Önceki yazımızda ABD'nin denetiminde Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya tarafından 1953 yılında kurulan İkinci Balkan Paktı'nı ele almış...

Bu paktın Batı kampına dahil edilmek istenen Yugoslavya'nın 'bloksuzluk' siyasetine kayması sonucunda işlevsiz kalarak dağıldığını söylemiştik...

Paktın hikayesinden çıkarılabilecek en iyi ders, ayrılma aşamasında Yugoslavya Büyükelçisi Vuçiniç'in Balkan Birliği Daimi Komitesinin Türk üyesi olan Abdülahat Akşin ile yaptığı bir görüşmede söylediği şu sözler olmuştur: 'Rusya'nın yumuşama (detente) politikası samimidir. (...) Fakat Batı alemi Rusya'ya karşı anlayış göstermezse Rusların bir çok mahrumiyetler pahasına da olsa silahlanma yarışında Batı'dan geride kalmayacağı muhakkaktır.'

***

Aynı görüşmede Vuçiniç, 'Bir Avrupa güvenlik paktı yapılarak Almanya'nın birleştirilmesi ve silahsızlanmaya gidilmesi mümkündür.' uyarısını da yapmıştı...

O yıllarda değil ama 1991 yılından sonra Sovyetler Birliği'nin ve ona bağlı Doğu Bloku'nun dağılmasının ardından iki Almanya birleştiğinde Avrupa'da toprakları bulunan tüm ülkelerin ortak bir güvenlik sistemi altında bir araya gelmelerinin koşulları oluşmuştu. O dönemde Rusya, Varşova Paktı'nı dağıtmış, NATO'nun 'kollektif güvenlik örgütü' olduğu gerekçesiyle varlığını koruyacağını açıklamasının ardından bu örgüte üye olmayı önermiş, ancak bu yaklaşımı reddedilince Vuçiniç'in öngördüğü gibi 'silahlanma yarışında Batı'dan geride kalmayacağını' göstermişti...

Neticede, NATO'nun önce eski 'Doğu Bloku' ülkelerini bünyesine alması ve daha sonra Ukrayna'yı NATO'ya dahil etmeye kalkmasının yaratacağı sonuç daha en başından belliydi. Bu açıdan bakıldığında, Ukrayna'da sürmekte olan askeri operasyonun, ABD ve NATO'nun bu aymazlığının bir sonucu olduğu söylenebilir.

***

Sözünü ettiğimiz aymazlık karşısında ABD yöneticilerini uyaranlar arasında İkinci Dünya Savaşı sırasında Moskova'daki ABD Büyükelçiliğinde görev yapan ve 1946'da Moskova'dan yazdığı 'Uzun Telgraf 'la Sovyetler Birliği'nin çevresinde bir 'demir perde' oluşturulmasının fikir mimarı olan George Kennan ile 'soğuk savaş'ın en ünlü figürlerinden Henry Kissinger gibi ünlü Amerikan stratejistlerinin bulunduğunu da hatırlatalım...

George Kennan, 1990'lı yıllarda NATO'nun Orta Avrupa ve Baltık Devletleri'ni içine alacak şekilde genişletilmesini 'Soğuk Savaş sonrası döneminde Amerikan politikasında yapılan en feci gaf' olarak nitelemiş...

Eski ABD Savunma Bakanı William Perry, Rus-Amerikalı gazeteci Vladimir Pozner Junior, ekonomist Jeffrey Sachs, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreter Yardımcısı Pino Arlacchi, eski CIA Direktörü Bill Burns gibi isimler de değişik zamanlarda aynı uyarıyı yapmışlardı.

***

Bugünden geçmişe baktığımızda, Tito'nun Yugoslavyası'nın ve onunla benzer politikalar izleyen başka ülkelerin bağımsızlık çabalarını sona erdiren 'soğuk savaş'ın Sovyetler Birliği'nin yıkılmasının ardından Orta Avrupa'yı da kapsayacak şekilde bölgesel savaşlara dönüştüğünü ve yeni riskler yarattığını görüyoruz...

Böyle bir ortamda 'garantörlük' içeren anlaşmaların yarattığı tehlikeler daha da büyümüştür...

Ama biz şimdi yine geçmişte yaşanan tecrübelere dönelim ve Balkanlar'dan Ortadoğu'ya uzanarak Bağdat Paktı'nın hikayesini anlatalım... Tabii, Bağdat Paktı konusuna girdiğimizde onun dağılmasının ardından kurulan ve Ortadoğu'nun çalkantılı siyasi ortamında tıpkı önceli gibi yok olmaktan kurtulamayan CENTO'nun (Central Treaty Organization; Merkezi Antlaşma Teşkilatı) hikayesine de değinmemiz gerekecek.

***

Bağdat Paktı, Türkiye, İran, Irak, Pakistan ve Birleşik Krallık tarafından, Sovyetler Birliği'nin Ortadoğu'da güçlenmesini önlemeye yönelik olarak 1955 yılında kuruldu...

Bu pakt, ABD ve İngiltere'nin İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Kuzey Atlantik bölgesinde kurdukları NATO'nun Sovyetler Birliği'ni çevrelemek amacıyla başka bölgelere yayılması planının bir parçasıydı...

NATO'nun oluşturulmasının ardından, Türkiye ile Yunanistan'ın bu örgüte alınmasıyla güçlendirilen zincir, Akdeniz, Ege ve Karadeniz'e hakim güney Balkanlar ve Anadolu'ya uzatılmış...

Türkiye ve Yunanistan'ın Yugoslavya'yı da aralarına alarak kurdukları İkinci Balkan Paktı ile 'Doğu Bloku'nun önü kesilmiş...

Ardından ABD ve İngiltere'nin 'sponsorluğu' Türkiye'nin önderliği ile Ortadoğu'daki ABD yanlısı Irak, İran ve Pakistan halkaları zincire dahil edilerek Bağdat Paktı oluşturulmuştu.

(Devam edecek)