Hafta sonuna bir adım kala Başkent yine beyazlara büründü…
Akşam saatlerinde başlayan kar yağışı ince bir tabaka halinde de olsa kentin üzerini örtmeye yetti.
Ankaralılar böyle sürprizlere alışıktır ama sıcaklığın bir iki gün içinde 15 dereceye ulaşacağı yolundaki tahminler doğrultusunda erken baharı beklerken, yüksek semtlerde yoğunlaşan kar yağışı hayal kırıklığına neden oldu.
Beyaz örtü fazla uzun ömürlü olmadı ama, ''dereyi görmeden paçayı sıvama'' sözünün de akıllardan çıkarılmaması gerektiğini ''soğuk'' bir biçimde hatırlattı.
Kar yağışıyla birlikte yine eksilere düşen sıcaklıklar, doğal gaza yapılan astronomik zamlar yüzünden ısınma giderleri ödeme gücünü aşan Başkent halkının ''vanaları kısma'' hayalini de alıp götürdü.
Ankara'nın kışı yamandır…
Sürprizlere de açıktır…
Nisan'ın ortalarında kar yağdığını bugün gibi hatırlarım…
Hem de diz boyu…
Baharlık kıyafetlerle gittiğimiz sinema çıkışında kısa sürede kardan adama dönüşümüzü…
Kısa sürede diz boyuna ulaşan kar yığınlarına bata çıka evin yolunu tuttuğumuzu…
Tabii, kışlık giysilerini erkenden dolaba kaldırma gafletinde bulunmayanların halimize bakıp gülüşünü de…
Denizin de şakası yoktur…
Türk Edebiyatının ünlü şairi Tevfik Fikret de Balıkçılar şiirinin dizelerinde vurgulamıştır bunu:
''Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha!''
Çoğu politikacılar da böyledir…
Deniz gibi,
Hava gibi…
Pek güven olmaz söylediklerine…
Ağızlarını açmaya görsünler…
Geleceğe dair ışıltılı sözler,
Pırıltılı vaatler…
Sanırsınız ki masal diyarında Anka kuşuyla birlikte kanat çırpıyorsunuz…
Oysa kanat sesleri, batıştan çıkmak için çırpınmanın çıkardığı sestir.
Geç fark ettiniz mi durumu işiniz zordur…
Çırpındıkça batar,
Battıkça çırpınırsınız.