Artıları kadar olmasa da eksilerinin de azımsanamayacak kadar çok olduğu bir toplumuz.

Yardımseverizdir, merhametliyizdir, paylaşımcıyızdır ama kötü alışkanlıklardan kurtulmayı pek beceremeyiz.

Başkalarını eleştirmeye bayılırız, ama konu kendi eksiklerimize gelince kulaklarımızı tıkar geçeriz.

EGO otobüslerinde yaşanan sefer gecikmelerinden söz açılınca susmak bilmeyiz ama durakları sigara izmariti tarlasına dönüştüren magandalardan pek bahsetmeyiz.

Yol kenarlarında gördüğümüz boş kola kutularına tekme atmadan geçmez, üstelik marifetmiş gibi ünlü futbolcu edasıyla etrafı kesmeyi ihmal etmeyiz.

Dinlenmek için gittiğimiz parkta yediğimiz çekirdeklerin kabuklarını oturduğumuz bankın hemen yanı başındaki çöp kutusu yerine etrafa savurmayı marifet biliriz.

Bazı ana arterlerdeki kavşaklara güzellik katan çiçekleri koparma huyundan, kopardıklarımızı da birkaç metre ötede sağa sola fırlatma alışkanlığından vaz geçmeyiz.

Evsel atıkları toplayanların, çöp konteynerlerini harman yerine çevirmesine ‘’geri dönüşüm’’ hatırına göz yumarız ama o atıkların yeniden yerlerine konulması gerektiği konusunda bir uyarıda bulunmayız.

Sıra eleştiriye gelince de bülbül kesiliriz.

Çuvaldızı başkalarına batırırız ama iğneyi bile kendimize çok görürüz.