Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Millî Parklar Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik öngören teklifin görüşmeleri başladı. CHP adına söz alan Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, teklifin 56 milletvekilinin imzasını taşımasına rağmen görüşmeler sırasında imza sahiplerinin çoğunun salonda bulunmamasını eleştirdi. Gürer, kanun tekliflerinin milletvekillerince hazırlanmadığını, bürokratlar tarafından oluşturulup imzaya açıldığını ileri sürdü.

“Teklifler Bürokratların Hazırladığı Metinlere Dönüştü”

Gürer, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi sonrasında kanun tekliflerinin milletvekilleri tarafından hazırlanmasının öngörüldüğünü hatırlatarak, uygulamada bunun gerçekleşmediğini savundu. Meclisin 2025 yılı boyunca yüzlerce maddelik tekliflerle yoğunlaştığını belirten Gürer, bazı düzenlemelerin daha sonra Anayasa’ya aykırılık gerekçesiyle iptal edilip yeniden gündeme geldiğini söyledi.

“Düzenleme Milli Parkları Ranta Açabilir”

Teklifin görünürde koruyucu maddeler içerdiğini ancak uygulamada doğal alanları rant odaklı projelere açabilecek hükümler barındırdığını iddia eden Gürer, düzenlemenin 668 alanı kapsadığını ifade etti. Bu alanların millî park, tabiat parkı, tabiat anıtı, tabiat koruma sahası ve yaban hayatı geliştirme bölgelerinden oluştuğunu belirten Gürer, yerel katılım, bilimsel danışma ve şeffaflık ilkelerinin yeterince dikkate alınmadığını öne sürdü.

Orman ve Doğal Alan Eleştirisi

Orman düzenlemelerine de değinen Gürer, orman ekosisteminin yalnızca ağaçlardan ibaret olmadığını, çevresindeki canlı yaşamıyla bütünlük oluşturduğunu söyledi. Özellikle kıyı bölgelerinde bazı alanların orman sınırı dışına çıkarılarak yapılaşmaya açıldığını iddia eden Gürer, yeni teklifin de benzer riskler taşıdığını savundu.

“Altyapı Projeleri Doğal Alanları Parçalayabilir”

Teklifte petrol ve doğal gaz hatları, enerji tesisleri ve altyapı projelerinin belirli şartlarla doğal alanlardan geçirilebilmesine olanak tanıyan düzenlemeler bulunduğunu belirten Gürer, şirketlerin maliyet avantajı için milli park güzergâhlarını tercih edebileceğini dile getirdi. Bu durumun koruma anlayışını zayıflatacağını söyledi.

Av Düzenlemesi ve Yaban Hayatı Uyarısı

Teklifte avcılıkla ilgili düzenlemeler de bulunduğunu ifade eden Gürer, Türkiye’de avcı sayısının ve avlak alanlarının arttığını, buna karşın bazı yaban hayvanı türlerinin sayısının azaldığını savundu. “Av turizmi” kapsamında yurt dışından gelen kişilerin belirli ücretler karşılığında avlanmasına izin verilmesini de eleştiren Gürer, bunun biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini belirtti.

Flamingo Örneğiyle Çevre Uyarısı

Niğde’deki Akkaya Barajı’nda yaşanan kirliliği örnek gösteren Gürer, su kirliliğinin flamingolar başta olmak üzere birçok canlının yaşam alanını daralttığını söyledi. Doğal varlıkların korunmasının ülkenin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Gürer, “Koruma, var olanı gelecek kuşaklara sağlıklı biçimde aktarmaktır” dedi.

Gürer, teklifin bütününe bakıldığında doğayı korumaktan çok ekonomik kullanım alanlarını genişleten bir anlayış içerdiğini savunarak, düzenlemenin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Muhabir: Hatice Gürel