TÜMKÖYSEN’liler çiftçinin üretimde ayakta kalabilmesi için; mazotta KDV ve ÖTV’nin kaldırılması, tüm tarımsal girdi maliyetlerindeki KDV ve ÖTV yükünün kaldırılması, fahiş girdi maliyetlerinin üretici lehine sübvanse edilmesi, kooperatifleşmenin yaygınlaştırılması, üretici çiftçinin korunması ve desteklenmesi konularındaki taleplerini ve kanun teklifini bir basın açıklamasıyla duyurdu.

“ÜRETİMİN BAŞLICA SORUNU GİRDİ MALİYETLERİNİN YÜKSEKLİĞİ”
Tüm Köy Sen Genel Başkanı Şuayip Çetin, Balıkesir’den geldiğini, büyük toprağının olmadığını, ayçiçeği, buğday ektiğini ve arıcılık yaptığını söyledi. Çetin, “Mazotta ÖTV-KDV kalksın, yasa teklifini vermek için buradayız. Üretimin başlıca sorunu girdi maliyetlerinin yüksekliği. Mazotta girdi maliyetleri içinde yüzde 20’yi kapsıyor. Dışarıdan gelecek sermayeden 20 yıl vergi almayacağını söylüyorlar; maden öyle yasa teklifiyle mazottan ÖTV ve KDV’nin alınmamasını istiyoruz” değerlendirmesi yaptı.
“HAVZA’NIN AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMESİNİ İSTİYORUZ”
Amasya Merzifonlu Bayram Sarıçoban ise orman köylüsü olduğunu, köyde yaşanan tarımsal faaliyetler için devletten yardım istediklerini ama destek alamadıklarını söyledi. Köylerinin sınırlarında olan Havza’da sel felaketi olduğunu hatırlatan Sarıçoban, “Havza’nın afet bölgesi ilan edilmesini istiyoruz. Çiftçilerin borçlarının ertelenmesini istiyoruz. Köyüm, orman köyü olduğundan, çiftçilerin üretim şartlarının hafifletilmesini istiyorum. Çiftçilerin SSK desteği, Bağ-Kurlarının yatırılmasını istiyoruz” ifadeleri ile durumunu anlattı.
“AKKUYU’NUN ARTIĞI POLATLI’YA DÖKÜLECEK”
Polatlılı üretici Lokman Işık da hemen her ürünü ektiklerini ancak, ürün almasına karşın, bu emeğin karşılığını alamadıklarını dile getirirken, soğan örneğini verdi. Çiftçi Işık, “Bu yıl problem oldu. Satılmadı, maliyet çok fazla. 3 lirada soğan veren çifti mutlu oldu, oysa maliyet 7-8 liraydı” dedi. Konuşmasında Polatlı’da yapılmasıyla bir çok köyü etkileyecek HES projesine karşı mücadele ettiklerini ifade eden Işık, “Elimizdeki su giderse biz ne yapacağız? Dahası Mersin Akkuyu Nükleer Santrali atığı Polatlı’ya dökülecek. Atığın bertarafı sırasında bizler ne olacağız. Yine komşu köylerde acele kamulaştırma var. Biz kamu değil miyiz?” sözleriyle Polatlı ile ilgili sıkıntıyı dile getirdi.
“ÇİFTÇİ EL YORDAMIYLA PİYASAYA BAKIYOR”
Yozgat Boğazlıyan’da Bozok Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı olan Ziraat Mühendisi Ayfer Ulusoy da kuraklıktan dolayı ürün alınmakta zorlanıldığını söyledi. Devletin 13 lira buğday fiyatı açıkladığını ama çiftçinin 8 liradan alıcının kapısına yollandığını dile getiren Ulusoy, “Çiftçi el yordamıyla piyasaya bakıyor. Kontrolsüz ekimle ürünler çöpe gidiyor. Girdi maliyetleri yüksek, biz kırsalı köylüyü kalkındırmadan ülkeyi kalkındıramayız” diye konuştu. Kooperatifçiliğin ülkede hak ettiği değeri yeterli şekilde bulamadığını ifade eden Ulusoy, “Ülkemizde stratejik ürünler dışarıdan alınıyor. Bizim ürün maliyetlerimiz ile yurtdışındaki ürün maliyetleri arasında ciddi fark var. Bizim 86 milyonun tümünü doyurmak gibi bir zorunluluğumuz var ama bunun yapılması için çiftçi sübvanse edecek” diye konuştu.
“ÇİFTÇİ ÖRGÜTLENMEZSE HAKKINI ARAYAMAZ”
Balıkesir’den gelen zeytin üreticisi Ercan Sezen emekli olduktan sonra zeytin üretimine başladığını söyledi. Zeytin üreticisinin sorunu en başta örgütlü bir çalışma olmadığı için ürün yeteri kadar değerlendirilemiyor, bakımı ayrı pazarlaması ayrı bir sorun. Fabrikaların patronun insafına bırakılmış zeytin üreticisi. Ben TARİŞ üyesiyim. Ama sorunlarımı TARİŞ’te çözemiyorum. Tariş çiftçiye kazık atıyor; bir önceki sene geçen sene arasında maliyet artışı yüzde 200 artış var, ama kar daha düşük. Çiftçi örgütlenmezse hakkını arayamaz” dedi.
CHP’Lİ GÜRER: “ÖRGÜTLENMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERE KARŞI MÜCADELE EDELİM”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de yaptığı konuşmasında çiftçilerin örgütlenmesinin önemine değindi. Bugün tarımda en büyük sorunun üreticinin örgütlü olmaması olduğunu ifade eden Gürer, “Bakın 2 dolar civarında eti getiriyorlar. 22 dolar civarında satıyorlar. Ne dövizde ne altınla bu kadar para yok. Ülkede 1.6 milyon manda varken şu an 160 bine düşmüş. Diyorsunuz ki kırsala dönüş olsun. Kırsala nereye dönecek insanlar? Okulu yok. Sağlık ocağı yok. İnternet yok. Telefon çekmez. Sosyal donatı alanı yok. Yani örgütlenmenin önündeki engellere karşı mücadele, takip, dayanışma, çağırın hepimiz gelelim, yanınızda olalım” diye konuştu.
“BİZ PEYNİRİMİZE ENFLASYON ORANINDA ZAM İSTEDİK”
Tunceli'de küçükbaş hayvan üreticiliği yapan Anıl Demir de “peynir fiyatları; üreticide ucuz, tüketici olarak pahalı. Biz peynirimize enflasyon oranında zam istedik” dedi. Kırsalda çalışan kadın ve gençlerin katkı paylarının ödenmesi, veteriner parasının kesilmemesini istediklerini ifade eden Demir, “Ziraat Bankası hayvanımızı ipotek altına alıp üreticinin bir yıllık maaliyetini düşünmüyorlar. Bankanın kuruluş amacını unutmaması gerekir” diye konuştu.
“PANCAR EKMEYİ BIRAKTIK, MAKİNAYI DA SATTIK”
Ankara’dan Ferruh Gencer, “Bize her gün çitçiler günü. Şu anda biz tarladan geliyoruz. Şeker pancarı devlet tarafından alınan bir ürün. Şu an insanlar pancar sökme makinesini satıyor. Pancar ekmeyi bıraktık” dedi.




