!6 Ekim Dünya Gıda Günü'ydü...
17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü...
Her geçen gün etkisini daha fazla hissettiğimiz iki olgu üzerine yazmak için masaya oturduğumda Amasra'daki felaketin haberi gelince o konu öne çıktı.
***
Amasra'da yaşanan felaket bir süre sonra daha öncekiler gibi unutulacak...
Sonuçta bu acı olaydan geriye bir tarih, ölü ve yaralı sayısından oluşan iki rakam, bir de hayatını kaybedenlerin ailelerinin acı dolu anıları kalacak.
***
Gıda krizi ve yoksulluk ise her gün insanlara kendini hatırlatmaya devam ediyor...
Tıpkı durmadan kanayan bir yara gibi......
Bir de onlardan hiç ayrılmayan yolsuzluk var.
***
Geçtiğimiz günlerde IMF tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan 'Küresel Gıda Kriziyle Mücadele: Etki, Politika Yanıtı ve IMF'nin Rolü' başlıklı bir rapor yayınlandı...
Raporda, 'Dünya şu anda, pek çok ülkeyi ciddi gıda kıtlığıyla baş başa bırakan ve büyük acılar ile çok sayıda ölüme neden olan 2007-2008 krizine eşit oranda bir gıda kriziyle karşı karşıya' değerlendirmesi yapıldı...
IMF bunu hatırlatmasa bile biz kendi ülkemizde zaten bunu her gün görüyor, hatırlıyorduk.
***
Peki, bu durum değiştirilebilir, gıda sorunu ve yoksulluk da bir gün hayatımızdan çıkabilir mi?..
Gıda Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş, bu konu ile ilgili olarak şunları söyledi:
'Derinleşmekte olan gıda krizinin küresel ticaret hacminin daralması, enerji fiyatlarının artması, ambargolar nedeniyle hububat başta olmak üzere temel tarım ürünlerinin fiyatlarının fırlaması gibi dünyadaki gelişmelerden kaynaklanan nedenlerini önlemek elimizde değildir. Ancak, ülkemizde izlenen yanlış tarım politikalarını değiştirmek elimizdedir. Nitekim uygulanan tarım politikalarının yanlışlığı nedeniyle küresel gıda fiyatlarında yıllık artış oranı yüzde 4 , Avrupa Birliği'nde yüzde 14, OECD ortalaması ise yüzde 15 olurken, Türkiye'de gıda fiyatları son 1 yılda yüzde 92 artış göstermiştir.'
***
Demirtaş, açıklamasında sözünü ettiği yanlış tarım politikalarının temelinde özelleştirmelerin yattığını belirtti ve özelleştirilen tarımsal KİT'ler ve özelleştirmenin yarattığı sonuçları şöyle özetledi:
* Türkiye'de hayvancılığın geliştirilmesi açısından önemli bir işlev görmüş olan Et Balık Kurumu, Yem Sanayi A.Ş. (YEMSAN)' ve Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) özelleştirilmiş. bu özelleştirmeler sonucunda bir zamanlar hayvan ihraç eden Türkiye hayvan ve et ithal eden bir ülke haline gelmiştir.
Özelleştirilen 24 yem fabrikasından altısının üretim faaliyeti durdurulmuştur. Yem fabrikalarında özelleştirme sonrası dönemde istihdam hacminde % 62,9 oranında azalma olmuştur.
SEK'e bağlı iken özelleştirilen 32 süt ve mamulleri işletmesinden sadece 13'ü üretim faaliyetini sürdürebilmiştir. Söz konusu işletmelerin özelleştirilmesinden sonraki dönemde istihdamda % 59,94 ve işlenen çiğ süt miktarında ise % 18,95 oranında azalma olmuştur. Süt üreticileri sanayicilerin öne sürdüğü koşullara mahkum edilmiştir.
EBK'nın özelleştirilen 12 kombinasında istihdam hacmi % 56,90, üretim miktarı % 5,06 düşmüştür. Özelleştirilen Kombinalardaki kapasite kullanım oranlarının % 9-11 arasında seyretmiştir.
* Türkiye Gübre Sanayi A.Ş (TÜGSAŞ) ve İstanbul Gübre Sanayi A.Ş (İGSAŞ) özelleştirilmiş, bu durum sonucunda gübre fiyatları dövize endekslenmiş ve çiftçi tarlasına gübre atamaz hale gelmiştir. Gübre kullanımı azalmıştır.
* TEKEL, özelleştirilmiştir. Tütün üretimi dibe vururken tarımsal sanayinin en önemli kuruluşları olan sigara fabrikaları tasfiye edilmiş, sigara ve içki ithal edilir duruma gelmiştir.
* Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (KHGM) kaldırılmış, Tarım Bakanlığı bünyesindeki ziraat mühendisleri ile ziraat tekniker ve teknisyenleri aracılığıyla yürütülen kırsal hizmetler özelleştirilmiştir.
* Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK)'nun özelleştirilmesi ile tarımsal girdilerin fiyatları artmıştır.
* Tarım Satış Kooperatifleri ve Tarım Kredi Kooperatifleri kuruluş amacından uzaklaştırılmış, bu kurumların Hazine tarafından desteklenmesine son verilmiştir.
* EBK, ESK'ya dönüştürülerek hayvancılığı destekleme işlevini kaybetmiştir.
* Toprak Mahsulleri Ofisi(TMO) hububat piyasasının düzenlenmesi görevini terk etmiştir.
* Ziraat Bankası, tarımsal desteklemeden çok klasik bankacılık hizmetlerine yöneltilmiştir.
* TİGEM'ler kiraya verilerek amacı dışında kullanılmış, üreticiye destek verme görevine son verilmiştir. Çiftlikler kendi haline bırakılmıştır.
* Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR) özelleştirilme söylentileriyle yıpratılmış, bu alanda özel sektör teşvik edilmiştir.
(Devam edecek)