Ankara, Ankara olalı neler gördü, neler geçirdi.

İyisiyle, kötüsüyle…

Kimilerini büyüklerden dinledik,

Kimilerini yazılanlardan okuduk…

Kimilerine tanık olduk…

Kapalı kutu gibidir Ankara

Bilinmeyen pek çok yönü, gizemi vardır.

Ya da az bilinen gerçekleri.

Örneğin, ilk yerleşim tarihi net olarak bilinmese de Paleotik Çağ'dan (İnsanlık çağının başlangıcı olarak da bilinen, günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce yaşanmış olan çağ) beri yerleşim alanı olduğu.

19. yüzyılın Ankara'nın afet ve kıtlık yılı olduğu da çok kişi tarafından bilinmez.

İlk büyük kıtlığın 1826 Mayıs'ında çekirge istilasından kaynaklandığı, ikincisinin ise 1845 yılında ''Altmışbir kıtlığı'' olarak tarihe geçtiği çok kişi için ''bilinmezler '' listesindedir.

Tabii, kıtlık yüzünden insanların göç etmesini önlemek amacıyla şehre fırınlar yapılıp halka birkaç ay bedava ekmek dağıtıldığı, 1873 Kasım ayında yaşanan şiddetli yağmur yüzünden hemen her yerin sular altında kaldığı, söz konusu afet yüzünden çok sayıda kayıp verildiği de.

1919 yılının Eylül ayında nedeni bilinmeyen bir şekilde çıkan yangında, Ankara'nın dörtte üçünün etkilendiği de az bilinen olaylardandır.

Hadi biraz yakınlara gelelim…

Ulus'ta Taşhan'ın arka bahçesinde açılan ve adı Mustafa Kemal Atatürk tarafından konulan Karpiç Lokantası'nın Ankara'nın ilk modern lokantası olduğu da yeni nesillerce pek bilinmez. Dönemin ünlü siyasetçilerinin uğrak yeri olduğu da.

Başkentle ilgili ''bilinmeyenleri'' ya da ''az bilinenleri'' diye liste hazırlanmak istense sayfalar yetmez.

Masallardaki ''sihirli kutu'' gibidir Ankara…

İçi bilinmeyenlerle dolu…

Gizemli bir hazine…

Gördüklerimiz, bildiklerimiz, görmediklerimizin, bilmediklerimizin yanında yok denecek kadar azdır…

Bakmak yetmez...

Ankara'yı görmek,

Dününü, bugününü bilmek gerek.