Tolgahan Vurgun, üretimin ve el emeğinin hiç eksik olmadığı bir aile ortamında büyür. Evde aile üyelerinin çoğunun sürekli nakış işlemesi, örgü örmesi, dikiş dikmesi; onun çocuk yaşta el sanatlarıyla tanışmasını ve içindeki sanat aşkını bu malzemelerle dışa vurmasını sağlar.



Tolgahan Vurgun, aile geleneklerinden aldığı ilhamla çocuk yaşta el sanatlarıyla tanışır. Bu tanışıklık onu yıllar sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kayıtlı tek erkek kanaviçe sanatçılığına taşır. Kendisi taşıdığı kültür elçiliği vesilesiyle 20 yılı aşkın süredir de Anadolu’nun kaybolmaya yüz tutmuş hafızasını ilmek ilmek işliyor.



Üniversite yıllarında turizm eğitimi alırken Anadolu’yu karış karış gezen ve topladığı oyalar ve yemenilerle sanatsal yolculuğuna başlayan Vurgun, eski ve yıpranmış kanaviçe parçalarını gün yüzüne çıkararak tutkuya dönüştürdüğü bu sanatta dikkat çeken bir başarıya imza attı. 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "Geleneksel El Sanatları Sanatçısı" ve "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" unvanlarına layık görülen Vurgun, geleneksel ile moderni harmanladığı eserleriyle adından söz ettiriyor.

Geleneksel Motiflere Modern Dokunuş
Kanaviçenin sadece geçmişe ait bir süsleme değil, yaşayan bir kültür olduğunu vurgulayan sanatçı, değişen ev yaşamına uyum sağlamak adına geleneksel nakışları modern dekorasyona kazandırıyor. Dekupaj ve transfer tekniklerini kullanarak kanaviçe motiflerini porselen ve ahşap yüzeylere aktaran Vurgun; Hayat Ağacı, Şahmaran ve Kültür Bakanlığı için kadife üzerine işlediği porselen bebek giysisi gibi zorlu eserleriyle tanınıyor.


Anadolu’nun farklı yörelerine ait 500’den fazla özgün kanaviçe desenini kataloglayarak arşivleyen Vurgun, bu desenlerin halk kültüründeki ortak hafıza olduğuna dikkat çekiyor. Tokat’ta "makas", Konya’da "yılanlı bahçe" veya Ankara'da "gelin tacı" olarak adlandırılan motiflerin birer kültür aktarımı olduğunu belirten sanatçı, amacının bu zenginliği gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu ifade ediyor.

"Kanaviçe İnsan Hayatına Benzer"
Kanaviçe işlemeyi bir deşarj olma yöntemi ve "kendine ayırdığı en büyük lüks" olarak tanımlayan Tolgahan Vurgun, kanaviçeyi insan hayatına benzetiyor: "Kanaviçeye önden baktığınızda son derece düzgün ve canlı bir tablo görürsünüz. Ancak arkasını çevirdiğinizde düğümler ve karmaşık ipler vardır. İnsan hayatı da böyledir; dışarıdan pürüzsüz görünür ama içinde ne fırtınalar barındırır."

Yazarlık Kariyerinde de Üretmeye Devam Ediyor
Açtığı çok sayıda sergi, katıldığı festivaller ve seminerlerle kanaviçeyi tanıtmaya devam eden Vurgun, aynı zamanda araştırmacı-yazar kimliğiyle de öne çıkıyor. Türk müziği ve tiyatrosunun usta isimleri Bedia Akartürk ve Beyhan Saran’ın biyografilerini kaleme alan sanatçı, şimdilerde kurgu romanını tamamlamaya hazırlanıyor.

Fotoğraf: Muhammed Ali Yahşi

Muhabir: Nursel Dilek Manavbaşı