Son yıllarda hızla yaygınlaşan yapay zekâ araçları, öğrencilerin ders çalışma ve ödev hazırlama alışkanlıklarını önemli ölçüde değiştirdi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen Selena Sağaltıcı, sahadaki gözlemler ile araştırmaların büyük ölçüde örtüştüğünü belirtiyor.

ÖDEVLERİN BİR KISMI ARTIK YAPAY ZEKANIN ÜRÜNÜ

Öğrencilerin yapay zekayı kullanım oranının oldukça yüksek olduğunu vurgulayan Rehber Öğretmen Selena Sağaltıcı, şunları söyledi: “Bugün geldiğimiz noktada öğrencilerin büyük çoğunluğunun yapay zekayı aktif olarak kullandığını gözlemleyebiliyoruz. Araştırmalar da öğrencilerin yüzde 80-90’nın ödevleri yapay zekaya yaptırdığını da açıklıyor. “Ödevlerin bir kısmı artık öğrencinin kendi emek harcayarak, öğrenerek hazırladığı ödevler değil, yapay zekanın bir ürünü haline gelmiş durumda.”

“SONUCU ALAN DEĞİL, SÜRECİ ÖĞRENEN KAZANIYOR”

Yapay zekanın öğrencinin öğrenme becerileri üzerindeki etkisinin kullanım biçimine bağlı olduğunu belirten Sağaltıcı, sahada ve araştırmalarda gördüğü tabloyu aktardı 2025’te yapılan deneysel çalışmalardan bahsetti. Özellikle ArXiv’de yayımlanan çalışmalarda öğrencilerin yapay zekâdan doğrudan cevap alarak ödevleri hızlı bitirdiği ama aynı konuda benzer bir sorusuyla karşılaştığında çözüm üretmekte zorlandıklarına dikkat çekti. Öğrencilerin sürece değil sonucu odaklandığını buna paralel olarak da daha az zihinsel çaba harcadıklarını, zor problemde hemen dış desteğe yönelme eğilimi geliştirdiklerini ifade etti. Rehber öğretmen Sağaltıcı konuşmasına şöyle devam etti: “Buna karşılık geniş kapsamlı meta-analizler, yapay zekâ doğru kullanıldığında yani öğrenci sadece cevap almak yerine soru sorup açıklama isteyerek aktif şekilde sürece katıldığında problem çözme becerisinin geliştiğini gösteriyor. Bu durumu en net ortaya koyan örneklerden biri de Cornell University’de yapılan deney: burada öğrenciler üç gruba ayrılıyor ve en iyi performansı, yapay zekâyı doğrudan cevap almak için değil ipucu almak için kullanan grup gösteriyor; çünkü bu öğrenciler hem öğreniyor hem de yeni problemleri tek başına çözebiliyor, buna karşılık sadece cevabı alan grup ilk bakışta başarılı görünse de yeni bir durumla karşılaştığında ciddi şekilde zorlanıyor. Bu yüzden bir öğretmen olarak şunu net söyleyebilirim: çocuk ödevini tamamen yapay zekâya yaptırıyorsa problem çözme becerisi zayıflar, ama yapay zekâyı düşünmesini geliştiren bir araç gibi kullanıyorsa, yani sürece dahil olarak öğreniyorsa, o zaman bu teknoloji onu zayıflatmaz, aksine daha güçlü hale getirir.”

OKULLARDA YENİ DÖNEM: SÜREÇ ODAKLI DEĞERLENDİRME

Yapay zekanın yaygınlaşmasıyla birlikte ölçme-değerlendirme yöntemlerinin de değiştiğini belirten Sağaltıcı, artık sadece sonuca bakılmadığını söyledi:“Sınıflarda adalet meselesini artık eski yöntemlerle değil, araştırmaların da önerdiği şekilde ölçme biçimini değiştirerek sağlamaya çalışıyoruz; çünkü eğitim araştırmaları açıkça gösterdi ki sadece ödeve bakarak değerlendirme yapmak artık öğrencinin gerçek bilgisini yansıtmıyor. Bu yüzden sınıfta süreci merkeze alıyoruz: öğrencinin ödevi nasıl yaptığını, hangi adımlardan geçtiğini, neyi anlayıp neyi anlamadığını takip ediyoruz; sınıf içi etkinlikler, anlık yazılı çalışması, sözlü yoklamalar ve tartışmalarla öğrencinin gerçekten düşünüp düşünmediğini gözlemliyoruz. Aynı zamanda öğrencilerden yaptıkları çalışmayı açıklamalarını istiyoruz çünkü literatür de gösteriyor ki yapay zekâ ile üretilmiş bilgi, öğrenci tarafından içselleştirilmemişse açıklama aşamasında hemen ortaya çıkıyor. Ayrıca tamamen yasaklamak yerine yapay zekâ kullanımını şeffaf hale getiriyoruz: “nasıl kullandın, nerede destek aldın?” sorusunu sorarak süreci görünür kılıyoruz. Kısacası biz artık sadece sonuca değil, öğrencinin düşünme sürecine bakarak değerlendirme yapıyoruz; böylece gerçekten emek verenle sadece yapay zekayı kullanan arasındaki fark daha net ortaya çıkıyor ve adalet bu şekilde yeniden kurulabiliyor.” dedi.

“YÜKSEK NOT HER ZAMAN GERÇEK ÖĞRENME DEĞİL”

Sınıf içindeki en dikkat çekici durumlardan birinin, ödev ve sınav performansı arasındaki fark olduğunu ifade eden Sağaltıcı şöyle konuştu:

“Sınıfta çok net gözlemlediğimiz bir durum: yapay zekâ ile ödevlerini “kusursuz” hazırlayan bazı öğrenciler, iş sınavda ya da tahtada anlatmaya geldiğinde ciddi şekilde zorlanıyor. Ödevde akıcı, düzenli ve doğru görünen bilgiler, aslında öğrencinin zihninde tam olarak yapılandırılmamış oluyor; çünkü süreci kendisi kurmamış, sonucu hazır almış oluyor. Bu yüzden sınavda yalnız kaldığında ya soruyu anlamakta zorlanıyor ya da bildiğini parçalı ve yüzeysel ifade ediyor. Özellikle klasik sınavlarda veya sözlülerde şunu sık görüyoruz: öğrenci konuyu tanıyor gibi ama derinleştiremiyor, örnek veremiyor, bağlantı kuramıyor. Buna karşılık kendi emeğiyle çalışan öğrenciler daha yavaş ilerlese bile bilgiyi daha sağlam kurduğu için sınavda daha tutarlı performans gösteriyor. Yani öğretmen olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: yapay zekâ ile yapılan ödevlerde alınan yüksek not her zaman gerçek öğrenmeyi göstermiyor; gerçek tablo, öğrenci yazılı sınav kağıdında baş başa kaldığında ortaya çıkıyor.” diyerek belirtti.

Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen Selena Sağaltıcı, şunları da ekledi: “Yapay zekânın öğrenciler için hem güçlü bir destek hem de yanlış kullanıldığında risk oluşturduğunu gösteriyor. Özellikle öğrenciler çoğunlukla hızlı sonuç almak için kullanıyor; bu da zamanla çaba toleransını ve bağımsız problem çözme becerisini zayıflatıyor. Öğrencilere önerim, yapay zekâyı “hazır cevap verici” değil, açıklayıcı ve yönlendirici bir öğrenme aracı olarak kullanmaları; önce kendileri denesin, sonra destek alsın ve öğrendiklerini kendi cümleleriyle ifade etsinler.”

Velilere ise sadece not yerine öğrenme sürecine odaklanmalarını, “nasıl yaptın?” sorusunu sormalarını ve çocuğun düşünme çabasını teşvik etmelerini tavsiyesinde bulunarak şunları söyledi: “ Biz rehberlik olarak süreci görünür kılıyor, öğrencinin kendi öğrenmesini sahiplenmesini destekliyor ve yapay zekâyı doğru konumlandırmasına yardımcı oluyoruz; çünkü hedefimiz yüksek not değil, kendi başına düşünebilen bireyler yetiştirmek.”

Muhabir: Melahat TAŞ