Malumunuz, Çin'den getirtilen aşının uygulamasına belirli sıralama çerçevesinde başlandı.

Önceliği, virüs nedeniyle kaldırıldıkları hastanelerde yaşam mücadelesi veren binlerce kişinin sağlığına yeniden kavuşması için olağanüstü çaba gösteren, hastayla yakın temasta olan, o nedenle de büyük risk altında bulunan sağlık ordusuna mensupları aldı.

Sıralamada 80 yaş ve üstündekiler ise ikinci grubu oluşturdu.

Bu vesileyle uzun süredir arayıp, hal-hatır sormayı ihmal ettiğim söz konusu grupta yer alan ve kendisine ''abla'' diye hitap etmemden hiç hazzetmeyen bir aile dostumuzu anımsadım.

Yaşlanmaktan ödü patlardı.

Onun için de hep saklardı yaşını…

90'na merdiven dayamış, hatta son basamağı bile geride bırakmıştı ama, sorulduğunda 80'i bile kendisine yakıştırmaktan kaçınırdı.

78'lerde, 79'larda dolanırdı…

Neredeyse rolleri değiştirecek, ben ağabey, o kardeş konumuna gelecekti.

Telefonda sağlıklı sesini duyunca, önce ihmalim dolayısıyla gönlünü aldım, ardından da can alıcı soruyu sordum:

''Aşınızı oldunuz herhalde. Geçmiş olsun''

Önce duraladı, sonra da ''Bizim gruba daha çok var'' dedi.

Üstelemedim, sağlıklı günler dileyip, kapattım telefonu.

Oysa bir ortak dostumuzdan, aşı olduğunu önceden öğrenmiştim.

Hem de koşa koşa…

Eee, can bu…

Yaşlanma korkusunu bile unutturuyor.

Biz de sıramızın gelmesini kuzu kuzu bekliyoruz…

Tevatür çok…

Kimileri falanca aşının etkisizliğinden dem vuruyor,

Kimileri filanca aşının tehlikeli olduğundan...

Kimileri de ''olmam'' diye tutturmuş…

Bize göre asıl tehlike ise, dedikodulara pirim vermekte yatıyor.

Bir de salgını ciddiye almayan aymazların sorumsuzca davranışlarında…

Yaş saklamanın zararı yok…

Masum bir kandırmaca…

Asıl sorun aşıdan saklanmakta…