Ramazan ayı, yalnızca manevi hayatı değil, ekonomik hayatı da derinden etkileyen bir dönemdir. Oruç, iftar, sahur, fitre ve zekât gibi ibadetler; bireysel harcamalardan toplumsal dayanışmaya kadar geniş bir ekonomik hareketlilik oluşturur. Bu yönüyle Ramazan hem piyasalar hem de sosyal adalet açısından dikkatle incelenmesi gereken özel bir zaman dilimidir.
Öncelikle tüketim kalıplarında belirgin bir değişim gözlemlenir. Gıda harcamaları artar; özellikle temel gıda ürünleri, hurma, et, tatlı ve içecek gibi kalemlerde talep yükselir. Marketler ve yerel esnaf için bu dönem, yılın en canlı sezonlarından biridir. Restoranlar iftar menüleriyle müşteri çekerken, pastaneler ve fırınlar unlu mamul ve özellikle pide üretimlerini artırır. Ancak bu canlanma beraberinde fiyat artışı tartışmalarını da getirir. Talep artışının fırsatçılığa dönüşmemesi hem kamu otoritelerinin denetimi hem de esnafın etik sorumluluğuyla yakından önlenebilir.
Devamı için tıklayınız.