Evliya Çelebi'yi bilmeyen yoktur. Yeryüzünde gezgin denince ilk usa gelen addır o! Çağının zor ulaşım olanaklarına karşın ülke ülke gezmiş, gözlemlerini de yazıya dökmüştür. Bugün ulaşımın alabildiğine kolaylaşmış olmasıyla birlikte ömründe onun kadar gezen azdır.
Başka ülkelerde ve ülkemizde onun gibi gezi tutkunları var elbette… Yazıya döken az olsa da… Hem gezi tutkunu olan hem de gezilerini yazıya dökerek okurlara sunanlardan birisiydi Orhan Kural.
Prof. Dr. Orhan Kural.
'Çağdaş bir Evliya Çelebi' nitelemesini hak eden bir gezgindi!
70 yıllık ömründe 150'yi aşkın ülke gezmiş bir gezi tutkunu! 'Gezi bir tutkudur. Bir kez bu tutkuya kapılmayagörün, artık yerinizde duramazsınız' diyordu zaten. Dahası, Descartes'ın, ünlü 'Düşünüyorum, öyleyse varım' sözünü değiştirerek kendi yaşamına şöyle uyarlamıştı:
'Geziyorum, öyleyse varım'.
***
Orhan Kural, bu sözlerindeki gibi, yerinde duramayan, iflah olmaz bir gezgindi... Başka ülkeleri görmeye genç yaşında başlamış. 1950 doğumlu. İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi'nden mezun. Bununla yetinmeyip burslu olarak New York Columbia Üniversitesi'nden Maden Yüksek Mühendisi unvanı aldı. Öğrenim amacıyla da olsa New York'u tanıdı... Yine, Alman Hükümeti'nden aldığı bursla, Aachen Teknik Üniversitesi'nde araştırmalar yaptı. Böylece Almanya girdi yaşamına...
Kömür teknolojisi ve hava kirliliği üzerine yirmiden fazla ülkede konferanslar verdi. Mesleki konferanslar için gitse de, yeni yeni ülkeler tanıyor, gezginliği giderek tutkuya dönüşüyordu. Yalnız gezme amacıyla da gitmeye başladı başka ülkelere... Gezerken, bir yandan gözlemlerini, anılarını yazıyor, bir yandan da gördüklerini fotoğraflıyordu... Gezi anılarını ve deneyimlerini, dia gösterilerinin eşliğinde düzenlediği konferanslarda, söyleşilerde paylaştı başkalarıyla... Türkiye'de ve yurtdışında birçok sergide, gezi fotoğraflarını sanatseverlere, gezginlere, başka coğrafyaları merak edenlere sundu. Bu arada, gezi kitapları da yayımlanmaya başladı...
İlk gezi kitabı 1993'te yayımlandı. 'Büyük Dünyada Küçük Adımlar' adını taşıyordu bu kitap. Onu, 'Dünya Döndükçe İnsan Gezdikçe' ve 'Bir Gezginin Dünyası' adlı kitaplar izledi. Derken gezi kitaplarının sayısı 17'yi buldu. Bir de 'Bu Kitap Başka' adıyla anı kitabı yayımladı.
***
Korkusuzdu, cesaretliydi… Neylersin, koronaya yenildi…
Videoya kaydettiği bir vasiyet bırakmıştı ama geriye…
Dinleyince bir insanlık dersiyle karşılaşıyoruz. İnsan olup da anlayabilen için elbette…
Neler mi diyordu vasiyet videosunda?
'Merhaba. Bunu dinliyorsanız, ben bu hayatta değilim artık. Yaşarken bu videoyu çektim. Bugüne kadar insanları üzdümse özür dilerim. Vatandaşlık görevimi yapmaya çalıştım. Sizlere daha iyi bir dünya bırakmaya çalıştım. Çocuklarınızın daha iyi yaşamasına çalıştım. Adaletli, daha yaşanabilir bir dünya yaratmak için elimden geleni yapmaya çalıştım. Bu arada özellikle beni çok üzen Cengiz Kuzu'yu hiçbir zaman affetmedim. Burada da açıklamak istiyorum. Lütfen gayretli insanları engellemeyin. Onların hevesini kırmayın. Cengiz Kuzu'nun yaptığı gibi. Vasiyetimi hazırladım gayet muntazam bir şekilde. Resmiyete koydum. En önemli isteklerimden biri kamu yararına bu kadar çalışarak oluşturduğum Türkiye Gezginler Derneği'nin yaşaması. Kurduğum Gezi Evi'nin devam etmesi. Bir beton yığını iken onu tarihi ev haline getirdiğim Ahırkapı'daki binamızın fonksiyonuna devam etmesi, konsolosluk olarak hizmet vermesi bakımından. Aynı zamanda tek ağaçla alıp, koru haline getirdiğim Fener Köyü'ndeki çiftliğin de devam etmesi yönünde kızımdan istekte bulundum. Ayrıca yazılı olarak bildirdim. Bu arada vasiyetimde yazdım. 9 yılı bölüm başkanı olarak 44 yıl İTÜ Maden Mühendisliği bölümünde hizmet verdim. Bu öğrencilerimi çok sevdim. Onlarla ortak çalıştım. Onlara bir burs imkanı sağlıyorum. Orhan Kural bursu yapılacaktır. Bu konuda Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı'na belli bir para bıraktım.'
***
Yalnızca bunlar mı?
Cenaze törenine bile vasiyetinde yer veriyor, kürk giyenler cenazeme gelmesin diyordu. Faal avcılar, hayvan ticareti yapanlar… Cenazesinde bir tane bile canlı çiçek istemediğini söylüyordu. Bunun yerine eğitim kurumlarına bağışta bulunsunlar diyordu, ağaç diktirsinler…
Ve mümkünse organlarını kadavra olarak kullanılması için hediye ettiğini söylüyordu…
***
Çağdaş bir Evliya Çelebi'ydi o!
Vasiyet videosu gösteriyor ki, ölümü de yeni bir ülkenin keşfine çıkar gibi karşıladı.