Her depremden sonra söylenen kalıplaşmış bir cümle var: 'Bu depremden gereken dersleri çıkarmalıyız!'...
Gerçekten de bazı bilim insanları, bürokratlar, yöneticiler yaşanan her deprem sonrası bilgilerine yeni unsurlar ekliyor ve depremlerin öncesi ve sonrasında yapılması gerekenler konusunda insanları bilgilendiriyorlar...
Ama kimi toplumlar bu bilgilerden yararlanarak gerekli önlemler alır ve depremlerin yıkıcı etkilerini azaltılırken, kimileri de bu sözleri tekrarladıktan sonra 'eski tas, eski hamam' misali eskiden beri yürüdükleri yolda gitmeye devam ediyorlar.
***
Bizim toplumumuzda da böyle bir 'yarılma' durumu var...
Örneğin şu son depremden sonra tv ekranlarında ve gazete sayfalarında deprem uzmanları, mühendisler, mimarlar deprem öncesi e sonrasında yapılması gerekenler konusunda o kadar çok bilgi verdiler ki, neredeyse hepimiz deprem uzmanı olduk...
Peki, bundan sonra bir şey değişecek mi, bu kadar bilgiye sahip olduktan sonra bu depremde yapılan hatalardan ders alacak ve geleceği kesin olan bir sonraki depremde bu hataları tekrarlamayacak mıyız?
***
Bu soruya olumlu cevap verebilmeyi çok isterdik...
Ama maalesef veremiyoruz...
Neden?
***
Bu konuda olumsuz yargıya varmamızın nedeni, bundan önceki depremlerden sonra da benzer sözler söylendiği ve topluma bir çok bilgi verildiği halde çok az şeyin değişmiş olması...
1999 yılındaki depremden sonra TV'lerde, gazetelerde söylenenleri, hazırlanan raporları, hatta çıkarılan yasaları bir düşünün...
Eğer o zaman bütün bu bilgileri aldıktan sonra gereken önlemleri almış olsaydı, başka bir deyişle yaşanan olaylardan ders çıkarsaydık şu son depremde bu kadar büyük bir yıkıma uğrar, bu kadar büyük can kaybı verir miydik?
***
Demek ki, 'Neden?' sorusunun cevabını başka yerlerde aramalıyız...
Belki de mesele 'bilmek ya da bilmemek' değil; çünkü bir çok şeyi bildiğimiz halde bilmezden geliyoruz?..
Eğer durum böyleyse, o zaman bunun için de bir 'Neden?' sorusu gerekli.
***
Şurası bir gerçek...
Öğütler, bilgiler, akılları geliştirir. Akıllar geliştikçe insanlar dünyada olup bitenleri daha iyi anlar, kararlarını aklın süzgecinden geçirdikten sonra verir.
Ancak unutmayalım ki, insanlar salt akıllarıyla hareket eden varlıklar değildir.
***
Bir toplumda bireyler aklı rehber edinir ve akıllarını kullanarak hareket ederlerse hem bireysel hem de toplumsal alanda geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarabilirler. O zaman da sorunlarını akıl yoluyla ele alır ve akılcı çözümler bulabilirler...
Ama eğer bir toplumda böyle davranan bireyler azınlık durumundaysa ve çoğunluk bir sorun karşısında akıl yerine içgüdüler, gelenekler, ön yargılarla ya da küçük çıkarlar doğrultusunda hareket ediyorsa, o zaman yapılan hatalar sürekli tekrarlanır...
Unutmayalım ki bizler aynı zamanda toplumsal yaratıklarız ve toplumda son sözü çoğunluk söyler. Eğer toplumun çoğunluğu akıl yoluyla hareket etmiyorsa, doğruları söyleyen azınlığı kimse dinlemez.
***
Ancak 'azınlık' deyince burada bir not düşmek lazım...
Akılcı davrandığı için toplum tarafından hor görülen ve onun ayakları altında kalan azınlığın dışında bir başka azınlık daha vardır...
O da çoğunluğun kararlarını her zaman akıl dışı güdüler ve alışkanlıklarla vermesi için elinden geleni yapan ve bundan çıkar sağlayan bir azınlıktır!
(Bitti)
Depremin Düşündürdükleri... (XII)
Ertan GÜNÇiNER
Yorumlar