Beyazperdede Cüneyt Arkın'ı Battal Gazi, Malkoçoğlu, Kara Murat v.b. derinliksiz, seyirciye mehter gazı verilen filmlerden tanırdık. Bir de vurdulu-kırdılı mafyavari filmlerin efsane oyuncusu olarak. Göklerden uçar, kale duvarlarından atlar (*), düşmanlarını haklardı. Bize özgü bir kahramandı. Beyaz atın üzerinde, zalimlerin korkulu rüyasıydı. Bir 'üstün insan' portresiydi sinemamızda. İthal karate filmlerine karşı bizim de Cüneyt Arkın filmlerimiz vardı.
Hangi yıllardan söz ediyorum?
1970'li yıllar.
1961 Anayasa'sıyla gelen özgürlükler, örgütlenme hakları 12 Mart 1971 darbesiyle budanmış olsa da Anayasa ağacının dalları hala yeşil. Örgütlenme, muhalefet etme özgürlüğü bugünlere göre çok daha ilerde.
Sendikalaşma artıyor, toplumsal muhalefet yükseliyor.
Bu durum genel olarak sanata da yansıyor.
Sinemaya da elbette…
O vurdulu kırdılı filmlerin baş oyuncusu Cüneyt Arkın, seyirciyi şaşırtan bir rolle çıkıyor karşımıza. Üzerinde mavi işçi tulumu, yüzünde kömür karası, başında baret…
Zaten filmin adı da 'Maden'.
'Maden', bir maden ocağındaki acımasız sömürüye başkaldırının öyküsüydü.
Başarılı bir politik film örneği olan 'Maden', 1978 yılında çekildi ve yönetmeni Yavuz Özkan'dı. Senaryo da ona ait.
Filmin diğer oyuncuları mı?
Tarık Akan, Hale Soygazi, Halil Ergün, Meral Orhansay.
***
O yıllar, yazlık sinemaların da henüz görkemini yaşadığı yıllardı. Kısa bir süre sonra birer birer düğün salonuna dönüşeceklerini bilmeden bir kuşağın daha belleğine gazoz tadıyla birlikte yerleştikleri yıllar…
Ben de 'Maden'i, dönemin toplumsal rüzgarı alnını fazlasıyla okşamış bir 'çocuk irisi' olarak böyle bir sinemada izlemiştim.
Cüneyt Arkın, o beyaz kareteci giysileri içinde sağa sola tekme atarken, göklerde uçarken ya da beyaz atın üzerinde dağları aşarkenden çok, mavi tulumuyla, yüzündeki kömür karasıyla, başındaki baretle yerleşivermişti belleğime.
Özel televizyonların yaygınlaşmasıyla, onlarca yıldır eski dövüşçü Cüneyt Arkın filmleri döne döne oynatılır ekranlarda, hep karşıma çıkar da o bendeki portre silinmez hiç!
***
'Maden' filminin çekilmesinin üzerinden 41 yıl geçti.
Madenlerde çalışma koşulları değişmedi. Belki daha da kötü!
Maden ocaklarındaki sömürü daha da acımasızlaştı.
Maden cinayetleri durdurulamıyor.
Hak aramak daha da zorlaştı…
Özetle, 'Maden' filmi hala güncel.
'Maden'in senaristi, yönetmeni Yavuz Özkan ise, içindeki insanca yaşama özlemini bir nebze olsun dindiremeden geçen hafta son yolculuğuna uğurlandı.
Özkan, 'Maden'den hemen sonra da demiryollarında çalışan işçilerin sorunlarını, acılarını, öfkelerini, hak arayışlarını yansıtmıştı beyazperdeye. 'Demiryol' filmi de politik sinemanın başarılı örneklerinden biri olmuştu yine.
Zaten sonrası 12 Eylül'dü…
Birçok aydın, sanatçı, yazar gibi o da 12 Eylül sürgünü olmuştu.
'Maden' filmi güncelliğini yitirsin diye yaşanmış bir ömürden izler bırakıp bir başka sürgüne gitti şimdi de…
____________________
(*) Cüneyt Arkın, 2016 yılında, artık 80'ine merdiven dayamışken Altın Kelebek Ödülleri törenine katılmıştı. Ödül vermek için sahneye çağrıldığında, dağ taş, kale duvarı dinlemeyen adamı oğlunun kolunda gördü seyirciler. O ise, '90 dakikalık filmlerin 60 dakikasında havada uçan ben, şimdi oğlumun yardımıyla yürüyorum.' demişti.