İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç Gelirlerinin Aklanması’, ‘Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık’, ‘Kişisel Verilerin Kaydedilmesi’, ‘Kişisel Verileri Ele Geçirme ve Yayma’, ‘Suç Delillerini Gizleme’, ‘Haberleşmenin Engellenmesi’, ‘Kamu Malına Zarar Verme’, ‘Rüşvet Alma’, ‘Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama’, ‘İhaleye Fesat Karıştırma’, ‘Çevrenin Kasten Kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanunu’na Muhalefet’, ‘Orman Kanunu’na Muhalefet’ ve ‘Maden Kanunu’na Muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

4 GÜN DEVAM EDECEK

Davanın ilk duruşması dün görüldü. Duruşmalar Nisan ayı sonuna kadar haftanın 4 günü devam edecek. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi'ndeki binada görülen duruşmada, sanıkların savunmalarına devam edilecek.

DURUŞMA ÖNCESİ GERGİNLİK

Mahkeme başkanının talimatıyla duruşma salonunun kapısında avukatlara kimlik kontrolü yapılması gerginliğe neden oldu. Avukatlar bu durumun avukatlık kanununa aykırı olduğunu söylerken İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu heyetle görüşmesinin ardından avukatların kimlik kontrolü yerine sözlü beyanla duruşmaya girebileceğine karar verildi.

İmamoğlu getirildikten sonra jandarma, kürsüye gitmesini engellemek amacıyla önüne sandalye koydu. İmamoğlu ise, “Ağzımı bantla mı kapatacaksınız, kimin önünü kesiyorsunuz? Hakim gelecek, neden koyduğunu söyleyecek. Ayaktayım, oturmuyorum. Böyle bir düzen yok. Hakim bey bunu yapmanız yüz karasıdır. Alnınıza yapıştı” dedi.

MAHKEME BAŞKANIYLA İMAMOĞLU ARASINDA TARTIŞMA

Mahkeme başkanı ise, “O sizin takdiriniz”dedi. Bunun üzerine İmamoğlu, “Kimden talimat aldınız?” diye sordu. Başkan ise, “Biz kimseden talimat almadık” dedi. İmamoğlu da, “Hakimlik yapacaksanız, yüce Türk yargısını temsil edecekseniz bizim de hakkımızı savunmak zorundasınız. Ben sizi de korumaya geldim” dedi. Mahkeme Başkanı, “Gereksiz polemiklere girmeyelim Ekrem Bey, benim sizin korumanıza ihtiyacım yok”dedi. İmamoğlu, mahkeme başkanına “Neden korkuyorsunuz, ben belki avukatıma sesleneceğim, niye almıyorsunuz?” diye sordu. Başkan ise, “Burası sizin avukatınıza sesleneceğiniz bir alan değil” dedi. Bunun üzerine avukatlar slogan atmaya başladı. Mahkeme başkanı ise, “Neden bağırıyorsunuz? Bu kadar bağırınca bir şey değişmiyor, ben sizi duyabiliyorum zaten. Oradaki uygulamanın amacı önceliği vekaleti olan avukatlara tanımaktı. Dün bize vekaleti olan avukatlardan şikayet aldık. Baro başkanıyla görüşüp bu kararımızdan döndük” dedi. Duruşma, tartışmanın ardından saat 11.05 sıralarında kimlik tespitiyle başladı. Kimlik tespitinin bitmesinin ardından iddianame özeti okunmaya başlandı.

'KARARINIZI VERMEDEN ÖNCE DİNLEMENİZ GEREKTİĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORUM'

Savunmalar başlamadan önce söz alarak kürsüye gelen İmamoğlu, "Cumhuriyet tarihinin en önemli siyasi davalarından birisi. Elbette bir usule karar vereceksiniz ve kararı uygulayacaksınız. Bir listeden bahsettiniz. Dün bir bölümü yayınlandı, sonra o kargaşada ekrandan kaldırıldı ve ardından avukatlar bunu bir şekilde temin etti. Bu sizin kararınız ama kararınızı vermeden önce de dinlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Bunu yapmadınız, takdiriniz ama burada 'Sizi dinlemiyorum' ya da 'Size söz hakkı vermiyorum' demenizin yüce Türk yargısına uygun olmadığını düşünüyorum. Türk yargısı 'Adalet mülkün temelidir' ise, devletin temeliyse, sizin oradaki bakışınızla buradaki hiçkimse suçlu değil. Buradaki her arkadaşım adına bağımsız, ortada duran, adil davranan ve nihayetinde bir karar vermekle yükümlü olan bir görevi yapıyorsunuz. Kutsal bir görev. 16 milyon İstanbullunun belediye başkanı burada, şu an karşınızda, huzurunuzda. Bana 'Sizin önerinizi dinlemiyorum' demek baştan bu mahkemeye güven sorunu yaratır. Sonuçta sizin orada vereceğiniz karara kim karışabilir. Karar vereceksiniz, diyeceksiniz ki 'Ben böyle karar verdim, böyle bir listeyle yapacağım' Elbette herkes buna riayet gösterecek ya da bir şekilde buradaki düzen işleyecek ama 'İmamoğlu’nu dinlemiyorum, bu önerisini duymak istemiyorum' demeniz size sorun yaratır. Benim burada 10-15 dakikalık talebimi dinlemeniz sizi rahatlatır, heyetinizi rahatlatır. Yoksa benim burada miting yapacak halim yok." diye konuştu.

'BU YAPTIĞINIZ LİSTE YANLIŞTIR'

İmamoğlu sözlerinin devamında, "Bakın ne zorluklardan geliyoruz. 'Asrın yolsuzluğu' denildi bize. Böyle bir arsızlık olur mu, Böyle bir asrın arsızlığı olur mu. Burada ben yöneten komutana karşı sesim yükselsin istemem. Ben jandarma alay komutanlığının yanında, köyde onlarla, onların peşinden terleyerek koşarak, idman yaparak büyüdüm. Askerin kıymetini bilirim. Bu bayrağın kıymetini bilirim. Askerimizin burada bu duruma düşürülmesini benim yüreğim kabul etmiyor. Bu sürecin bütüncül olarak Ekrem İmamoğlu adına hem başlangıçta hem sonrasında çoklu söz hakkı olduğunu düşünüyorum. Çünkü burada hem sizin konuyu iyi idrak edebilmeniz adına Ekrem İmamoğlu’nun yorumuna ihtiyaç duyacağınızı düşünüyorum. Son sözüm şudur.Mübarek Ramazan ayındayız. Benim Ramazan ayında iftara giderken seçimim iptal edildi hem de bu milletin iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanı tarafından, bizzat kendi ağzıyla. Aynı şekilde Ramazan ayında diplomam iptal edildi. Daha sonra Ramazan ayında, daha gün doğmadan sahur sofrasından hemen sonra evim basıldı. Şimdi burada Ramazan ayında duruşma yapıyoruz. Ramazan ayında yaşatılana ve yaşanana bakın. Bu yaptığınız liste yanlıştır, uygulama yanlıştır. Çoklu söz alma hakkımı sizin takdirinize sunuyorum" dedi.

'ARA KARAR NİSAN AYI SONUNDA VERİLEBİLİR'

Duruşmaya saat 13.30’a kadar ara verildi. Aranın ardından duruşma saat 13.45'te başladı. Usule ilişkin itirazlar sırasında söz alan sanık avukatı Ali Rıza Dizdar, mahkemenin hazırladığı tensip zaptında bazı kısımların yapay zekayla yazıldığını iddia etti. Mahkeme Başkanı ise, “Ben yapay zeka kullanmayı bile bilmiyorum” şeklinde yanıt verdi. Mahkeme başkanı ara kararın Nisan ayının sonlarına doğru verilebileceğini belirtti.

"ÇANTAYLA PARA TAŞIDI" DENİLİYOR'

Aranın ardından savunmaların alınmasına devam ediliyor. Tutuklu sanık Aykut Erdoğdu savunmasında, "Ben yaklaşık 10 aydır tek başıma bir hücredeyim. 4 bin sayfalık bir iddianame var, bin sayfa da ekleri var. Ben o hücrede tek başımayım. Her gün çıktığımda çoraplarıma kadar aranıyorum. Bana bir iddianame verdiler, hücrenin yarısını kapladı. Kendi bölümümü okudum. Sayın Başkanım, siz Türk milleti adına karar veriyorsunuz ve Türk milletine çok büyük bir saygım var. Bu yüzden heyetinize de çok büyük saygım var. Ceketimin önünü kapatamıyorum çünkü ceketim olmuyor. Bunu da şöyle kısaca açıklayayım. Öyle bir hapishane koşulunda yaşıyoruz ki. Savunma hakkımızın kısıtlanmasının bir yönü de budur. Bana haftada 2 saat bilgisayar odası kullanma izni verildi. Toplamda 8 saat. Ne okuyabileyim Sayın Başkanım. Neyi okuyayım ben, hangi ekine bakayım, hangi sözleşmesine bakayım, hangi iddiasına bakayım. Buraya geldik, gerginlikte ne olduğunu anlayamadık. Bunu bir tespit olarak alın, bir suçlama olarak değil. Anlıyorum, hiçkimse böyle bir yargılama ne gördü ne yaşadı. Şimdi iddianamede, Ertan Yıldız isimli şahıs benim para götürdüğümü ve o paranın Fatih Keleş’e teslim edildiğini söylemiş. Dört deliliniz var. Birincisi Ertan Yıldız’ın ifadesi, ikincisi Serkan Aydın’ın ifadesi, üçüncüsü baz kayıtları, dördüncüsü de bir banka dekontu. Dört delilden iddianame hazırlanmış. Sizce bu şahıs bunları hapisten çıkmak için mi söylemiştir, yoksa adalete yardımcı olmak için mi. Bir şirketin bir çalışanı bir para çekmiş. Ne bileyim niye çekmiş. Benimle ne ilgisi var bunun.Üçüncüsü telefon baz kayıtları. Nerede telefon baz kaydı var. Bir tane otelde telefon baz kaydı var. O otel benim 5 senedir kaldığım, çalıştığım, bir tür ofis olarak kullandığım bir şehir oteli. İkinci baz kaydı nerede.İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde, Fatih’te. Ben o bölgenin milletvekiliyim, o partinin genel başkan yardımcısıyım. Sayın Başkan, bu delillerle bir insan tutuklanır mı. Ben tutuklandım. Her gün televizyonda 'Çantayla para taşıdı' deniliyor. Hangi çantayla para. Bir tane delil gösterin. Bir tane çantanın fotoğrafını gösterin. Çantayla kim götürür Büyükşehir Belediyesi’nin binasına, bin tane kameranın olduğu, X-ray’den geçmek zorunda olduğunuz bir yere 1 milyon 250 bin doları. Buna inanır mısınız" dedi. Mahkeme başkanının, "Yıldız’ın beyanlarının iftira olduğunu söylediniz. Aranızda ne gibi bir husumet var Ertan Yıldız ile" sorusuna Erdoğdu, "Sayın Başkanım, hapisten çıkmak isteyen biri 12 bölümlük dizi yazar. Her şey tutarsız. Güya ben arayacağım, 'Ben sana çantayla para getireceğim. Neredesin.' diyeceğim. Belediye’de bütün kameraların olduğu, çoğu personelin AK Partili olduğu, 30 bekçinin bulunduğu yere 1 milyon 350 bin dolarla geleceğim. Serkan Aydın ise dördüncü derece kanser hastası. Zaten son günleri. Niye böyle bir şey diyebilir diye sorgulayamam. Hasta biri için ne diyeyim ben. Ertan için söylerim; hapisten çıkmak için söyledi; ama onun için bir şey diyemem" şeklinde konuştu.

Kaynak: DHA