Son yazımızda Ukrayna Hükümet sözcüsünün garantörlük konusunda ABD, Fransa, Türkiye, Almanya, Kanada, Polonya ve İsrail'in adını telaffuz ettiğini...
Ukrayna devlet başkanı Zelenski'nin de geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada İngiltere, ABD, İtalya ve Türkiye'nin garantörlüğe hazır olduklarını söylediğini belirtmiştik...
Daha sonra sözü edilen ülkelerden Türkiye dışındakilerinin tümünün şu anda cereyan eden savaşta fiilen Ukrayna'nın müttefikleri olduğunu; yalnızca Türkiye'nin, NATO üyesi olmasına ve Ukrayna'ya yapılan müdahaleyi kınamasına karşın Rusya'ya yönelik yaptırımlara katılmadığını ve çatışmada taraf olmaktan kaçındığını sözlerimize eklemiştik.
***
İki ülke arasındaki savaşı sona erdirecek bir anlaşmanın garantörlerinin iki taraf açısından da kabul edilebilir özellikler taşıması, yani savaşta taraflardan birinin safında mevzilenmemiş olması gerekir...
Oysa Ukraynalı sözcünün adını verdiği 'Batılı' ülkelerin hemen tümü savaş sırasında Ukrayna'yı açık bir biçimde desteklemiş ve silahlandırmışlardır...
Dolayısıyla, bu ülkeler garantörlüğün zorunlu koşulu olan tarafsızlık özelliğini kaybetmişlerdir ve savaşan taraflardan biri olan Rusya'nın bu ülkelerin garantörlüğünü kabul etmesi mümkün değildir.
***
Ayrıca, sözünü ettiğimiz ülkeler Ukrayna'ya NATO üyeliği konusunda söz vermiş olmalarına rağmen yaptırımlar ve silah yardımları dışında onun toprak bütünlüğünü korumak için hiçbir şey yapmamışlardır...
Bu nedenle de Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky tarafından sık sık Ukrayna'ya verdikleri sözleri tutmamakla, hatta Ukrayna'daki ölümlerin sorumlusu olmakla suçlanmışlardır...
Bu tablo göz önüne alındığında, bu ülkelerin garantör olmaları halinde bile anlaşmanın ihlali durumunda Rusya ile doğrudan bir çatışmaya girmeyecekleri, dolayısıyla yapılan garantörlük önerisinin esas muhatabının Türkiye olacağı açıktır.
***
Burada şu iki soru akla gelmektedir:
Birincisi, Ukrayna'yı NATO'ya alarak garantörlük görevini yerine getirebilecekleri halde bunu yapmayan Batılı müttefiklerimiz (ve Ukrayna'nın bizzat kendisi) acaba neden Türkiye'yi bu işin içine itme çabası içindedir?..
İkincisi, sorunlara çözüm getirmeyeceği belli olan bir anlaşmanın yeni bir Ukrayna-Rusya savaşına yol açması durumunda, bu ülkelerin niyeti Türkiye'yi 'garantör' sıfatıyla Rusya ile karşı karşıya getirmek midir?
***
Bu soruların cevabını, 'Gölge CIA' olarak bilinen Stratfor kuruluşunun fikir babası George Friedman'ın öngörülerinde bulabiliriz...
Friedman'ın yakın çalışma arkadaşı olan İsrailli dış politika uzmanı ve 'fütürolog' Prof.David Passig, 2010 yılında yayınlanan '2050' adlı kitabında bu öngörüleri şöyle dile getiriyordu:
'ABD ve NATO'nun Ukrayna'yı NATO'ya katıp topraklarına ve Kafkas dağlarına NATO birliklerini yerleştirme niyetlerini anladığında Rusya'nın tüyleri diken diken oldu. NATO güçleri Baltık ülkelerine yerleşip Rusya'yı geri çekilmeye zorladığında, güney cephesinin NATO'ya girme ihtimali bulunan Ukrayna'ya açık bırakılacağını anladıklarında, stratejik durumlarının çok kötü olduğunu idrak ettiler (...) Bu da ona (Rusya'ya) tek bir seçenek bıraktı. Bu seçenek Ukrayna, Polonya ve Çek Cumhuriyeti'nin Batı'nın etkisi altına girmesini önlemektir. (...)
'ABD'nin 21. yüzyılda savaşlarına ortak olmadan girmemesinin iki sebebi var. Birincisi, dünyadaki genel kabadayı imajını güçlendirmek ve tarihe istediği zaman istediğini yapan olumsuz bir ülke olarak geçmek istemiyor (...)
'İkinci neden de tehlikeyi başkalarıyla paylaşarak ABD iç politikasında ödemek zorunda kalacağı bedeli hafifletmek (istiyor).'
'Amerikalılar'ın (...) bu durumda tek bir seçenekleri kalıyor: Rusya'nın güney sınırında bu çatışmaya hazırlayabilecekleri, yeterince büyük ve kuvvetli bir ülke bulmak (...) Tabii ki, ABD göreve hazırlama aşamasında bu ülkeye yardım edecek, finansmanını sağlayacak ve teşvik edecek. Seçilen ülkenin stratejik risklere atılmayı göze alması için başarıya ve yenilenmeye özlem duyan bir ülke olması gerekir. Batı'yla Avrupa'yla , Asya'yla, Ortadoğu ülkeleriyle ve mümkünse İslam alemiyle kültürel, finansal ve güvenlik ilişkileri içinde olmalıdır. Bu şartlara uyan tek doğal seçenek Türkiye'dir.' (a.g.e. s. 186-187)
(Devam edecek)
NOT: Bugün 23 Nisan... Ulusal Bağımsızlık Savaşımızın yürütücüsü Büyük Millet Meclisi'nin Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde açılışının 102. yıl dönümü. Hepimize kutlu olsun ve milletçe bağımsızlığımızın kıymetini bilelim.