koyuyoruz. Ama benler üzerinden gelişen melanomalar da var, daha az olmakla birlikte. O yüzden ben takipleri de çok önemli. Özellikle çok sayıda beni olan hastalarımızın mutlaka merkezlere başvurarak yılda bir kere de olsa takip altına girmelerini şiddetle öneriyoruz. 50 üzerinde risk artıyor. 25-50 arasında da yine riskimiz var. Ama 50 üzerine çıktığı zaman risk artıyor, çok daha fazla artıyor.
Ben haritasını yılda bir kere mi yaptırmak gerekiyor?
Değişiyor. Mesela riskli benler varsa bazen 3 ayda 6 ayda çağırıyoruz. Eğer böyle stabil görünen benler varsa onları da yılda bir takip ediyoruz. Onu muayene işte dermatoskopik bulgulara bakarak karar veriyoruz. Her hastanın özelliği farklı oluyor, yani o kişiye özgü oluyor. Takipleri de kişiye özgü yapıyoruz ama genelde yılda bir diyelim.
Ergenlik için kritik eşik dediniz cilt kanseri için oluşmasında sonrasında. Şimdi kız çocukları özellikle makyaj uygulamaları ya da botoks vesaire çok küçük yaşlara kadar düştü. Bu tür uygulamalar daha sonra cilt kanseri için ne kadar etken?
Botoks, dolgu bu tarz uygulamaların cilt kanseri açısından herhangi bir riski yok işin açıkçası. Ama bizim hani bir tek strese sokan konu, şimdi güzellik merkezlerinde lazerler var. Bunu aslında her sene konuşuyoruz. Buralarda işte ben alınır, ben yok edilir gibi birtakım uygulamalar yapılıyor. Yani oradaki kişiler yetkin kişiler değiller. Onun ben mi bir deri kanseri mi olduğunun bile farkında olmayacak kişiler. Fark etmeden bir deri kanserine müdahale ediyor olabilirler. Bu da daha sonradan çok tehlikeli sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle de bu tarz uygulamalarda mutlaka yetkin ellerde olması gerekiyor ki biz benleri hiçbir zaman lazerle almak istemiyoruz. Her zaman cerrahi yöntemle çıkarılmaları ve histopatolojik yani patolojik incelemeye gönderilmeleri gerekiyor. Bu açıdan toplumun bilinçlenmesi çok önemli aslında. Lazer gibi uygulamalarla ben aldırma işlerine çok yönelmemelerini tavsiye ediyoruz; dondurma, yakma bunlar doğru şeyler değil. Ama işte dolgu, botoks bunlar cilt kanseri riskini artırmıyor.
-




