Türkçe'nin resmî dil ilan edilişinin 749. yıl dönümü, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Türk dünyasından eserlerin seslendirildiği müzik dinletisiyle başlayan programda, Türk dilinin korunması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik değerlendirmeler paylaşıldı.
KIZIL ELMA TÜRKÇE ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNE TAKDİM EDİLDİ
Etkinlik kapsamında, dil bilincini pekiştirmek amacıyla düzenlenen protokol konuşmalarının ardından ödül takdimine geçildi.
Törene; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, Karaman Valisi H. İbrahim Akça, MHP Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç ve AK Parti Genel Başkan yardımcısı ,Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ve çok sayıda siyasi isimler katıldı.
Programda, Türk diline hizmet eden kişilere verilen "2. Geleneksel Karaman Kızıl Elma Türkçe Ödülleri", Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından takdim edildi. Karaman’daki üniversitelerden gelen öğrencilerin de takip ettiği törende; TRT Avaz adına TRT Genel Müdür Yardımcısı Serhat Eroğlu, Yunus Emre Enstitüsü adına Enstitü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy ve TÜRKSOY adına TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ödüllerini aldı.

"DİL, MİLLETİMİZİN HAFIZASIDIR VE GELECEĞE BIRAKTIĞI EN BÜYÜK MİRASTIR"
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, törende yaptığı konuşmada Türkçenin sadece bir iletişim aracı değil, Türk dünyasını birbirine bağlayan en güçlü kültürel bağ ve bağımsızlık sembolü olduğunu vurguladı. Karamanoğlu Mehmet Bey’in tarihi fermanının milli kimlik üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çeken Bakan Ersoy, özellikle dijital çağda ve popüler kültürün etkisiyle oluşan bozuk dil kullanımıyla mücadele edilmesi gerektiğini belirterek konuşmasına şöyle devam etti:
"Dilimiz; milletimizin hafızasını diri tutan, kültürünü taşıyan ve medeniyet düşüncesini, anlayış ve algısını nesilden nesle aktaran benzersiz bir hazine; milli kimlik ve karakterimizin özgün vesikasıdır. Özellikle popüler kültürün yönlendirdiği, yaygınlaştırıp normalleştirdiği bozuk dil kullanımı; çocuk ve gençlerimizin yabancı dillere ait ve hatta onlarla dahi yadırganan ifadeleri dillerine pelesenk etmeleri; hiçbir anlam taşımayan ancak taşıyormuş gibi kabul edilen yeni temelsiz bir şekilde anlam atfedilen ünlemlerin, kelimelerin ve kısaltmaların konuşma dili olarak kullanılması tehlikesinin boyutunu göstermesi bakımından önemli örneklerdir. Dil bilinci sadece onun üzerinde çalışma yapan bilim insanlarının, eser veren ediplerin sorumluluğu değildir. Dil; onu kullanan herkesin özen göstermesi, sahip çıkması, hassas davranması gereken bir emanettir. Bakanlık olarak Türk diline hizmet yolunda kararlılıkla ilerlemeye; Türkçenin korunmasını, güçlendirilmesini, dünyanın dört bir köşesinde öğretilerek yaygınlaştırılmasını sağlamak için hayati çalışmaları yürütmeye devam edeceğiz.”

"DİL, BİR MİLLETİN SADECE İLETİŞİM ARACI DEĞİL, AYNI ZAMANDA VARLIK SAHASIDIR"
Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, Türkçenin milletin hafızası ve geleceği olduğunu vurguladı. Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanını bir "özgürlük çığlığı" olarak nitelendiren Mert, dijital çağın zorluklarına karşı dil bilincini artırmayı hedeflediklerini belirterek şunları söyledi:
"Dil, bir milletin sadece iletişim aracı değil, aynı zamanda varlık sahası, hafızası ve geleceğidir. Karamanoğlu Mehmet Bey’in o tarihi fermanı, aslında bir milletin kendi kimliğine dönüş ve özgürlük çığlığıdır. Türk Dil Kurumu olarak bizler de bu mirası devraldığımız günden beri, dilimizin zenginliğini korumak, onu bilim, sanat ve teknoloji dili olarak daha ileriye taşımak için gayret gösteriyoruz. Biliyoruz ki dijitalleşen dünyada dilimiz yeni meydan okumalarla karşı karşıyadır. Ancak Türkçenin köklü geçmişi ve esnek yapısı, bu zorlukları aşacak güçtedir. Gençlerimizin dil bilincini artırmak, onlara Türkçenin estetiğini ve derinliğini sevdirmek öncelikli görevimizdir.”

“DİL, BİR MİLLETİN KALESİDİR; KALE DÜŞERSE MİLLET DÜŞER"
AK Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, Türkçenin vatanın tapusu ve milli savunmanın kalesi olduğunu vurguladı. Dijitalleşme çağında dilin korunmasını bir "istiklal meselesi" olarak nitelendiren Zorlu, Türk dünyasının ortak paydası olan Türkçenin korunması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Karamanoğlu Mehmet Bey’in 'Türkçe konuşulacak' fermanı, sadece bir dil tercihi değil; bu toprakların vatan kılınma mühürlerinden biridir. Dil, bir milletin kalesidir. Kale düşerse millet düşer; kale ayakta kalırsa medeniyet nefes almaya devam eder. Özellikle gençlerimize seslenmek istiyorum. Dijitalleşme çağında, sosyal medyanın o hızlı ve bazen de dili aşındıran ortamında Türkçemize sahip çıkmak, her bir Türk genci için bir istiklal meselesidir. Kelimelerimiz azaldıkça düşünce dünyamız daralır. Türkçenin o zengin kelime dağarcığına, atasözlerine ve deyimlerine sahip çıkmak; aynı zamanda tarihimize ve geleceğimize sahip çıkmaktır.”

"TÜRKÇE, BİR MİLLETİN VAROLUŞ İRADESİNİN BEYANIDIR"
Karaman Valisi H. İbrahim Akça, Karaman’ın Türkçenin başkenti olduğunu vurgulayarak Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanını milli varlığın temeli olarak nitelendirdi. Dil mirasını gelecek nesillere aktarmanın tarihsel bir sorumluluk olduğunu belirten Akça, şunları kaydetti:
"Karamanoğlu Mehmet Bey’in, 'Bugünden sonra divanda, dergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya' diyerek yaktığı bu meşale, sadece bir yönetim kararı değil; bir milletin varoluş iradesinin beyanıdır. Dilimiz, bizi birbirimize bağlayan en güçlü bağ, kültürümüzün taşıyıcısı ve geleceğe bıraktığımız en büyük mirastır. Karaman Valiliği olarak, bu mirasa sahip çıkmanın, bu bilinci gelecek nesillere aktarmanın tarihsel bir sorumluluğumuz olduğu inancındayız. Bu yıl gerçekleştirdiğimiz etkinliklerin, özellikle gençlerimiz nezdinde dil hassasiyetini pekiştireceğine yürekten inanıyorum.”
“TÜRKÇEMİZ KİMLİĞİMİZDİR"
MHP Nevşehir Milletvekili Prof. Dr. Filiz Kılıç, Türkçenin bir milletin ruhu ve en büyük kalesi olduğunu vurguladı. Dilin her türlü yozlaşmadan korunması ve her alanda güçlü bir şekilde yaşatılması gerektiğini belirten Kılıç, şunları ifade etti:
"Dil, sadece bir ses bayrağı değil; bir milletin ruhu, varlığı ve en büyük kalesidir. Karamanoğlu Mehmet Bey’in 749 yıl önce Anadolu’nun bağrında yankılanan o kararlı sesi, bugün bizlerin yolunu aydınlatmaya devam etmektedir. Bizler, 'Türkçemiz kimliğimizdir' şiarıyla hareket ederek; dilimizi her türlü yozlaşmadan korumak, onu bilimde, sanatta ve hayatın her alanında en saf, en güçlü haliyle yaşatmak zorundayız. Özellikle Karaman Kızıl Elma Türkçe Ödülleri'nin verilmesi, dilimize gönül verenlerin taltif edilmesi bakımından çok kıymetli bir adımdır. Bu ödüllere layık görülen tüm değerli katılımcıları yürekten kutluyorum.”





