'Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi' TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Kanun teklifi ekoloji örgütleri, meslek odaları ve uzmanlar tarafından doğa korumayı zayıflatacağı ve milli parkaları sermayeye açacağı gerekçesiyle yoğun şekilde eleştirildi.

Değişiklikle milli parklarda koruma odaklığından “kullanım ve işletme” odaklılığa geçileceğini belirten yaşam alanı savunucuları, bu yaklaşımla milli parkların sermaye açacağını ifade ediyor.

MİLLİ PARKLAR ÖZEL SEKTÖRE KİRALANABİLECEK

Teklifin en çok tartışılan maddelerinden biri, milli parklar ve tabiat parklarında turistik tesisler ve ticari işletmeler için özel sektöre uzun süreli kiralama imkanı getirecek olması. Bu değişiklikle gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine turistik tesisler yapmak üzere 49 yıla kadar intifa (kullanım) hakkı verilebilecek; bu tesislerin işletmesi başarılı bulunursa süre 99 yıla kadar uzatılabilecek. Uzmanlar, bu durumun milli parkları uzun süreli ticari işletmelere dönüştürerek ekolojik bütünlüğü bozacağını ifade ediyor.

YOL YAPALABİLECEK, ELEKTRİK HATLARI KURULACAK

Kabul edilen teklifle birlikte milli park alanlarında kamu yararı ve zaruret bahanesiyle; ulaşım yolları, elektrik iletim hatları, petrol ve doğal gaz boru hatları, trafo, haberleşme ve atık su gibi altyapı projelerinin yapılmasına izin verilebilecek. Bu durumun, “mutlak koruma zonları”nda ormanların ve yaban hayatının bölünmesine, habitat parçalanmasına ve geri dönülmez tahribatlara yol açacağı uyarısı yapılıyor.

MİLLİ PARKLAR SERMAYE VE KÂR ARACINA DÖNÜŞECEK

Korunan alanların yönetimi, planlanması ve yetki süreçleri Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğünde merkezileştiriliyor. Bu duruma karşı yerel yönetimler, bilim insanları, meslek odaları ve yöre halkının süreç dışına itildiğine yönelik eleştiriler ortaya konuyor. Ayrıca DKMP’nin “döner sermayeli” bir kuruluşa dönüştürülmesiyle, doğa koruma amacı ile kurumun gelir/kâr elde etme hedefinin birbiriyle çelişeceği ve korunan alanların birer “sermaye ve kâr aracına” dönüştürüleceği belirtiliyor.

ARAÇ TRAFİĞİ, ALTYAPI ÇALIŞMALARI VE İNSAN BASKISI

Türkiye’nin kuraklık ve su stresi yaşadığı bir dönemde, su havzaları, karbon yutakları ve yaban hayatı koridorları olan milli parkların yapılaşmaya açılmasının, iklim krizine karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatacağı da vurgulanıyor. Araç trafiğinin, altyapı çalışmalarının ve insan baskısının artmasının bölgedeki endemik türleri ve ekolojik işleyişi tehlikeye atacağı ifade ediliyor.

Yasa teklifi her ne kadar denetimleri artırmayı ve kaçak yapılaşmaya karşı cezaları ağırlaştırmayı hedeflediğini belirtse de getirdiği esneklikler, 99 yıla varan turizm tahsisleri, altyapı/enerji projelerine verilen izinler ve kurumun döner sermaye yapısına geçmesi nedenleriyle doğa koruma statülerini zayıflatacağı ve milli parkları ranta/yapılaşmaya açacağı yönünde çok ciddi endişelere neden oluyor.

Muhabir: Cemil Cahit SARAÇOĞLU