Son yıllarda dijital sağlık teknolojilerinde yaşanan baş döndürücü gelişmeler, özellikle ruh sağlığı alanında radikal dönüşümlerin habercisi oluyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri ise sanal gerçeklik (VR-Virtual Reality) gözlüklerinin psikiyatrik tedavilerde giderek artan bir sıklıkla kullanılması. Giyilebilir teknolojilerin terapi süreçlerine entegre edilmesiyle; bireylerin korkularına, travmalarına ve bağımlılık gibi zorlu psikolojik süreçlere karşı güvenli, kontrollü ve kişiselleştirilmiş çözümler geliştirilmesi mümkün hale geliyor. Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz ve Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, sanal gerçekliğin psikolojik tedavi süreçlerindeki etkilerini, kullanım alanlarını ve gelecek potansiyelini değerlendirdi.
“GÜNLÜK YAŞAMDAKİ İŞLEVSELLİ ARTIYOR”
Klasik psikoterapi yaklaşımlarında danışanın sözlü anlatımına ve terapistin bilişsel yönlendirmelerine dayalı bir süreç yürütülürken, VR teknolojisi bu süreci görsel ve duyusal deneyime taşıyarak çok daha etkili bir maruziyet terapisi sunuyor. Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz’a göre, VR gözlükler aracılığıyla danışanlar, gerçek hayatta kaçındıkları uyaranlarla karşı karşıya gelerek zihinsel olarak bu uyaranlara karşı duyarsızlaşmayı öğreniyor. “Örneğin obsesif kompulsif bozukluğu (OKB) olan bir danışan, kontaminasyon kaygısıyla asansöre binmekten ya da kapı koluna dokunmaktan kaçınabilir. Ancak bu davranışlar VR gözlük yardımıyla kontrollü biçimde simüle ediliyor ve danışanın stres toleransı artırılıyor. Böylece kişi, maruz kaldığı kaygıyı tolere etmeyi ve kaçınmadan yaşayabilmeyi öğreniyor” diyen Beyaz, bu yöntemin danışanın günlük yaşamdaki işlevselliğini artırdığını belirtti. Yeme bozukluklarında da benzer bir şekilde bilişsel çarpıtmaları hedefleyen VR terapiler uygulanabiliyor. Uzmanlara göre, anoreksiya nervoza, bulimia ya da tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi rahatsızlıklarda bireyin yüksek kalorili yiyeceklerle karşılaşması, beden algısının gerçek dışı biçimde bozulması ve bu algının değiştirilmesi süreci, VR gözlüklerle daha etkili yürütülebiliyor. “Danışan, sanal ortamda bir fast food restoranına giriyor ya da yüksek kalorili bir tatlıyla karşılaşıyor. Ardından sağlıklı yiyecek tercihlerine yönlendirilerek sağlıklı beslenme alışkanlıkları yeniden inşa ediliyor. Bu süreçte bilişsel çarpıtmalarla çalışılıyor; örneğin danışan ‘bu yiyecek kilo aldırır’ gibi otomatik düşünceleri fark ediyor ve terapist eşliğinde yeniden yapılandırıyor” diyen Beyaz, VR’ın geleneksel terapiye entegre edildiğinde çok daha yüksek bir farkındalık sağladığını ifade etti.
“STRES BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİNDE KULLANILIYOR”
VR teknolojisinin en etkili şekilde kullanıldığı alanlardan biri de bağımlılık terapileri. Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, alkol, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığı gibi çeşitli formlarda bağımlılık geliştirmiş bireyler için sanal ortamların kullanıldığını belirtti. Çebi’ye göre, bağımlılıkla ilişkili tetikleyici ortamlar birey için güvenli ve yapılandırılmış bir şekilde yeniden yaratılıyor. “Sanal bir gece kulübünde madde teklif edilen bir senaryo, alkol reyonunda alışveriş yapma sahnesi ya da bir arkadaş grubuyla madde kullanımına dair diyaloglar içeren içerikler danışana gösteriliyor. Danışan bu durumlara nasıl tepki verdiğini gözlemliyor, terapist ise gerekli bilişsel yeniden yapılandırmayı yaparak bireyin dürtü kontrolünü güçlendirmeyi amaçlıyor” diyen Çebi, VR teknolojisinin bağımlılıkla mücadelede önemli bir araç haline geldiğini ifade etti. Sanal gerçeklik, fobilerin ve travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) tedavisinde de sıklıkla kullanılıyor. Örneğin yükseklik korkusu olan bir birey, sanal bir gökdelenin cam kenarında yürüyormuş gibi hissedebiliyor; uçak fobisi olan biri, kalkış anını simüle eden bir kabinde oturabiliyor. Çebi, bu uygulamaların kişinin gerçek yaşamda karşılaşabileceği senaryolara zihinsel olarak hazırlanmasını sağladığını vurguladı ve ekledi: “Depresyon tedavisinde ise doğayla temas, sosyal etkileşim ve kişisel motivasyon unsurlarının öne çıktığı simülasyonlar oluşturuluyor. Fotoğraf çekmek, parka gitmek, yürüyüş yapmak ya da bir arkadaşla buluşmak gibi senaryolar, danışanın olumlu duygularla yeniden temas etmesini sağlıyor.”
“ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE TÜM TERAPİLERDE KULLANILACAK”
VR terapiler yalnızca yetişkinlerde değil; çocuk ve ergenlerde de başarıyla uygulanıyor. Özellikle dikkat eksikliği, otizm spektrum bozukluğu ve öğrenme güçlükleri olan bireylerde, dikkat süresinin artırılması, sosyal becerilerin geliştirilmesi ve dürtü kontrolünün sağlanması amacıyla özel senaryolar tasarlanıyor. Çebi, “Bir çocuğun sınıf ortamında dikkatini toplaması, arkadaşlarıyla diyalog kurması ya da markette alışveriş yaparken parasal işlemleri gerçekleştirmesi gibi gündelik yaşam becerilerini hedefleyen çok çeşitli içerikler hazırlanıyor. Gerçeklik algısı hassas olduğu için bu yaş grubunda içerikler titizlikle seçiliyor” dedi. Hem Beyaz hem de Çebi, sanal terapilerin mutlaka uzman kontrolünde ve bireyin geçmiş psikolojik durumu göz önüne alınarak yapılandırılması gerektiği konusunda, “Terapilere başlamadan önce danışanın travma geçmişi, psikiyatrik tanıları, stres toleransı ve bilişsel kapasiteleri detaylı şekilde değerlendiriliyor. VR içerikler bu değerlendirme doğrultusunda belirleniyor. Örneğin psikoz tanısı olan bireylerde gerçeklik algısını bozabilecek içeriklerden kaçınıyoruz. Onun yerine doğa yürüyüşleri, resim yapma, kitap okuma gibi daha nötr içerikler tercih ediyoruz” görüşlerini paylaştı. Sanal gerçekliğin ruh sağlığı alanındaki yeri gün geçtikçe daha da belirginleşiyor. Uzmanlara göre, önümüzdeki 5-10 yıl içinde bu teknoloji terapilerin ayrılmaz bir parçası olacak. Özellikle sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde ya da yüz yüze terapiden çekinen bireyler için VR gözlükler, düşük maliyetli ve etkili bir alternatif sunuyor.