Türkiye, bir kavşak noktasında...
Bu noktada bir tercih yapmak zorunda...
Yapılan tercih, geleceğimizi belirleyecek.
***
Özellikle 'Türkiye' diyoruz...
Çünkü Türkiye'nin tüm etkin güçleri bu işin içinde...
Yalnız hükümeti yönlendiren partiler değil, muhalefet partileri de!
***
Mesele siyasetle de bitmiyor...
Ekonomide de bir yol ayrımına gelmiş bulunuyoruz...
Yapılacak siyasi tercih aynı zamanda ekonomik tercihle bütünleşmek zorunda.
***
İçinde bulunduğumuz durumu anlayabilmek için bu noktaya nasıl geldiğimizi hatırlamamız gerekiyor...
Söz konusu olan noktaya 60 yılı aşkın bir yolculuk sonunda vardık...
İkinci Dünya Savaşı sonunda yaptığımız tercih bizi buraya getirdi.
***
O tercih, bağımsız Türkiye gemisini ABD destroyerinin arkasına bağlama tercihiydi...
NATO'ya girme, 'soğuk savaş' ta ABD ile birlikte saf tutma, ABD'ye üsler verme, ekonomimizi 'liberalize' etme, dış politikamızı Batılı merkezlere endeksleme, bunların hepsi yapılan o tercihin sonuçlarıydı...
Peki öyleyse, 60 yıldır izlediğimiz yola devam edip etmemeyi bugün neden tartışıyoruz!
***
Çünkü girdiğimiz yol giderek çatallaşıyor, bozuluyor, aynı yolda ilerlemek daha güç hale geliyor...
ABD ile 'stratejik müttefik' olduğumuzu söylüyoruz... Ama ABD'nin bize müttefik gibi değil düşman gibi davranıyor... Türkiye'yi içinden parçalamak için egemenliği altındaki komşu ülke bölgelerinde örgütler, ordular kuruyor... NATO tatbikatlarında müttefiklerimiz bizi hedef tahtasına koyuyor...
ABD'nin kullanımına verdiğimiz üsler darbe girişimlerine ev sahipliği yapıyor...
vs... vs...
***
AB'ye girmeye çalışıyoruz almıyorlar...
Gümrük Birliğine giriyoruz, zararlı çıkıyoruz!..
Onların tavsiye ettiği ekonomik politikaları izliyor, her geçen gün biraz daha bağımlı hale geliyor ve borç batağına batıyoruz.
***
Sonunda bir noktaya geldik ve Rusya'dan S-400 almak zorunda kaldık...
Nedeni, müttefiklerimizin hava savunma sistemi vermekte nazlanmalarıydı...
Şimdi de bu nedenle yapımına katıldığımız F-35 projesinden dışlanıyoruz ve yaptırım tehditleri ile karşı karşıya kalmış bulunuyoruz.
***
Evet, bir kavşak noktasına geldik ve bir karar vermek zorundayız...
Bu hepimizin sorunu, çünkü yapılacak tercih hepimizi etkileyecek...
Neticede hepimiz aynı 'otobüsteyiz'!
***
Bu aynı zamanda çok zor bir durumda olmamız anlamına geliyor...
Çünkü otobüs devamlı bir o yana bir bu yana yalpalıyor...
Şoförü uyaranlar ise sürekli azarlanıyor; daha olmazsa bileti iptal edip otobüsten indiriliyor!
***
Gidişten memnun olmayanlar da yönlerini şaşırmış durumdalar...
60 yıldır izlediğimiz yolda otobüsün neden teklediğini, yolun neden giderek bozulduğunu ve yolun sonunda bizi ne beklediğini araştırıp soruşturmak yerine şoförü iyi araba kullanamamakla suçlayarak durumu kurtarmaya çalışıyorlar...
Otobüsün belirlenmiş rotadan çıkmaması için dışarıdan müdahale edenlerden medet umuyorlar!
***
Haksızlık mı ediyoruz?..
Hep birlikte, S-400'lerin alımından hemen vazgeçip ekonomide IMF'in kapısına çalmalı ve onların reçetelerini uygulamalıyız demek mi zorundayız?..
Yoksa ABD'nin ve AB'nin açılım politikalarına mahkûm mu olmalıyız?..
***
Ekonomik krizden çıkışın yolu küresel efendilerin bizi zorladığı 'yapısal reformlar'dan mı geçiyor?..
İnsanlarımızın giderek daha büyük bir bölümünün açlık sınırının altında yaşadığı koşullarda kemer mi sıkmalıyız?..
Yoksa inşaat sektörünü canlandıracak yeni projeler mi üretmeliyiz?..
***
İçinde bulunulan durumda kimse için kolay bir çözüm yok...
En büyük hatayı işin başında yaptık...
Kendi belirlediğimiz hedefe gidebilmek için yapımına başladığımız yolu yarım bırakıp başkalarının yaptığı bir yola saptık.
***
Şimdi kara kara düşünüyoruz...
Ve önümüzde daralan dikenli yola bakıp kendi kendimize soruyoruz:
Nereye gidiyoruz?