Araştırmalar, internet bağımlılığı, siber zorbalık ve aile desteği arasındaki ilişkiyi farklı örneklemler üzerinden ele alarak önemli bulgular sundu.
Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kaan Zülfikar Deniz ve Dr. Şengül Erden ile Hacettepe Üniversitesi’nden Dr. Alev Elmalı Özsaray tarafından ergenlerle gerçekleştirilen ilk çalışmada, internet bağımlılığı ile siber zorbalık arasında anlamlı ilişkiler bulundu. Bulgulara göre, internet bağımlılığı ile siber zorbalık arasında yüzde 32, siber mağduriyet ile ise yüzde 29 düzeyinde ilişki tespit edildi. Bu bulgular, internet bağımlılığı arttıkça gençlerin hem siber zorbalık davranışlarına yönelme hem de siber mağduriyet yaşama riskinin yükseldiğini gösteriyor.
Araştırma, internette geçirilen sürenin artmasının hem bağımlılık düzeyini hem de siber zorbalık riskini artırdığını ortaya koydu. Gençlerin dijital ortamlarda daha fazla vakit geçirmesinin, zorbalık davranışlarıyla karşılaşma ve bu davranışların parçası olma olasılığını artırdığı belirtildi. Çalışma ayrıca, sosyoekonomik düzeyin internet bağımlılığı üzerinde belirleyici olmadığını; buna karşın siber zorbalık ve mağduriyet düzeylerinde farklılık yaratabildiğini gösterdi. Aile yapısının ise bu değişkenler üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmadı.
AİLE DESTEĞİ GÜÇLENDİKÇE SİBER ZORBALIK AZALIYOR
Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Halil Yurdugül, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sinan Keskin ve Hakkâri Üniversitesi’nden Dr. Mehmet Fatih Yiğit tarafından ortaokul öğrencileriyle gerçekleştirilen diğer araştırma, siber zorbalık ile aile desteği arasındaki ilişkiye odaklandı. Aile desteği arttıkça siber zorbalık düzeyinin azalma eğiliminde olduğu görüldü. Buna karşılık, yaş ve sınıf düzeyi ile internet kullanım süresi arttıkça siber zorbalığın yükseldiği, öğrencilerin aile desteğini hissetme düzeyinin ise zayıfladığı belirlendi. Çalışmada ayrıca haftada 20 saatten fazla internet kullanan öğrencilerde siber zorbalık riskinin belirgin şekilde arttığı tespit edildi.
Her iki araştırma da siber zorbalığın cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediğini ortaya koydu. Bu durum, siber zorbalığın tüm çocuk ve ergenler için ortak bir risk alanı olduğunu gösteriyor.



