Türk savunma sanayisinin lider füze, roket ve mühimmat üreticisi Roketsan, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan 6,5 milyar dolarlık sözleşmeler kapsamında hava savunma ve füze sistemlerinin geliştirilmesi ve seri üretimine yönelik önemli sorumluluklar üstlenecek.

Sözleşmeler doğrultusunda Türkiye'nin entegre hava savunma sistemi Çelik Kubbe güçlendirilecek, uzay sistemleri, tanksavar sistemleri ve çeşitli stratejik sistemlere uzanan birçok projenin seri üretimi gerçekleştirilecek.

Roketsan Genel Müdürü Murat İkinci, AA muhabirine, gündemlerinde bulunan çeşitli projelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Balistik füzelerin sahada oyun değiştirici rolleriyle güçlü ve modern bir ordunun envanterinde olmazsa olmazlardan biri haline geldiğini vurgulayan İkinci, "Biz de bu alanda ülkemizin ihtiyaçlarını yerli ve milli şekilde karşılamak için yeni sistemler geliştirmeye devam ediyoruz." dedi.

Bu alanda ülkenin ulaştığı en son noktayı simgeleyen Türkiye'nin en uzun menzilli ve milli imkanlarla üretilmiş balistik füzesi ünvanını taşıyan TAYFUN'un çeşitli varyantları üzerinde test faaliyetlerini ve seri üretim çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini vurgulayan İkinci, şöyle konuştu:

"TAYFUN Silah Sistemi, yüksek vuruş hassasiyeti ve hipersonik süratleri sayesinde hava savunma sistemlerinin tehdidinden etkilenmeden hedefini imha edebiliyor. Aynı zamanda kısa sürede atışa hazır hale gelmesi, ateş gücünün süratle başka noktalara kaydırılabilmesi ve sağladığı lojistik kolaylıklarla birliklere önemli harekat esnekliği sunuyor. Küresel konumlama sistemi karıştırmalarına karşı yüksek elektronik harp dayanımı ve düşük çevre koşulu duyarlılığı sayesinde ise TAYFUN, gece-gündüz ve her hava koşulunda güvenle görev icra edebiliyor. TAYFUN, farklı görev gereksinimlerine yanıt verebilen çeşitlendirilmiş bir füze ailesidir. Bu kapsamda yeni varyantların geliştirilmesine yönelik çalışmalarımız devam etmektedir."

ALKA, enerji silahında tek

Bugün gelişen teknolojiyle tehdit tiplerinin de değiştiğini, bunun yeni tür savunma sistemlerinin kullanımını gerekli kıldığını anlatan İkinci, bu noktada ALKA Yönlendirilebilir Enerji Silah Sistemi'nin (ALKA YESS) son dönemde sıkça gündeme gelen dron tehditlerini algılayıp lazer silahıyla imha edebilmesiyle önemli bir kabiliyeti daha ülke savunmasına kazandırdığını dile getirdi.

Seri üretim çalışmalarına 2023 yılında başlanan ALKA'nın, Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterindeki tek enerji silahı olarak kritik askeri tesis ve devlet kurumlarının korunmasında rol almaya başladığını bildiren İkinci, şu değerlendirmelerde bulundu:

"2019 yılından bu yana mini/mikro İHA ve dronlar gibi asimetrik tehditleri etkisiz hale getirebilen ALKA'yı yeni yeteneklerle geliştirmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda gelişen tehdit tiplerini analiz ederek ALKA'nın hedefleri arasına konvansiyonel küçük silahlarla hedef alınması çok zor olan, hızı ve çevikliğiyle bilinen FPV (First-Person View) dronları da ekledik. Böylelikle ülkemiz özellikle son yıllarda önemli terör tehdidi olmaya başlayan kamikaze FPV dronlara karşı da önemli bir savunma yeteneği kazandı.

ALKA Yönlendirilmiş Enerji Silah Sistemi ürün ailemiz, modern harp ortamının hızla değişen dinamiklerine uyum sağlayan, asimetrik tehditlere karşı yüksek etkinlik ve geniş görev yelpazesi sunan, kullanıcı dostu, ileri seviye bir savunma teknolojisi olarak öne çıkıyor. Hassas hedefleme, yapay zeka destekli zafiyet analizi ve enerji tabanlı etkisizleştirme gibi son teknoloji kabiliyetlerin entegrasyonu sayesinde ALKA, İHA'lardan EYP'lere, patlamamış mühimmatlardan kablolu FPV kontrollü İHA'lara kadar uzanan geniş asimetrik tehdit grubuna karşı düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Kinetik silah sistemlerinin yüksek maliyetleri ve sınırlı mühimmat kapasitesi, özellikle tekrarlayan asimetrik tehditlerle mücadelede uzun vadede ekonomik sürdürülebilirliği zorlaştırırken, ALKA operasyon başına maliyetlerini minimize ederek sürdürülebilir bir savunma stratejisi sağlıyor."

Lazer silahıyla maksimum hassasiyet, minimum risk

İkinci, "lazer silahı" olarak da nitelendirilen ALKA'nın en dikkat çekici üstünlüklerinden bir diğerinin ise ikincil hasara yol açmadan görev icra edebilmesi olduğunu söyledi.

Bu özelliğin hassasiyet ve güvenliğin kritik önem taşıdığı operasyonel senaryolarda sistemi son derece değerli kıldığına işaret eden İkinci, şunları kaydetti:

"Kentsel alanlar, kritik altyapı bölgeleri ve deniz ortamı dahil olmak üzere çeşitli harekat sahalarına uyum sağlayabilmesi, ALKA'nın geniş kapsamlı savunma gereksinimlerini başarıyla karşılayabilmesini sağlıyor. Ayrıca, sistemin tehdidi güvenli mesafeden patlayıcı kuvvet kullanmadan etkisiz hale getirmesi, personel ve platform güvenliğini de artırıyor.

ALKA'nın çok amaçlı yapısı ve her hava şartında görev icra edebilmesi, modern savunma ihtiyaçlarına bütüncül ve sürdürülebilir bir yaklaşım sunarken, yüksek değerli varlıklar, kritik altyapılar ve personelin korunmasında ALKA'yı vazgeçilmez bir unsur haline getiriyor. ALKA'nın maksimum hassasiyetle ve minimum riskle asimetrik tehditleri etkisiz hale getirme kapasitesi, sistemin ileri savunma stratejilerinin temel taşlarından biri olma potansiyelini gösteriyor.

Gerçekleştirilen çeşitli operasyonlar ve uygulamalı testlerle sahada başarısını kanıtlayan ALKA, Türkiye'nin hava sahasını güvenlik şemsiyesi altına alan Çelik Kubbe Projesi'nin de önemli bir parçası olarak görev üstleniyor. Önümüzdeki dönemde sahadaki ihtiyaçlar ve yeni gelişen tehditleri analiz ederek ALKA'nın geliştirme çalışmalarını sürdüreceğiz."

Suyun altındaki caydırıcılık da artacak

Roketsan olarak 37 yıllık mühendislik birikimleriyle yeni sistemler geliştirmeye devam ettiklerini bildiren İkinci, Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterinde bulunan ATMACA Gemisavar Füzesi'nin denizaltından atılacak versiyonu olan AKATA ile Türkiye'ye dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu su altından güdümlü mermi atış kabiliyetini kazandırmanın gururunu yaşadıklarını dile getirdi.

İkinci, "Üstün teknolojiyle donattığımız AKATA, 250 kilometreye ulaşan menzili ve yüksek patlayıcılı parçacık etkili harp başlığıyla 'mavi vatan' savunmasına güç katacak. Geliştirme çalışmalarına devam ettiğimiz AKATA'nın Türk Deniz Kuvvetlerimizin envanterindeki denizaltı platformlarına entegrasyonuna, seri üretimine ve kapasite artırımına yönelik faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu sistemimizi en kısa sürede Türk Deniz Kuvvetlerimizin, daha sonra da dost ve kardeş ülkelerin envanterine kazandırmayı hedefliyoruz." dedi.

Ciro ve ihracat artıyor, büyüme sınırlara sığmıyor

Murat İkinci, 2025 yılının Roketsan açısından hem teknolojik sıçrama hem de küresel ölçekte görünürlüğün güçlendiği bir yıl olduğunu söyledi.

Yıl boyunca Türk Silahlı Kuvvetlerinin vurucu ve caydırıcı gücünü artırmaya yönelik kara, hava ve deniz platformlarında birçok kritik sistemin teslimatını gerçekleştirdiklerini, yerli ve milli savunma teknolojilerinin atışlı testlerini başarıyla tamamlayarak sahada başarısını bir kez daha kanıtladıklarını anımsatan İkinci, "Tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda yürüttüğümüz AR-GE çalışmaları, şirketimizin stratejik gücünün temelini oluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda 2025 yılında AR-GE bütçemizi 10,5 milyar liranın üzerine çıkararak uydu fırlatma, ileri malzeme, enerji depolama, terminal güdüm ve yenilikçi silah sistemleri gibi alanlarda geleceği şekillendirecek projelere yatırımlarımızı sürdürdük." diye konuştu.

IDEF'25 Fuarı'na 60'ın üzerinde savunma sistemiyle damga vurduklarını ifade eden İkinci, hem hava hem kara hem de deniz platformlarında ulaştıkları teknolojik seviyeyi tüm dünyaya gösterdiklerini kaydetti.

İkinci, uzay alanında ise ŞİMŞEK-2 Uydu Fırlatma Aracı ile Türkiye'yi güneş eş zamanlı yörüngeye uydu gönderebilecek kapasiteye taşıyacak adımları somutlaştırdıklarını anlattı.

Finansal sonuçlarının da vizyonlarıyla aynı doğrultuda ilerlediğini aktaran Murat İkinci, şunları paylaştı:

"2024'te ciromuzu dolar bazında yaklaşık yüzde 45 artırarak hedeflerimizi aşmayı başarmış, ihracat gelirlerimizi 380 milyon doların üzerine taşımıştık. Bu yıl sonunda ise bu rakamların çok daha üzerine çıkacağımızı şimdiden söyleyebilirim. 37 yıl önce 25 kişilik çekirdek kadroyla yola çıkan Roketsan'ın bugün 6 bin 500'ü aşkın çalışanı ve 3 bini aşkın AR-GE personelinden oluşan büyük teknoloji ordusu var ve hedeflerine emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Güçlü ekosistemimiz ve yüzde 90'ı aşan yerlileşme oranımızla yalnızca Roketsan'ı değil, Türkiye'nin savunma sanayisini de birlikte büyütüyoruz. Yurt dışında kuracağımız üretim tesisleriyle bu büyümeyi artık sınırlara sığmayan küresel bir modele dönüştürüyoruz.

Biz gücünü Türk milletinden alan bir şirketiz. Ülkemizin güvenliği için çalışırken sadece bugünün değil, geleceğimizin de güvenliğini teminat altına alıyoruz. Dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketinden biri olarak ülkemizin savunmasına, teknolojisine ve hikayesine güç katmaya, dünyanın her noktasında ay yıldızlı mühendisliğimizin gururla dalgalanması için durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz."

Daha yüksek kapasite, daha hızlı teslimat

İkinci, 2026 yılında da Roketsan'ın en kritik önceliğinin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamak ve sahadaki caydırıcı gücünü sürekli artırmak olduğunu vurguladı.

Roketsan Genel Müdürü Murat İkinci, gelecek yıl hedeflerine ilişkin şu bilgileri verdi:

"Devam eden seri üretimlerimizi daha yüksek kapasiteyle sürdürerek teslimat hızımızı artıracağız. Kara, hava ve deniz platformlarına yönelik tüm milli sistemlerde bir yandan operasyonel üstünlük sağlarken, diğer yandan ihracat odaklı büyümemizi güçlendireceğiz. Ordumuzun caydırıcı gücünü artırdıktan sonra bu yetenekleri dost ve müttefik ülkelere taşıyarak Türkiye'nin küresel savunma ekosistemindeki stratejik rolünü daha da yükseltmeyi hedefliyoruz.

Önümüzdeki yıl AR-GE ve üretim kabiliyetlerimizi büyütürken, insan kaynağımız da bu dönüşümün merkezinde olmaya devam edecek. Mühendislik gücümüzü ve nitelikli iş gücümüzü artırmayı, geleceğin teknolojilerini geliştirecek genç yetenekleri Roketsan ailesine kazandırmayı ve teknolojik liderliğimizi sürdürülebilir kılmayı öncelikli hedefler arasında görüyoruz. Aynı zamanda yerlileşme oranlarımızı daha da artırarak ülkemizin savunmada dış kaynak teminini en aza indirmek ve tedarikçi ekosistemimizi daha da güçlendirmek en güçlü odaklarımızdan biri olacak.

Bizim için 2026 yalnızca yeni sistemlerin üretildiği bir yıl olmayacak, Türkiye'nin savunma alanındaki bağımsızlığını güçlendirme ve geleceğin harp doktrinini şekillendirme yolculuğunun bir sonraki eşiği olacak. Gücünü Türk milletinden alan bir şirket olarak, bugünün tehditlerine karşı koruyan, yarının teknolojilerine yön veren ve Türkiye'yi savunma sanayisinde dünyanın ön sıralarında konumlandıran çalışmalara aynı kararlılıkla devam edeceğiz."

Kaynak: AA