Orta Doğu’da yaşanan savaşın küresel enerji piyasalarında yarattığı dalgalanma, Türkiye’de sanayi üretimini de doğrudan etkilemeye başladı. Petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, özellikle enerji ve petro-kimya türevli hammaddelere dayalı sektörlerde ciddi maliyet baskısı oluşturuyor.

Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, savaşın yalnızca jeopolitik değil aynı zamanda ekonomik bir dalga yarattığını belirterek, enerji ve hammadde maliyetlerindeki artışın üretim maliyetlerine doğrudan yansıdığını ifade etti. Petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin başta plastik sanayisi olmak üzere sanayinin birçok kolunu etkilediğini söyleyen Karadeniz, “Petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, plastik sanayisi başta olmak üzere petro-kimya türevli hammaddelere dayalı üretim yapan sektörleri doğrudan etkiliyor. İlk değerlendirmelerimize göre enerji ve hammadde maliyetlerinde kısa süre içinde önemli ölçüde artışlar yaşandı. Mevcut koşulların bu şekilde devam etmesi halinde maliyetlerin hızla yükselebileceğini öngörebiliriz” dedi.

Plastik sektöründe hammaddenin üretim maliyetleri içindeki payının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Karadeniz, ürünün türüne göre bu oranın yüzde 70 ile yüzde 85 arasında değiştiğini bildirdi. Çatı kuruluş PLASFED Başkanı, bu nedenle enerji ve hammadde fiyatlarındaki artışın sanayicinin maliyet yapısını ciddi şekilde zorladığını vurguladı.

“MALİYET BASKISI TÜKETİCİ FİYATLARINA YANSIYACAK”

Sanayicinin maliyet artışlarını mümkün olduğunca kendi içinde dengelemeye çalıştığını ifade eden Karadeniz, ancak artışların uzun süre devam etmesi halinde bunun nihai ürün fiyatlarına yansımasının kaçınılmaz olacağını kaydetti.

Karadeniz, “Bu süreç aynı şekilde devam ederse, A’dan Z’ye tüm ürünlerde zam kaçınılmaz olacak ve doğrudan tüketici bu durumdan etkilenecek. Maliyet baskısının özellikle ambalaj, temizlik ürünleri, lojistik ve perakende zincirlerinde artması bekleniyor. Sonuç olarak, maliyetlerin tüketici fiyatlarına yansıması ve daha kritik seviyelere ulaşması olası görünüyor” diye konuştu.

“SANAYİCİ SON YILLARIN EN ZOR DÖNEMİYLE KARŞI KARŞIYA”

Türk sanayicisinin bugüne kadar birçok küresel krizden üretim gücü ve esnekliği sayesinde çıkmayı başardığını hatırlatan Karadeniz, mevcut koşulların sanayici açısından son yılların en zor dönemlerinden birine işaret ettiğini ifade etti.

“Enerji ve hammadde maliyetlerindeki artış, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve küresel ticaretteki belirsizlikler üretim maliyetlerini ciddi şekilde yükseltiyor. Özellikle bu dönemde sanayicimizin finansmana ulaşması için acil desteğe ihtiyaç var ve bu desteğin devlet tarafından sağlanmasını bekliyoruz. Buna rağmen sanayicimiz üretimi sürdürmek, ihracatını korumak ve istihdam yaratmak için büyük bir çaba gösteriyor” diyen Karadeniz, üretim ekonomisinin desteklenmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi açısından kritik olduğunu vurguladı.

“İLK FİYAT AYARLAMALARI AMBALAJ ÜRÜNLERİNDE GÖRÜLEBİLİR”

Plastik sektörünün birçok sektör için ara malı üretimi yaptığını hatırlatan Karadeniz, maliyet artışlarının ilk etapta bazı ürün gruplarında daha hızlı hissedilebileceğini söyledi.

Karadeniz, “İlk aşamada plastik ambalaj ürünleri, tek kullanımlık gıda ambalajları, temizlik ve hijyen ürünlerinin ambalajları ile lojistik ve taşıma ekipmanlarında fiyat ayarlamaları görülebilir. Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi halinde bu fiyat düzenlemelerinin hızla yükselebileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir” değerlendirmesinde bulundu.

“ENFLASYON HEDEFLERİ ÜZERİNDE RİSK OLUŞABİLİR”

Orta Doğu’daki savaşın küresel enerji fiyatlarını yukarı çektiğini belirten Karadeniz, bunun Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde enflasyon beklentilerini de etkileyebileceğini söyledi.

Karadeniz, “Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki her artış üretim maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Savaşın uzun sürmesi halinde yıl sonu enflasyon hedeflerinin tutturulması zorlaşabilir ve yukarı yönlü bir revizyon gündeme gelebilir” dedi.

Buna rağmen Türkiye’nin güçlü üretim altyapısına dikkat çeken Karadeniz, sanayicinin kriz dönemlerinde geliştirdiği esnekliğin önemli bir avantaj olduğunu belirterek, enerji piyasalarında hızlı bir normalleşme yaşanması halinde hem üretim maliyetleri hem de enflasyon üzerindeki baskının kontrol altına alınabileceğini ifade etti.

Muhabir: Nursel DİLEK MANAVBAŞI