Son dönemde şirket bilançolarında özellikle faaliyet kârlılıklarında iyileşme gözlenirken, sektörün bu performansında firmaların maliyetlerini azaltmaya yönelik attığı adımların etkili olduğu değerlendiriliyor. Şirketlerin üretim kapasitelerini talebe göre yeniden planlaması ve operasyonlarını daha verimli hale getirmesi, marjlardaki toparlanmayı destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.
Buna karşın sektörün karşı karşıya olduğu yapısal sorunlar önemini koruyor. Nitelikli iş gücü eksikliği, yüksek finansman maliyetleri, ihracatta rekabet gücünü zayıflatan kur politikası, iç piyasadaki durgunluk ile enerji ve doğal gaz maliyetlerindeki artışın sektör üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği belirtiliyor.
Özellikle pandemi sonrasında sanayi sektöründen hizmet sektörüne yönelen iş gücünün, üretimde yetişmiş personel ihtiyacını artırdığı ifade edilirken, yüksek faiz ortamının işletmelerin finansman yükünü ağırlaştırdığına dikkat çekiliyor.
Sektörde ihracatın önemli paya sahip olması nedeniyle kur politikalarının rekabet gücü açısından belirleyici olduğu vurgulanırken, iç pazardaki zayıf talebin de üretim hacimlerini sınırladığı kaydediliyor.
Bununla birlikte, 2026 yılında konut ihtiyacındaki artışın seramik sektörüne destek sağlayabileceği değerlendiriliyor. Hane halkı büyüklüğünün küçülmesi, kentleşmenin sürmesi, tek kişilik yaşam eğiliminin yaygınlaşması ve ertelenen konut talebinin yeniden devreye girmesi, yapı malzemeleri sektöründe hareketliliği artırabilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.
İç göçün devam etmesi ve konutun yatırım aracı olarak önemini korumasının da sektöre olumlu katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.
Öte yandan şirketlerin katma değeri yüksek, tasarım odaklı ürünlere yönelmesi de sektörün rekabet gücünü artıran gelişmeler arasında değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre, sektör açısından en önemli fırsatlardan biri ise Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat süreci olacak. Karbon ayak izi düşük üretimin ön plana çıkmasıyla birlikte çevre standartlarına uyum sağlayan Türk üreticilerinin Avrupa pazarında daha güçlü bir konuma gelebileceği belirtiliyor.
Sektör temsilcileri, mevcut göstergelerin güçlü bir büyümeden ziyade uzun süredir devam eden daralmanın ardından kademeli bir toparlanmaya işaret ettiğini ifade ederken, inşaat sektöründeki canlanmanın sürmesi ve finansman koşullarının iyileşmesi halinde seramik sektöründe daha belirgin bir büyüme döneminin başlayabileceğini değerlendiriyor.





