Somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve ahşap oyma sanatçısı Murat Göçer, çalışmalarında yüksek rölyef tekniğini kullanıyor. Ceviz, ıhlamur ve akasya gibi farklı ağaçlarla çalışan Göçer, ahşabın doğal yapısını koruyarak özgün çalışmalar ortaya koyuyor.
HİKÂYE DEDESİNDEN KALAN İZLERLE BAŞLADI
Murat Göçer’in ahşap oyma serüveni yaklaşık 10 yıl önce başladı. Mobilyacılar Sitesi’nin kurucusu olan dedesinin bu alandaki çalışmalarından etkilenen Göçer, aklında kalanları merak ederek zamanla ahşap oymaya yöneldi.
Göçer, sanatla tanışma sürecini şöyle anlattı: “Aslında başlangıcı dedemle başlayan bir hikâye. Kendisi Siteler’in kurucusu, aynı zamanda mobilyacılar sitesinin kurucusuydu. Bana işi öğretmedi ama aklımda kalanlarla merak saldım ve uygulamaya başladım.”

AHŞAPTA TARİHÎ FİGÜRLERE ODAKLANIYOR
Usta Göçer, Fatih Sultan Mehmet figürlerine ve Ayasofya temalı eserlere ağırlık veriyor. Bu alanda kendine ait bir koleksiyon da hazırlayan sanatçı, çalışmalarının büyük bölümünü bu temalar üzerinden sürdürüyor. Göçer, “Genel olarak rölyef çalışmaları yapıyorum. Fatih Sultan Mehmet’i ağırlıklı çalışıyorum. Ayasofya koleksiyonum var. Yüksek rölyef dediğimiz bir tarz var ahşap oymacılığında, onunla çalışıyorum.” diye konuştu.
ZOR AHŞABA SANATLA YENİDEN HAYAT VERİYOR
Oyma için çok uygun olmayan çınar ağacını da işleyen Göçer, Ayasofya Camii’nin bahçesinden gelen 350 yıllık çınarı sanat yoluyla yeniden hayata kazandırmaya çalıştığını söyledi. Göçer, farklı ağaç türlerini tercih ettiğini belirterek çınarın hikâyesini şöyle anlattı: “Çınar, oyma için çok uygun bir ahşap değil. Ayasofya Camii’nin bahçesinden 350 yıllık çınarla çalışıyorum. Onu tekrar sanat yoluyla hayata döndürmeye çalışıyoruz. Çınarın teknik olarak uygulaması biraz zor bir ağaç. Normalde ceviz makbuldür bu iş için. Ceviz, ıhlamur ve akasya tercih edilen ağaçlardan.”

ATÖLYESİNDE HEM ÜRETİYOR HEM ÖĞRETİYOR
Somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı olan Göçer, ahşap oyma sanatını yeni nesillere aktarmak için de çalışmalar yürütüyor. Nisan ayından itibaren Altındağ Belediyesi’nin kendilerine sunduğu atölyede üretim yapan usta Göçer, burada eğitim de veriyor; daha önce çalışmalarını Beştepe’deki atölyesinde sürdürüyordu. Kendi atölyesinde bağımsız çalıştığını belirten Göçer, eğitim faaliyetlerine ilişkin “Öğrencilerim var. Kendi atölyemde. Nisan ayından itibaren Altındağ Belediyesi böyle bir yer sundu bize. Burada faaliyet gösteriyorum, eğitim vermeye çalışıyorum.” dedi.

YAPAY ZEKÂ TASARIMI, AHŞAPTA HAYAT BULUYOR
İstediği tasarımı komutlarla oluşturan usta, ortaya çıkan çizimi ahşap üzerindeki çalışmasına aktarıyor; Sevil Aydinç ile de ortak eserler üretiyor. Yapay zekâyı üretim sürecinin bir parçası olarak kullandığını belirten Göçer, “Spontane yaptığımız şeyler de var ama genelde bir proje dâhilinde yapıyoruz. Onu da ben yapay zekâya çizdiriyorum. Yapay zekâya herkes karşı ama düzgün kullanırsa çok güzel sonuçlar alabiliyoruz. Ben komut veriyorum, kendi istediğimi çizdiriyorum, onun üzerine yapıyorum.” dedi. Göçer, Sevil Aydinç’le birlikte hazırladıkları Ayasofya’nın İmparator Kapısı çalışmasında da ortak üretim yaptıklarını belirterek, eserin içindeki resmin Sevil Aydinç’e ait olduğunu söyledi.





