İYİ Parti 4'üncü Olağan Kurultayı, Büyük Ankara Kongre Merkezi'nde başladı. Kurultaya, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun yanı sıra İYİ Parti milletvekilleri, belediye başkanları, delegeler, partililer, siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.

Kurultayda konuşan Dervişoğlu, İYİ Parti’yi adalet ve eşitliğin oluk oluk tükendiği bir eşikte kurduklarını ifade ederek, "Keyfiliğe, şahsiliğe ve otoriterliğe karşı, milli ve cumhuriyetçi bir refleks olarak ortaya çıktık. İYİ Parti olarak Türk milleti tarafından, Türk milleti için bu kötü gidişata 'dur' demek için kurulduk. Gelinen noktada dünya bir otoriterlik ve keyfilik açmazının pençesindedir; bir tarafta Latin Amerika’da, Rusya’da, Uzak Asya’da yaşananlar, öte tarafta ise 25 yıldır millet ve devlet bağları aşındırılan, kimlik çatışmalarıyla dengesi bozulan Orta Doğu coğrafyası vardır. Çünkü büyük emperyal güçler, dışarıdan meşruiyet aşılayarak, kendilerine bağımlı iktidarlar yarattılar, Netanyahu gibi azgın ve cüretkar katiller eliyle kan dökmeyi olağan kıldılar, Suriye’den Irak’a, Gazze’den İran’a ve elbette Türkiye’ye kadar Iraklaşmak, Lübnanlaşmak ve Gazzeleşmek yolunda emperyalizm artık gizlenme ihtiyacı hissetmeden suç işlemektedir. Çünkü emperyalizmin suç ortakları iktidara gelmek için verdikleri taahhütlerle, iktidarda kalmak uğruna verdikleri tavizlerle ülkelerini kırılgan, yalnız ve çaresiz bırakmışlardır; bu uğurda vatandaşlarının özgürlüklerini, canlarını ve mallarını, vatanlarının ise zenginliklerini diyet olarak sahiplerine sunmuşlardır. Bu açıdan yeni bir aşamaya gelindiği şüphesizdir, ancak gelenin belirsizliği kadar gidenin de insanlığa yüklediği maliyet ağırdır. İşte bu ahval ve şerait içinde İYİ Partimiz büyük Türk milletinin reflekslerini tutarlı eylemlere dönüştürebilmek adına çok daha kritik bir eşikte, çok daha hayati bir sınavdadır" diye konuştu.

D E R V I S O G L U C U M H U R I Y E T S A H I P S I Z K A L D I 1122192 333034

'MİLLETİ SAVUNAN SADECE İYİ PARTİ OLMAMALI'

Ardından iktidarı eleştiren Dervişoğlu, "İktidarın çeyrek asırlık köhneliği içerisinde her kritik eşikte yaptığı hayati yanlışların sesini duymak isterseniz her seferinde koro halinde 'birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan günler' şiarına bakın. Sözde iç cepheyi güçlendirmek adı altında yürütülen siyasetin sonuçlarına bakın. Bir değil, iki değil defalarca aynı şeyleri aynı ajanda içinde, aynı taahhütler ve tavizlerle yerine getirip farklı sonuçlar elde ettiklerine inanmamızı istediler. Birinci 'Çözüm süreci' buydu, Suriye siyasetleri buydu, 15 Temmuz’la sonuçlanan rezalet buydu, şimdilerde kurdukları 'İmralı ittifakı' ile yürütülen komisyonculuk projesi de aynıdır. Bu projeyi yaşama getirmeye kalkıştıklarında uyardık, dedik ki; 'Sonu bilinen bir yolculuğa çıkıyorsunuz, bu millete yaptıklarınızı bu millete asla kabul ettiremezsiniz ama Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk milletinin değerlerini tartışmaya açmak gibi bir gafletin başındasınız.' Bugün geldiğimiz noktada görüyorsunuz; TBMM’de konuşuluyor, tartışılıyor ama terör örgütünün siyasi uzantısı bir parti büyük Türk milletine hem de Meclis'in riyaset makamından utanmadan kafa tutmaya cüret ve cesaret edebiliyor. Üzüldüğüm şudur; bu ülke hepimizindir. Gönderde dalgalanan bayrak, minarede sedalanan ezan hepimizindir. Bu milletin değerleri Meclis kürsüsünden tartışmaya açıldığında o sözlere karşı bu büyük milleti savunan sadece İYİ Parti olmamalıydı. Bunların ihanet sözlerine, ilk sözün Adalet ve Kalkınma Partisi’yle, Milliyetçi Hareket Partisi’nden çıkması gerekiyordu" dedi.

'GAZİ MECLİS'İ BYPASS ETTİNİZ'

Dervişoğlu, Türkiye'de hukuk kalmadığını, yargının araçsallaştırıldığını söyleyerek, "Anayasa defaatle askıya alındı, kurumlar çöktü, siyaset yapılamaz hale geldi, her eşikte başka bir toplumsal grup terörist ilan edildi, ekonomi zaten tarumar oldu, işsizlik kadere dönüştü, peşkeş çekilmeyen su, orman, kıyı kalmadı, doğum oranları dipte, sınırlarımız kevgir, gençlerimizi uyuşturucu, fuhuş ve kumar çetelerine kurban veriyoruz. Geride bıraktığımız günler içerisinde bir evladımızı daha sokak çetelerine kurban verdik, sokaklar yaşanamaz hale geldi. Asayişsizlik aldı başını gitti. İnsanı insan yerine koymak şuurundan uzak kadroların elinde en temel özgürlüklerin, insan haklarının canına okundu. Cezaevleri; okuyan, düşünen, genç yaşlı herkesin buluşma noktası oldu. 200 senelik demokratik mücadelemizden geriye doğru ne kadar mümkünse o kadar adım attılar. Biz Cumhuriyetsiz, cumhuriyet de sahipsiz kaldı. Ve bir gün, bir sabah uyandılar ve dediler ki 'PKK'yı affedelim, Öcalan aslında iyi adamdır, Kürtlerin de tek temsilcisidir, bir de biz yeni fark ettik ama İsrail PYD ile hareket edebilir.' Sonra bir de şu anayasada 'Türk' tanımı var ya; Türkçe eğitim, üniter devlet ve Cumhuriyet ilkeleri; 'Siz şimdi bunları bir tartışın, biz iktidarımızı ebedi hale getirmenin yollarını bulana kadar bu tuzağın içinde oyalanın' dediler. Alkış tutanlara, el uzatanlara, ıslık çalanlara inat biz ilk günden beri aynı şeyi söyledik; bu ülkede bir cumhuriyet sorunu var çünkü siz onu perişan ettiniz, bu ülkede yurttaş eşitliği sorunu var çünkü siz eşitlikten değil ayrımcılıktan beslenmektesiniz, bu ülkede hukuk sorunu var çünkü siz milli iradeyi gasbedip sarayınıza hapsettiniz, gazi Meclis'i bypass ettiniz" ifadelerini kullandı.

Kaynak: DHA