Ankara'da iki mevsimin yaşandığı günlerdeyiz.

Gündüz vakti bahar…

Akşam olunca sonbahar…

Kentin iklim özelliklerini bilmeyen yabancıları yatağa düşürecek dönemlerin hüküm sürdüğü günler…

Güneşin tepelerde olduğu zamanı kollayıp, kendini evlerinin balkonlarına atanlar, ya da park ve bahçelere akın edenler güneş banyosu yaparak içinde bulunulan sıkıntılı ortamdan geçici de olsa sıyrılmaya çalışıyor.

Beden sağlığına iyi gelen güneş banyosu, ruh sağlığına da iyi geliyor…

Hem de şimdilerde….

Zor dönemin girdabında çırpınıyor insanlar.

Alım gücü tükenme noktasında…

Zamlı günler demek, gamlı günler demek…

Kene gibi yapışmış insanların bedenine…

Kana susamış canavar gibi…

Bir tanıdıkla karşılaşmaya gör…

Tek konu; hayat pahalılığı…

''Duydun mu?'' diye başlıyorsa soru, biliniz ki ardından yeni zamlara ilişkin haberler gelecek…

Çaya zam, ete zam, meyveye, sebzeye zam….

Tuza da zam…

Akla ne gelirse…

Gündüz vakti…

Güneşin tam da tepede olduğu zamanlar…

Balkonlar, parklar, bahçeler…

Kurtarılmış bölgeler gibi…

Ama yanında sızlanacak kimse olmadan…

Bir başına…

Fazla geç saatlere kalmadan,

Güneş kaybolmadan…

Ayakta kalabilmek için…

Hem beden sağlığı,

Hem de ruh sağlığı için…