İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca İAR AŞ ve ilişkili şirketlerin yetkilileri olan 44 şüphelinin, hileli yollarla devlet desteği alarak örgütlü bir şekilde kamu zararına yol açtığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlandı.

Hazırlanan iddianamede, İAR AŞ'nin de arasında olduğu 31 şirket "malen sorumlu", İAR'ın sahibi Özcan Halaç'ın da arasında bulunduğu 44 kişi ise "şüpheli" olarak yer aldı.

İddianamede, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından "Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğine İlişkin Uygulama Talimatı" yayımlandığı, bu talimat kapsamında, devletin ihracat yaparak ülkeye döviz girişi sağlayan şirketlere, döviz tutarı üzerinden yüzde 3 destek verdiği kaydedildi.

Şüpheliler ile tüzel kişilerin, devletin sunduğu bu desteği almak için altın madenini yasal çerçevede şirketler üzerinden ithal ettiği belirtilen iddianamede, şirketlerin ithal ettiği altın madenini ülke içinde bulunan altın ocaklarında erittiği, eritilen altının asit solüsyonlar ile karıştırılarak işlenmiş olarak gösterildiği aktarıldı.

İddianamede, bu şekilde ortaya çıkan kıymetli maden bileşenlerinin yurt dışına yasal olarak çıkarıldığı ve bunun üzerinden döviz kazancı elde edildiği, bunun üzerinden yüzde 3 devlet desteği alındığı, söz konusu eylemlerin devleti sistemli olarak zarara uğratmaya yönelik yapıldığı ve haksız kazanç elde edildiği vurgulandı.

Devam eden araştırmalarda İAR AŞ, Gram Altın Kıymetli Madenler Rafineri San. ve Tic. AŞ, Kuyumcukent Enerji Üretim ve İşletme AŞ, İstanbul Gümüş Rafinerisi AŞ, İAR Kıymetli Metal Teknoloji Bilişim San ve Tic. AŞ isimli şirketlerin sahibi ve yöneticilerinin yine şirketlerin yöneticisi ve çalışanı olan kişiler üzerine yeni şirketler kurdukları belirtilen iddianamede, kurulan şirketler üzerinden altın bileşenleri adı altında ihracat yapıldığı ve yüzde 3 devlet desteği alındığı aktarıldı.

İddianamede, özellikle 15 Ekim 2024 ve sonrasında TCMB'nin döviz dönüşüm desteği talimatında yapılan değişiklikler sonrasında birçok şirketin aynı adreste ve kısa aralıklarla kurulmuş olmasının, bu planlamanın bilinçli ve koordineli olduğunu gösterdiği vurgulandı.

Paravan olarak kurulan şirketler tarafından aralarında organik bağ bulunan ve organizasyona dahil olan Rand Kimyevi isimli şirketten satın alınmış gösterilen koloidial altınının (içeriğinde belirli miktar altın bulunan, altın karışımlı sıvı) yine suç organizasyonunun elebaşı Özcan Halaç'ın sahibi olduğu Dubai merkezli Fine Gold isimli şirkete ihraç edildiği belirtilen iddianamede, suç organizasyonu içindeki tüm şirketlerin birbiriyle organik bağının bulunduğu kaydedildi.

İddianamede, tespit edilen tüm sorumlu şirketlerin Özcan Halaç'ın ve İAR bünyesindeki yönetim ağının kontrolünde hareket ettiği, kuruluş tarihleri, adresleri ve yetkili kişilerin SGK kayıtları dikkate alındığında, bu şirketlerin paravan yapı niteliğinde olduğu, örgüt gelirlerini yönlendirme ve devlet desteği sağlama amacıyla kurulduğu belirtildi.

"DEVLETİN 12 MİLYON 537 BİN 560 DOLAR ZARARA UĞRATILDIĞI TESPİT EDİLMİŞTİR"

İddianamede, şunlar kaydedildi:

"Tüm şirketlerin TCMB döviz dönüşüm desteği sistemini istismar ederek haksız kazanç sağlama amacını taşıyan, birbirine bağlı ve sistematik olarak işletilen bir şebekenin parçası olduğu değerlendirilmiştir. Örgüt faaliyeti kapsamında, İAR AŞ'nin çalışanı olan veya bunlarla iltisaklı şüpheliler üzerine şirketler kurulduğu, devletin sunmuş olduğu yüzde 3 desteği almak için kurulan şirketler üzerinden kıymetli metaller ve altın bileşenleri adı altında toplamda 543 milyon 634 bin 253 dolar ihracat yapıldığı, yapılan ihracat tutarı üzerinden yüzde 3 devlet desteği alındığı ve belirli bir organizasyon ile sistemli olarak devletin 12 milyon 537 bin 560 dolar zarara uğratıldığı tespit edilmiştir."

Hazırlanan iddianamede, Özcan Halaç, Zeynep Başak Halaç ve Ayşen Esen'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" ve "zincirleme şekilde bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 143 yıldan 652 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Diğer 41 şüphelinin ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" ile "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" suçlarından 11 yıldan 36 yıla kadar değişen oranlarda hapisle cezalandırılmaları talep edilen iddianame, değerlendirilmek üzere asliye ceza mahkemesine gönderildi.

Kaynak: AA