Karşılaştığımız her olayın bir nedeni olduğunu ve aynı koşullar altında aynı nedenlerin aynı sonuçları doğuracağını unutmayalım. Olgularla ilgili her türlü akıl yürütmenin temelinde sebep-sonuç ilişkisi bulunur. Olguyla ilgili tüm akıl yürütmeler, sebep-sonuç ilişkisi üzerine kurulmuştur. Yani, hangi olguyu ele alırsak alalım, olgunun kavranışına ilişkin bir sebep-sonuç ilişkisiyle karşılaşırız. Dolayısıyla, olgulara dair belirsizliği ortadan kaldırabilmek için, sebep-sonuç ilişkisinin temellendirilmesi zorunludur.

Örneğin hayal gücü dediğimiz şey sınırsız değildir aslında. Belirli sınırlara sahiptir. O, gerçekten de çok dar sınırlar içinde kapatılmıştır ve usun bu yaratıcı gücünün tümü, duyuların ve deneyimin bize verdiği gereçleri birleştirme, yerini ya da sırasını değiştirme, onları birbirinin yerine koyma, büyütme ya da küçültme yetisinden başka bir şey değildir. Çünkü her ne kadar sınırsız gözükse de insan düşüncesinin içermiş olduğu izlenimlerin de bir sınırı vardır. Bu sınır, tabii ki izlenimlerin çoğaltılması sayesinde genişletilebilir. Ama bir sınır da her daim olacaktır.

Devamı için tıklayınız.