CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü’nde hayvancılıkla uğraşan üreticilerle bir araya gelerek sektörde yaşanan sorunları yerinde inceledi. Yem maliyetlerindeki hızlı artış, süt fiyatlarının yetersizliği, hastalıklar ve ithalat politikaları nedeniyle hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini belirten üreticiler, ahırların boşaldığını ve üretimin hızla gerilediğini ifade etti.
“HAYVANCILIK 24 SAAT EMEK İSTİYOR AMA KARŞILIĞI YOK”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç ile birlikte Haymana’da hayvancılığın geldiği noktayı sahada değerlendirdi. Hayvancılığın büyük fedakârlık gerektirdiğini vurgulayan Gürer, üreticilerin tatilsiz, aralıksız çalıştığını ancak emeğinin karşılığını alamadığını söyledi.
Gürer, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Cumartesi yok, pazar yok, tatil yok. Eğer hayvana yem verirseniz, o hayvan da size et ve süt verir. Ancak ülkemizde mera hayvancılığı bitmek üzere. Hayvanlar on iki ay boyunca ahırda yemle besleniyor. Yem fiyatları ise sürekli artıyor. Elli kiloluk süt yemi 9 bin liraya dayanmış durumda. Yonca, saman, küspe arttıkça maliyet yükseliyor ama satış fiyatları buna göre belirlenmeyince ahırlar boşalıyor” dedi.
“ÇÖZÜM İTHALATTA ARANIYOR, YERLİ BESİCİ DESTEKLENMİYOR”
Hayvancılıkta yaşanan sorunların ithalatla çözülemeyeceğini vurgulayan Gürer, 2025 yılında 654 bin baş hayvan ithal edildiğini hatırlattı. Asıl sorunun yerli üreticinin desteklenmemesi olduğunu belirten Gürer, şunları söyledi:
“2025 yılında 654 bin baş hayvan ithal edildi. Çözüm ithalatta aranıyor. Oysa her yıl 400-500 bin civarında buzağı ölüyor, hayvan hastalıklarının önüne geçilemiyor. Sorunlar yerinde çözülmüyor, kendi besicimiz desteklenmiyor.”
ÜRETİCİ ZÜLFÜ ÜNAL: “HAYVANI KESTİĞİMDE YERİNE KOYAMIYORUM”
Hayvancılıkla uğraşan üretici Zülfü Ünal, üretimin neden sürdürülemediğini kendi deneyimleriyle anlattı. Et ve süt üretiminde maliyetlerin kontrol edilemez hale geldiğini belirten Ünal, “Üretim kıtlığı var. Çiftçi, besici bu işi teker teker bıraktı. Hayvanı pahalıya alıyoruz, yemi pahalıya alıyoruz. Hayvanı kestirdiğimizde yerine yenisini koyamıyoruz. Kendi geçimimizi sağlamakta zorlanıyoruz” dedi.
“BİR LİTRE SÜTLE İKİ KİLO YEM ALAMIYORUZ”
Süt fiyatlarının üreticiyi kurtarmadığını vurgulayan Ünal, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan fiyatların sahada karşılığı olmadığını belirtti:
“Yılbaşından sonra açıklanan süt fiyatı 22 lira ama bu fiyat bizi kurtarmıyor. En az 30 lira olması gerekiyor. Bir litre sütle iki kilo yem alamıyoruz. Yakında bir kilo yem bile alamayacağız. Elektrik, fatura, ilaç, veteriner masraflarını ödemekte zorlanıyoruz.”
“AHIRLAR BOŞ, KÖYDE ÜRETİM KALMADI”
Haymana’daki köylerde hayvan sayısının hızla azaldığını ifade eden Ünal, üretimin neredeyse durma noktasına geldiğini belirterek, “Köyde hayvan kalmadı. Çoğu ahır boş. Haymana ve Ankara’nın en büyük köylerinden biriyiz, arazimiz de verimli. Ama bu şartlarda hayvancılık yapılamıyor. Enflasyonla birlikte paramız pul oldu” dedi.
KOÇ: “AÇIKLANAN FİYAT SAHADA UYGULANMIYOR”
CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç da üreticilerin yaşadığı fiyat sorununa dikkat çekerek, “Açıklanan süt fiyatı 22 lira ama üretici fiilen 19 liraya satıyor. Açıklanan fiyat bile yetersizken, sahada daha düşük fiyata satış yapılıyor. Tarım ve hayvancılık bitme noktasında” dedi.
“HAYVANCILIKTAKİ GERİLEME DAHA FAZLA İTHALAT DEMEKTİR”
Hayvancılığın gerilemesinin ithalat bağımlılığını artıracağını vurgulayan Gürer, iktidara çağrıda bulunarak, “Hayvancılıktaki gerileme, yabancı besiciye destek anlamına gelir. Oysa kendi besicimizi desteklemeliyiz. Köyde üretimin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılmalı. Aksi halde sorunlar daha da büyüyecek” dedi.
“İTHALATA GİDEN PARA ÇİFTÇİYE VERİLSEYDİ BU NOKTAYA GELMEZDİK”
Üretici Zülfü Ünal ise ithalat politikalarına tepki göstererek, “İthalata verilen para çiftçiye destek olarak verilseydi çok daha iyi bir noktada olurduk. Hiçbir destek almadan üretim yapmaya çalışıyoruz. Yine de gidip bir çuval yem alıp hayvanın önüne koyuyoruz. Biz destek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
HAYVAN VARLIĞINDA BÜYÜK KAYIP: MİLYONLARCA BAŞ HAYVAN YOK OLDU
Türkiye genelindeki hayvan varlığındaki düşüşe dikkat çeken Gürer, “1980 yılında büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı 88 milyondu. Bugün 71 milyona düştü. 2025’te şap hastalığı nedeniyle 81 ilde hayvan pazarları kapandı ve kaç hayvan kaybedildiği bilinmiyor” dedi.
Uluslararası raporlara göre büyükbaş hayvan sayısındaki düşüşün sürdüğünü belirten Gürer, “ABD Tarım Bakanlığı’nın 2026 raporuna göre Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısı 14 milyon 100 bine düşecek. Birlik verilerine göre ise sayı 13 milyon 685 bine kadar geriledi. Yaklaşık 4 milyon 279 bin baş hayvan kaybı var” ifadelerini kullandı.
“GENÇ ÜRETİCİ YOK, GELECEK BELİRSİZ”
Ünal, hayvancılığın geleceğine ilişkin en büyük endişenin gençlerin üretimden kopması olduğunu belirterek, “Genç üretici kalmadı, hepsi 60 yaşın üzerinde. On yıl sonra eti, sütü, peyniri kim üretecek? Hepsini ithal mi edeceğiz?” diye konuştu.




