Bir önceki yazımızın sonunda Suriye'de savaşın kesintiye uğramasının, Trump ve Putin'in Ortadoğu ve Suriye'de nüfuz alanları konusunda anlaşarak el sıkışmalarına yol açabileceğini, öyle bir durumun Türkiye'nin mücadele eden her iki tarafla da iyi geçinerek yürüttüğü 'denge politikası'nın koşullarını ortadan kaldıracağını belirtmiş ve yazıyı şöyle noktalamıştık: 'Daha da kötüsü, iki taraf Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini kırmak için birlikte hareket edebilir.'

Peki, yakın gelecekte böyle bir olasılığın gerçekleşme ihtimali nedir?..

Bu soruya kesin bir cevap verilemez, ancak bazı gelişmeler bu ihtimalin yabana atılmaması gerektiğini gösteriyor...

Örneğin, ABD, Suriye'deki bazı üslerinden çekiliyor, ama petrol bölgelerinden çekilmiyor... Rusya ise ABD'nin boşalttığı bazı üslere yerleşiyor... Ve iki taraf da halinden memnun görünüyor.

***

Türkiye'nin ABD ve Rusya ile ardı ardına imzaladığı mutabakatlarda da bazı sorunlar var...

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,'Burada şu anda bu (iki devlet) mutabakatın gereğini yaptılar mı tamamen? Hayır yapmadılar, yapılması lazım.' değerlendirmesinde bulunuyor...

Öte yandan güvenli bölgede bombalı saldırı eylemleri gerçekleştirmeye devam eden PYD, mevcut gelişmelerden hiç de şikayetçi görünmüyor.

***

Gelişmeler, PYD'nin 'güvenli bölge'den çekilmesinin 'resmi' güçlerini çekmesiyle sınırlı kalacağını, ancak 'gayriresmi' güçlerinin bölgede eylemlere devam edeceğini gösteriyor...

Bu eylemler, görüldüğü kadarıyla hem ABD hem de Rusya tarafından 'anlayışla' karşılanıyor...

Eylemlerin özellikle sivil halka yönelik 'bombalı' saldırılar şeklinde gerçekleşmesi, Türkiye'deki Suriyeli Arap mültecilerin 'Barış Pınarı' operasyonu sonrasında ÖSO denetimine verilen bölgelere dönüşünü engellemeye yönelik bir planın uygulandığı izlenimini veriyor.

***

PKK'nın Suriye kolu PYD'nin önderliğinde oluşturulan Demokratik Suriye Güçleri'nin Basın Sorumlusu Mustafa Bali, geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaparak, Rusya'nın Şam yönetimiyle siyasi çözüm bulunması için diyaloglara başlaması garantisinin vermesi üzerine bölgeden çekildiklerini söyledi...

Diğer yandan DSG (veya PKK/PYD), ABD'de desteğiyle Suriye'deki petrol sahalarını işgal etmeye devam ediyor. Hatırlanacağı üzere Barış Planı harekatının sona ermesinden sonra Trump, PYD'nin yeni görevinin petrol kuyularını korumak olacağını söylemiş, bu çerçevede güvenli bölgeden çekilen ABD askerlerinin bir bölümünün PYD'yi korumak amacıyla bu bölgelerde üslenmişti.

ABD'li yetkililer, Suriye'de PYD denetimindeki kuyulardan çıkarılacak petrolün PYD'nin ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılacağını resmen açıklamış bulunuyor.

***

Bu gelişmeler PYD'nin, ABD ve Rusya'nın 'güvenli bölge'den çekilme tavsiyelerine uyma karşılığında bu iki devletten Suriye'deki konumlarını sağlamlaştırmak için bir takım garantiler aldığını ve PYD'ye verilen sözlerin tutulduğunu gösteriyor.

Bu arada İsrail de işin içine resmen giriyor ve PYD üzerindeki koruma kalkanının bir parçasını oluşturuyor...

Medyada yer alan haberlere göre Suriye'de PYD tarafından denetlenen petrolün tüm işletme hakları İsrailli Global Development Corporation adlı bir şirkete devredilmiş bulunuyor... Böylece şimdiye kadar 'kimliği belirsiz odaklar' eliyle çıkarılan ve satılan petrol, bundan böyle resmen İsrailli şirket tarafından işletilecek ve satılacak.

***

Bu arada ABD tarafından PYD'ye yapılan silah sevkiyatı da sürüyor...

Türkiye'nin, PYD ile PKK'nin aynı örgüt olduğunu kanıtlamaya çalışması durumu değiştirmiyor... Çünkü artık ABD bu durumu inkardan gelmiyor... Hatırlanacağı üzere ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, geçen yıl ABD'nin Suriye'de iş birliği yaptığı PYD'nin PKK'nın Suriye'deki uzantısı olduğunu ancak ABD'nin PYD'yi terör örgütü olarak kabul etmediğini açıkça söylemişti...

Bu tavır, son bombalı eylemlerden sonra da değişmiş değil.

***

Sonuç olarak sahada kazınılan askeri başarılara karşın Suriye'de zaten kaypak olan zemin, Türkiye açısından giderek daha kaypak bir hale geliyor...

Çünkü ABD ve Rusya, PYD'ye destek olma noktasında giderek birleşiyor...

Bu konuda Türkiye'nin görüşlerine yakın politikalar savunan tek ülke Suriye... Onunla da diyaloğumuz yok!