'Şans bir gün bizim kapımızı da çalar'' umuduyla piyango bayilerinin önünde oluşan bilet kuyruklarına pek rastlanılmıyor artık.
Hayaller de yüz çevirmeye başladı anlaşılan.
Yiye yiye fakirin ekmeği umudu da tükettik sonunda…
Eskiden böyle mi olurdu seyyar bayilerin önünde oluşan kuyruklar…
Hep 'ya çıkarsa'' düşüncesi ağır gelirdi…
'Ya çıkmazsa'' ihtimaline hiç yüz verilmedi.
Kredi kartının tükenmeye yüz tutmuş bakiyesiyle bile ''bunda bir hayır vardır'' diyerek denedik şansımızı.
Yine olmadı…
Her çekilişin ardından kızgın söylemlerle sitem ettik şanssızlığa…
'Bir daha alırsam'' diye tutamayacağımız yeminler ettik…
Sonunda, yine bir sonraki çekiliş kuyruğunda bulduk kendimizi…
'Umut dolu'' bakışlarla…
Piyango üzerine fıkralar bile ürettik…
Çaresizliğe yetişen yine Temel oldu:
Yastığa başını koyduğu her gece 'Ah bir büyük ikramiye çıksa'' diye dua eden Temel'in, bu yakarışları karşısında dayanamayan iyilik meleği, Allaha 'şu garibi de sevindirseniz'' diye ricada bulunur.
Gelen cevap fıkra gibidir:
'Bilet alsa sevindireceğim ama, bilet almıyor ki''
Anlattıklarında kendi halimizi unutup, Temel'e güldük hep.
Tabii, şansın kapılarını çaldığı kişiler de olmuyor değil.
Şans kadar, şansını kullanmayı bilmek de çok önemli…
O basireti kullanmayı beceremediğiniz zaman kapınız bir değil, birkaç kez çalınsa bile nafile.
Sonuç elde var sıfır oluyor.
Rulet masasının başında şans arayan adam gibi:
Krupiyenin çarkı her çevirişinde içindeki sese kulak veren orta yaşlardaki adam önündeki paraların tümünü ısrarla '13'' rakamı üzerine koyuyor.
Her seferinde de kazanıyor.
Servet denilebilecek bir kazanç elde ettiğinde 'bu kadar yeter'' diyerek masadan kalkmaya hazırlanırken, kendisini kısa sürede milyoner denilecek konuma getiren içindeki ses ısrarla 'son bir defa daha'' diyor.
Sese kulak veren adam kazandığı tüm paraları yine '13''e bastırıyor.
Krupiye topu çeviriyor…
Dönen top bir başka rakam üzerinde duruyor.
Üzüntüsünden yüzü mosmor olmuş adam, yine içinden gelen sesi duyuyor:
'Tüh be''
Geldiğimiz noktada arayışlar çok farklılaştı…
Sorunlar dua ile çözülebilecek gibi değil.
İnsanlar artık şanslı rakamları da aramıyor kuyruklarda…
Şimdi radarların hedefinde etiketler var…
Aradığı ürünün birkaç lira ucuzunu bulabilmek için market market dolaşıyor iğneden ipliğe gelen astronomik zamların yükü altında ezilenler.
Gözü etiketlerde, aklı sandıkta…
Baktıkça haline, içindeki sesi duyuyor yine:
'Tüh be''