Emekliliğinin ardından yıllar önce yarım bıraktığı ahşap boyama çalışmalarına yeniden dönen Tülin Aygün, zamanla bu uğraşını kendi üretim alanına dönüştürdü. “Renksin Tülin” markasıyla çalışan Aygün, tepsiden kutuya, mutfak panolarından dekoratif duvar ürünlerine kadar farklı tasarımlar hazırlıyor.
EMEKLİLİKLE YENİDEN BAŞLADI
Yaklaşık 25 yıl önce ahşap boyamayla tanışan Tülin Aygün, çalışma hayatı nedeniyle ara verdiği bu uğraşa emekliliğinin ardından yeniden döndü. Bu kez hobisini geliştirmek için eğitim alarak üretmeye başlayan Aygün, “Zaten daha önce böyle bir deneyimim olmuştu ama çalışma hayatından fırsat bulamıyordum. Biliyordum ki bir gün emekli olduğumda yapacağım iş bu olacak demiştim. Emekli olduktan sonra başladım boyamaya. Önce tabii eğitim aldım, 5-6 yıl kurslara gittim. Sonra pandemi girince evde çalışmaya devam ettim. Bu arada çok videolar izledim, çok kişileri takip ettim, kendimi geliştirmeye çalıştım. Sonra da çok ürün yapınca, çok sevinince hediyeliklerle başlayıp sonra da satışa dönüştü.”

HAM AHŞAPTAN KİŞİSEL TASARIMA
Aygün’ün üretiminde ham olarak aldığı ahşap ve MDF ürünler, farklı tekniklerle dekoratif ve işlevsel eşyalara dönüşüyor. Tepsiden kutuya, mutfak panosundan duvar dekoruna uzanan ürünlerinde kullanım amacını da gözetiyor.
“Benimki aslında dekoratif ahşap boyama diye geçiyor adı. Mutfak panoları, tepsi, kutu, takı kutuları, anahtarlık, yani evde dekor olabilecek, kişinin zevkine göre, renklerine göre ürünler yapıyoruz. Genelde de işe yarasın istiyorum. Ama bazen de sırf süs olsun diye, sergi amacıyla duvarlarına alsınlar. Amacım oydu.”
Ürünlerini ham halde aldığını belirten Aygün, maliyeti kontrol edebilmek için çoğunlukla MDF kullandığını söyledi.
“Genelde MDF kullanıyoruz. İyi bir MDF bulmaya çalışıyorum. Uygun fiyatta bulup kendi maliyetimi düşürüp uygun fiyatlarda satmak istiyorum. Üzerinde kullanılan resimleri ben boyuyorum zannediyor bazı müşterilerimiz. Öyle değil. Bizim için en büyük kaynak Pinterest oluyor. Başka bir üründe Pinterest’ten bulduğunuz resmi kaliteli bir kâğıda çıktısını alıyorsunuz. Tabii onu yapıştırmakla da bitmiyor, ondan sonra etrafını süslüyorsunuz. Üzerine kullandığınız teknikler oluyor. “
HOBİDEN KENDİNİ DÖNDÜREN ÜRETİME
Aygün için ahşap boyama, zamanla yalnızca bir hobi olmaktan çıktı. Kendi malzemelerini karşılayabildiği bu üretim, aile bütçesine dokunmadan sürdürdüğü bir uğraşa dönüştü.
“Malzemelerimi kendim alıyorum. Hiç aile bütçeme dokunmadan kendimi döndürebilecek duruma geldim. Ama tabii ekonomik kriz birçok şeyi etkilediği gibi bizim satışlarımızı da etkiledi. Ama sevdiğimiz için, ayrıca terapi gibi de geldiği için bu işi yapıyoruz. Hem de bunu maddi bir katkıya çevirmiş oluyoruz. Severek de yapıyoruz.”

“BUNDA NE VAR?” DENEN İŞİN GÖRÜNMEYEN EMEĞİ
Aygün, el emeği ürünlerin arkasındaki tasarım ve hazırlık sürecinin çoğu zaman görünmediğini, bu nedenle yaptığı işin kolay sanılabildiğini söyledi.
“Bu işi bilmeyenler kırıcı olabiliyorlar. ‘Bunu yapmakta ne var?’ En sevmediğimiz cümleler. En basit şey bile, belki bir saat sürecek bir iş bile emek varsa onun bir tasarım aşaması oluyor. Mesela bunu nasıl yapacağım, hangi resmi, hangi renkleri kullanacağım? Bazen bunun için bir gün düşündüğüm oluyor çünkü ben öğrenerek, çalışarak bu noktaya geldim. Ama çoğu insan da emeğe değer veriyor. Etkinliklerde tanıştıklarımla artık arkadaş oluyorsunuz.”
“DENEMEKTEN ZARAR GELMEZ”
Aygün, dekoratif ahşap boyamanın daha çok orta yaş ve üzerindeki kişiler tarafından tercih edildiğini, gençlerin ise farklı üretim alanlarına yöneldiğini belirterek sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Gençlerin çok ilgi alanına girmiyor ama onlar gördüğüm kadarıyla daha yeni nesil, mesela grafik tasarımı, takıların farklı şekilleri onlara daha meraklılar. Bu biraz klasik bir uğraş görünüyor ama isteyen tabii seçebilir de. Kesinlikle eğer bir şeyle ilgileniyorlarsa böyle arayışlara girecekler. AVM’lerde, belediyelerin yaptığı etkinliklerde, vakıfların yaptıkları etkinliklerde kendilerine bir pazar bulabilirler. Ama her işin başlangıcında bir girişimcinin sermayeye ihtiyacı oluyor. Biraz da o gözle bakmaları lazım. Cesur olsunlar biraz, olabildiğince cesur olsunlar. Denemekten zarar gelmez. Diyelim ki benim gibi evde yapmayacak, bir atölye açacaksa KOSGEB’in kadın girişimcilere tanıdığı birtakım imkanlar var.”





