Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açılış konuşmasıyla başlayan Zirve’de, Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan ile Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi, Özel Öğretim Derneği Genel Başkanı ve Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Akça da birer konuşma gerçekleştirdi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasında teknolojinin bugün gelinen noktada ekranlardaki yeni uygulamaları, hayatı kolaylaştıran araçları ve üretimi hızlandıran yazılımları aşan, insanlığın geleceğine temas eden kritik bir eşikte olduğunu belirterek, “İnsan hayatına dair bilginin kimlerin elinde toplanacağı, bu bilginin hangi maksatla işleneceği, hangi karar süreçlerine yön vereceği, insanın mahrem alanına nerede temas edeceği ve nihayetinde insan iradesinin bu büyük dijital düzen içinde nasıl korunacağı gibi hayati başlıklarla karşı karşıyayız. Dolayısıyla teknoloji meselesi çağımızın egemenlik başlıklarından birisi haline dönüşmüş durumda. Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu. Bugün bütün bunların yanına veri merkezleri, algoritmalar, yapay zeka modelleri, dijital platformlar ve göremediğimiz arka planda çalışan karar sistemleri eklendi. İnsanlığın geleceğine dair mücadele artık ekranda görünen kolaylıkların arkasında görünmeyen veri akışlarında insan davranışlarını okuyan sistemlerde ve toplumların kaderine temas eden dijital iktidar alanlarında şekilleniyor” dedi.

EGEMEN OLAN GÜÇ SÖYLEMİ

Son dönemde ABD merkezli büyük veri, yapay zeka, istihbarat, güvenlik, savunma teknolojileri ve kamu sistemleriyle çalışan etkili bir teknoloji şirketinin yayımladığı manifestonun kamuoyunun gündeminde olduğunu hatırlatan Bakan Tekin, “Söz konusu şirketin yayımladığı 22 maddelik manifesto, teknoloji dünyasına yeni bir egemenlik tanımı yapıyor aslında. Silikon Vadisi mühendislerine ve teknoloji şirketlerine savunma alanında daha çok rol yüklüyor, yazılımı, veriyi ve yapay zekâyı askeri üstünlüğün, devlet kapasitesinin, savaşların ve küresel rekabetin merkezine yerleştiriyor. Bir başka ifadeyle bu metin, dünyaya yeni dünya düzeninin egemen olan güç söylemini ilan ediyor. Gücün artık yazılımı kimin geliştirdiği, veriyi kimin topladığı, yapay zekâyı kimin yönettiği ve bütün bu kapasitenin hangi stratejik hedefler için kullanıldığı üzerinden şekil aldığını ifade ediyor" diye konuştu.

Bu yaklaşımın sahadaki karşılığı olarak Gazze’yi örnek veren Bakan Tekin, “Söz konusu manifestoyu yayınlayan şirket, İsrail Savunma Bakanlığı'yla kurduğu stratejik işbirliği veri ve yapay zeka teknolojilerinin savaş alanında nasıl bir kapasiteye dönüştüğünü bütün dünyaya gösteriyor. Çocukların kadınların hastanelerin, okulların ve en temel insani güvencelerin hedef haline geldiği Gazze'de yaşananlar, teknolojinin hangi akla hizmet ettiği sorusunu bütün insanlık için daha yakıcı bir hale getirmiştir. Bahsettiğim manifesto, aslında bütün bu yapılanları meşrulaştıran açık bir irade beyanıdır. İnsan haysiyetini, hukuku, merhameti ve vicdanı merkeze alan bir değer zeminiyle buluşmayan teknoloji, en ileri kabiliyetleriyle dahi insanın önüne çok ağır bir imtihan koymaktadır. Bizim bu tabloyu bütün boyutlarıyla okumamız, ülke olarak teknolojiyi, eğitimi, insanı ve değerlerimizi aynı ciddiyetle ele almamız şarttır” dedi.

Türkiye’nin çağın kenarında bekleyen, başkalarının getirdiği sistemlere mahkum olan, teknolojinin seyrini ve yönünü dışarıdan seyreden bir ülke konumunda olmaması gerektiğinin altını çizen Bakan, “Savunma sanayinde milli ve yerli kapasite kadar eğitim alanında insanı, insana ait değerleri, mahremiyeti, iradeyi ve teknoloji okuryazarlığını birlikte inşa edecek Maarif iradesi de bizim açımızdan çok hayatidir. Çünkü bu yeni çağın asıl gücü yazılımı yazacak, veriyi anlamlandıracak, yapay zekayı geliştirecek, teknolojiyi insanlığın hayrına yöneltecek nesillerin yetiştirilmesinden doğacaktır” diye konuştu.

“Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar” diyen Bakan Tekin, Milli Eğitim Bakanlığı olarak öğrencilerin, dijital çağla kurduğu ilişkiyi dar bir kullanım becerisi alanına hapsetmeden, çocukların düşünme biçimine, sabrına, dikkatine, mahremiyet duygusuna, vatan sevgisine, doğruyu arama cesaretine ve insanla kurduğu ilişkinin ahlakına kadar uzanan çok geniş bir perspektifle ele aldıklarını anlattı.

Türkiye’nin ihtiyacının kendi ülkesinin bağımsızlık ufkunu taşıyan insanlığın ortak vicdanını ve medeniyet değerlerini aynı anda taşıyabilecek kuşaklar ve nesiller yetiştirmek olduğunun altını çizen Bakan, “Teknolojide de güçlü olacağız. Bilimde, yapay zekada, dijital altyapıda, savunma sanayinde, siber güvenlikte ve yüksek teknoloji üretiminde daha ileri seviyelere ulaşacağız. Kendi mühendislerimizle, kendi öğretmenlerimizle, kendi gençlerimizle, kendi kurumlarımızla bu büyük yürüyüşü sürdüreceğiz. Çünkü Türkiye'nin tam bağımsızlık iddiası bunu gerektirir. Biz insanı eşref-i mahlûkat olarak bilen bir geleneğin mensuplarıyız. İnsan bizim nazarımızda aklıyla hakikatin peşinde koşan, kalbiyle merhameti arayan, vicdanıyla adaleti duyan, emeğiyle dünyayı imar eden, haysiyetiyle yücelen, faniliğiyle hayatın anlamını kavrayan aziz bir emanettir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizi de bu büyük kırılmayı doğru okuyarak, çağın imkânlarının risklerini ve insan üzerindeki dönüştürücü etkilerini birlikte dikkate alan güçlü bir maarif iddiası ile inşa etmeye çaba gösterdik. Bizim yetiştirmek istediğimiz insan profili çağın araçlarını kullanan zamanın ruhunu kavrayan üretme kudretini ahlaki bir sorumlulukla taşıyan ve insanı her türlü teknolojik hesabın üzerinde gören iyi insan yetiştirme arzusudur. İyi insan derken aklını kiraya vermeyen kalbini merhametle diri tutan, kolay olanın cazibesine kapılmadan, doğru olanın peşinde duran, emeğini hayra yönelten, varlığıyla ailesine, toplumuna, milletine ve insanlığa güven veren bir ufka vurgu yapıyoruz. Modelimizin erdem, değer, eylem çerçevesi de bu insani tasavvurun ana ekseni etrafında oluşmaktadır” diye konuştu.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin dijital okuryazarlık boyutunun da bulunduğunu anlatan Bakan Tekin, çocukların dijital ortamda karşılaştığı bilginin kaynağını sorgulayabilmesi, kendisini yönlendiren dili fark edebilmesi ve mahremiyetini koruyabilmesini sağlamayı hedeflediklerini söyledi.

“NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞI YETİŞTİRMEK ÖNCELİKLİ MESELEMİZDİR”

ATO Başkanı Gürsel Baran da konuşmasında, dijitalleşme, yapay zekâ, otomasyon ve yeşil dönüşümün iş dünyasını ve meslekleri yeniden şekillendirdiğini belirterek, bu süreçte eğitimin stratejik öneminin daha da arttığını söyledi. Eğitimin yalnızca bilgi aktarımı değil, aynı zamanda insan ve toplum inşası olduğunu kaydeden Baran, “Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen bireyler yetiştirmek zorundayız. Ama bunun da ötesinde, tüm bu yetkinlikleri güçlü bir değerler zemini üzerine inşa etmek durumundayız. Maarif Modeli’nin, köklerinden beslenen, kendi değerlerini bilen, aynı zamanda çağın gereklerini anlayarak geleceği okuyabilen bireyler yetiştirme hedefi, ‘insan, değer ve teknoloji’ yaklaşımıyla da birebir örtüşüyor. Burada esas mesele teknolojiyi yalnızca kullanan, tüketen gençler yetiştirmek değil, teknolojiyi üreten, hatta yön veren bireyler yetiştirebilmek” dedi.

ATO’nun, Milli Eğitim Bakanlığı ile yürüttüğü “Mesleki Eğitimde Ankara Modeli” çalışmasına da değinen Baran, eğitim kurumlarıyla iş dünyası arasındaki bağların güçlendirilmesini önemsediklerini belirterek, “Ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetişmesi için sektör temsilcileriyle eğitim kurumlarını güçlü şekilde buluşturmayı önemsiyor, organize sanayi bölgeleri, ticaret merkezleri ve işletmelerimizle eğitim kurumlarımız arasında kurulacak güçlü köprülerin, gençlerimizin istihdama geçişini hızlandıracağına inanıyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonu ve küresel rekabetçilik hedefi doğrultusunda, bu hedeflerin taşıyıcı sütunu olan nitelikli insan kaynağı yetiştirmek bizim öncelikli meselemizdir. İnsanı inşa etmek, geleceği inşa etmektir” diye konuştu.

1 (3)-9

“BİLGİ ÇOĞALDIKÇA HİKMETE OLAN İHTİYAÇ ARTIYOR”

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan da konuşmasında, eğitimin yalnızca bugünün değil, geleceğin insanını ve medeniyet tasavvurunu inşa eden temel alan olduğunu söyledi. Eğitimde bilgi kadar hikmet, ahlak ve değerlerin de önem taşıdığına dikkat çeken Arıcan, “Bilgi çoğaldıkça hikmete olan ihtiyaç artıyor, teknoloji geliştikçe ahlaka olan ihtiyaç artıyor. Geleceğin eğitimi bilgiyi hikmete, beceriyi ahlaka, mesleği sorumluluğa bağlayan bir eğitim olmalıdır” dedi.

Yapay zekâ çağında öğretmenin rolünün daha da kritik hale geleceğini ifade eden Arıcan, “Öğretmen yalnız bilgi vermez; bakış verir, ruh verir, örneklik verir. Yapay zekâ bir problemi çözebilir fakat öğrencinin karakterindeki potansiyeli öğretmen kadar kimse keşfedemez. Geleceğin öğretmeni rehber, mentor ve değer taşıyıcısı olacaktır” diye konuştu.

“GELECEK, TEKNOLOJİYİ İNSANLIĞIN İYİLİĞİ İÇİN KULLANABİLENLERİN OLACAKTIR”

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi, Özel Öğretim Derneği Genel Başkanı ve ATO Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Akça da konuşmasında, teknolojik dönüşüm çağında insanı merkeze alan bir eğitim anlayışının önemine dikkat çekti. Eğitimin yalnızca bilgi aktarımı olmadığını belirten Akça, “Teknoloji bize hız kazandırıyor, üretimi artırıyor ancak insanı yalnızca verimlilikle tanımlamak eksik bir bakıştır. Bizim medeniyet tasavvurumuzda insan aklı kadar kalbi, bilgisi kadar ahlakı ve başarısı kadar karakteriyle değerlidir” dedi.

Teknolojinin insanlığın hizmetine sunulması gerektiğini ifade eden Akça, “Yapay zekâ gelişirken merhameti, dijital sistemler güçlenirken adaleti, veri kullanımı artarken mahremiyeti daha güçlü savunmak zorundayız. Gelecek, yalnızca en güçlü teknolojilere sahip olanların değil o teknolojiyi insanlığın iyiliği için kullanabilenlerin olacaktır. Gelecek, yalnızca bilgi üretenlerin değil, bilgiyi ahlakla, vicdanla, sorumlulukla yoğuranların olacaktır” diye konuştu.

Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Aydemir’in sunumuyla devam eden programda, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Osman Kurt’un moderatörlüğünde, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Cihat Demirli, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sever ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mert Özarar’ın katılımıyla bir panel gerçekleşti.

Çalıştaylarla devam eden programda, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fetullah Güner, Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali, TOBB Türkiye Eğitim Meclisi Başkanı Metin Özer, ATO Mesleki Eğitim ve Ahilik Özel İhtisas Komisyonu Başkanı Abidin Memili, Komisyon Üyesi Cengiz Duygulu, ATO 61 No’lu Özel Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Abdulkadir Cesur, Komite Başkan Yardımcısı Mahmut Burkankulu, Meclis Üyeleri Adem Yavuz ve Sabahattin Yıldız ile eğitim camiası temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve öğrenciler yer aldı.

Kaynak: Bülten