• Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Kendimi tanıtmadan önce, bana böyle bir fırsat sunduğunuz için teşekkür etmek istiyorum. İsmim Melike Kurtoğlu, 1983 Ankara doğumluyum. Lisans ve lisansüstü eğitimimi Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı'nda tamamladım. Bir süre özel sektörde çalıştıktan sonra, çocuk sahibi olmamla birlikte aktif çalışma hayatına son verdim. Yapım gereği boş durmayı sevmememden dolayı, birkaç yıl butik pasta ve kurabiye işi yaptım. 2019 yılı Ocak ayı itibariyle epoksi reçine ile ilgilenmeye başladım. Oğluma bebekliğinde taktığım lakabı, bana uğur getirir düşüncesiyle marka adım yapmaya karar verdim. Böylece Ponchiko Design ortaya çıktı.

• Peyzaj Yüksek Mimarlığı ile el sanatları tasarımlarının nasıl bir bağı vardır?

Tasarımcılık yolculuğunuz nasıl başladı? Peyzaj Mimarlığı canlı ve cansız materyalleri kullanarak, sınırsız tasarım yapma yetisini bize sunar. Okulda aldığımız eğitimler, hem mimarlık hem de bitki bilimi açısından bu yöndedir. Renkleri kullanmaktan korkmamam ve her zaman 'Daha farklı ne yapabilirim?' sorusunu kendime sormam, mesleğimin bana kattığı özelliklerin başında geliyor. Tasarım eğitimi almak, reçine sanatı alanında da bana avantaj sağladı diyebilirim.

• 'Her ürün tektir, sadece benzeri tasarlanabilir' diyorsunuz el sanatlarında özgünlüğü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Reçine, yapı itibariyle akışkan olduğu için, bir ürünün birebir kopyasını tekrar yapmanız mümkün değil. Genellikle çıkan sonuç, reçine sanatçısına bile sürpriz yaşatıyor. Belki de bu işi bu kadar sevmemin bir sebebi de bu diye düşünüyorum. El sanatlarıyla uğraşan insanlar taklit etmekten hoşlanmazlar ve kendilerini yansıtan eserler ortaya koymak isterler. Epoksi reçine bu noktada kişiye sınırsız tasarım olanağı sağlıyor.

• Tasarımlarınıza olan talep hangi boyutta?

Gelen tepkilerden bahseder misiniz? Öncelikle bu işe ilk başladığımda bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmemiştim. İnsanlar sanatsal değeri olan ve günlük hayatta kullanabilecekleri ürünlere ulaşabilmeyi sevdiler sanırım. Katıldığım tasarım pazarı etkinliklerinde, standımı ziyaret eden insanların övgü dolu sözleri ve ürünlerimi almasalar bile beğenmeleri çok onur verici. Benden daha önce ürün satın almış müşterilerimin memnuniyet sözlerini duymak muhteşem bir duygu. Hatta stanttaki tanımadıkları insanlara bile beni tavsiye etmeleri en büyük motivasyon kaynağım.

• Ortaya çıkan ürünleriniz baştan sona hangi aşamalardan geçiyor? Detaylı anlatır mısınız?

Epoksi reçine iki ayrı bileşenden oluşan bir madde. Bu iki bileşen belirtilen oranlar doğrultusunda hassas terazi kullanılarak karıştırılıyor. Sonrasında renk pigmentleri katılıyor. Çeşidine göre çalışma ve sertleşme (kürleşme) süreleri değişkenlik gösteriyor. Silikon ve plastik dışında her türlü yüzeye tutunan epoksi reçine ile çalışma esnasında, iş güvenliği açısından profesyonel maske ve eldiven kullanmak zorundayız. Bunun dışında sıcak hava tabancası ve pürmüz çalışmanın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Kürleşme tamamlandıktan sonra, tamamen mukavemet kazanması için bir hafta süre geçmesi gerekiyor. Bu süreden sonra darbelere dayanıklı, pırıl pırıl bir malzeme ile karşılaşmış oluyoruz. Ben tasarımlarımda epoksi reçineyi hem tek başına kullanmaktan hem de ahşap ve metal objelerle birleştirmekten çok hoşlanıyorum.

'UCUZ ÜRÜNE YÖNELMEMEK GEREKİYOR'

• Epoksi ürünlerin insan sağlığına olumsuz etkileri olduğuna yönelik söylentilere ne dersiniz?

Piyasada çok farklı fiyatlara epoksi temin edebilirsiniz. Elbette ki içlerinde solvent gibi zararlı kimyasal maddeleri içeren ürünler de mevcuttur. Bu doğrultuda önce kendim olmak üzere, diğer insanların da sağlığı söz konusu olduğundan, asla ucuz ürüne yönelmemek gerekiyor. Benim epoksi tedarikçimin ürünleri hiçbir zararlı kimyasal içermemekte ve gıdayla temasa uygun olarak nitelendirilmektedir. Daha önce bahsettiğim tam mukavemet süresi bu noktada da çok önemli. Reçine objeler bu süre sonunda üzerine ya da içine konulan hiçbir gıda maddesiyle tepkimeye girmiyor. Böylece gönül rahatlığı ile kullanılabilir ürünler ortaya çıkmış oluyor.

'FABRİKASYON ÜRÜNLERLE KIYASLANIYOR'

• Son zamanlarda fabrikasyon üretimlere nazaran el yapımı olan ve daha doğal görünen ürünlere doğru ilgi artıyor. Bu sektörden birisi olarak bu dönüşümü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu ilgiye ben de dahilim. İnsanlar, hep aynı şeyleri görmekten bıktılar diye düşünüyorum. Mümkün olduğu kadar az bulunan ve hatta kişiye özel olan ürünler daha çok ilgi çekmeye başladı. Bu biz tasarımcılar için elbette ki umut verici bir durum. Ancak ne yazık ki ülkemizde henüz bu oluşumun yeni olmasından dolayı, tasarım ürünlerin fiyatları yüksek bulunuyor. Binlerce çalışanın hatta makinaların seri üretim şeklinde yaptığı objeler ile bizim uğraşarak emek verdiğimiz, gece gündüz çalışarak ortaya çıkardığımız, bizler için çok kıymetli olan ürünlerimizin bu şekilde kıyaslanması oldukça üzücü. Ben zamanla bunun da aşılacağına inanıyorum. Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi, bizim ülkemizde de el emeğinin kıymeti günden güne daha da bilinir hale gelecektir bence.

• Geleceğe dönük hedefleriniz nelerdir?

Bu soruya 'kalıcı olmak' diye cevap verebilirim. Yaptığım işi gerçekten çok sevdim ki zaten hem maddi hem de manevi zorlukları açısından sevilmeden yapılacak bir iş değil. Yeni teknikler denemek, yeni renkler kullanmak beni çok heyecanlandırıyor. Harika müşterilerimin yanında, etkinlikler sayesinde tanıdığım çok değerli tasarımcılar oluyor. Oğluma 'Annen ne iş yapıyor?' diye sorulduğunda eğitimini aldığım mesleğin yanında 'reçine tasarımcısı' demesi, benim için gerçekten çok değerli. Bunun yanında eşimin ve ailemin desteği olmasa belki de geldiğim noktadan bu kadar memnun olmazdım. Elbette ki ben de dürüst ve çalışkan her tasarımcı gibi hep daha ileriye gitmek istiyorum. Tanınmaya başlamak, övülmek, tavsiye edilmek bana sonsuz mutluluk ve gurur veriyor.

'KENDİMİ TEKRAR ETMİYORUM'

• Kişiye özgü tasarımlar yapıyor musunuz? Genelde hangi tasarımlara ilgi var?

İstenilen renk kombinleriyle çalışma yapıyorum ancak bana başka bir fotoğrafla gelip 'Bundan yapar mısınız?' diyenleri geri çeviriyorum. Çünkü ben kendimi bile tekrar etmekten hoşlanmazken, başkalarının tasarımlarını kopyalamak bana oldukça etik dışı geliyor. Zaten bunu duyan insanlar kendilerine özel bir çalışma ortaya çıkacağı için memnun oluyorlar. Elde yıkama yapılabilmesi ve gıdayla temasa uygun olmaları sebebiyle, lazy susan adı verilen bambu dönen standlar ve zeytin ağacından sunum tahtaları oldukça ilgi görüyor. Tepsi ve bardak altlıkları yanında büyük obje olarak zigon sehpa ve aynalar da dikkat çekiyor. Daha çok küçük hediyelik düşünen müşterilerimden gelen talepler doğrultusunda, kolye ve anahtarlık tasarımlarım da mevcut.

Muhabir: Haber Merkezi