Yıl 2016…

Türkiye Barolar Birliği Salonu'ndayız..

Türkiye'nin, Ankara'nın en eski sanat kuruluşlarından biri olan kısaca 'Sanatsevenler' olarak anılan Sanat Kurumu'nun ödül törenindeyiz.

O yıl iki kişiye onur ödülü verilmişti:

Plastik sanatlar alanından Adnan Turani'ye ve tiyatro sanatından Özdemir Nutku'ya…

Ödüllerini almak için ikisi de törene katılamamıştı.

Ödüllerini onlar adına başkaları aldı.

Hiç unutmam. Özdemir Nutku'nun ödülünü verirken Atila Sav şunları söyledi:

'Darülbedayi'nin ilk 50 yılını yazmıştı. Baktım, 100. yılını da yazmış. Dilerim, 150. yılını da yazar.'

***

Kısaca Darülbedayi olarak anılan Darü'l-bedayi-i Osmanî, 'Güzellikler Evi' demektir. İstanbul'da açılan belediye konservatuvarının adıdır. 27 Ekim 1914'te kurulan konservatuvar, henüz bebekken ilk Dünya Savaşı'nın engelleriyle karşılaşmıştır. Karşılaşmıştır da söndürmemiştir fenerini. Daha sonra da tiyatro topluluğu haline dönüşmüş ve İstanbul Şehir Tiyatroları olarak varlığını sürdürmüştür.

Kuruluşun oluşturulması yönünde ilk düşünceyi ortaya koyan Şehremini Cemil Topuzlu'dur. Ad babası ise Ali Ekrem Bolayır.

Osmanlı döneminde kurulan ilk tiyatro ve musikî okuludur.

Tiyatro oyunlarının düzenli olarak ilk sahnelendiği yer olmuştur Darülbedayi'nin kurulduğu Letafet Apartmanı. Modern tiyatro tarihimizin başlangıcı olan bir kuruluştur sözünü ettiğimiz.

Darülbedayi'nin 150. yılı mı?

2064 yılında kutlanacak.

Elbette o 150. yılı göremeyecek, serüvenin 150 yılını yazamayacaktı Özdemir Nutku.

Bu bir yaşam gerçeği.

Ama bu gerçeği bile bile, '150. yılını da yazar!' dileğinde bulunmak nasıl da güzel bir dilekte bulunmaktı. Yaşam gerçeğinin elverdiği sürede yapılanların altını kalın kalın çizmekti bu!

***

Edebiyatçının, sanatçının bir türlü, hele de ölmeden değerini bulamadığı ülkemizde az sayıda kişiye nasip olan bir değerbilirliği de yaşadı Özdemir Nutku.

Bostanlı'da (İzmir) bir sokak onun adını taşıyordu.

Dahası adını taşıyan o sokakta oturuyordu.

Mahalledaşlarından şair Hülya Deniz Ünal, 'Karşıyaka Hatırası' kitabında (*) o sokaktan sözederken, Nutku'nun tiyatroya katkılarıyla başlıbaşına bir okul niteliği taşıdığını vurgulayarak der ki:

'Onun sokağı çıkmaz olsa yeridir. Hakkını vererek eğitim görmek isteyen, o sokaktan çıkmakta zorlanacaktır.'

***

2018 yılındaki İzmir TÜYAP Kitap Fuarı'nın onur konuğuydu Özdemir Nutku. Şairlerimizin, yazarlarımızın yüz masklarını alarak kendi başına benzersiz bir projeyi yürüten Mask Eylem Sürer'le konuşmuştuk. Özdemir Nutku'nun yüz maskını alacaktık fuarda. Hem de meraklıların durup mask alınma sürecini baştan sona izleyebileceği bir etkinliğe dönüştürerek bunu. Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) standında daha önce de yapılmıştı böyle bir etkinlik. Yapamadık. Çünkü Özdemir Nutku geldi ama rahatsızdı ve o halde maskını almayı göze alamadı Eylem arkadaşımız. Kaldı. İleride haberleşilecek, yapılacaktı. Kaldı.

Ölümünden sonraki karşılaşmamızda anlattığına göre, ölüm haberini alınca eşini aramak istemiş. Beden toprakla buluşmadan yüz maskını almak isteğini iletecek. Ölümün acısıyla nasıl bir yanıt alacağını bilememiş. Çekinmiş. Aramamış.

Düşündüm de…

İlk anda ürpertici gibi gelse de, 'Niye olmasın!' dedim. Bambaşka bir kalıt olurdu sanat tarihine…

***

Bu yıl Kasım ayı sahne dünyamıza hüzün getirdi.

Özdemir Nutku 'Hoşçakalın!' deyiverdi önce. Sonra Yıldız Kenter. Sonra onun sınıf arkadaşı Jale Birsel…

Sahnelerde hüzün var…

_________________________

(*) Hülya Deniz Ünal, 'Karşıyaka Hatırası', Heyemola Yayınları, Birinci Basım: Nisan 2019, İstanbul.