“Konutlarda birtakım sorunlar olduğunu söylemek, bu konutların tümüyle sorunlu olduğu anlamına gelmez” diyen Yıldırım Kara, “Fakat barınma ihtiyacının büyüklüğü ve biraz da bakanlığın kurumsal imajını koruma kaygısı nedeniyle, bu sorunlar gerektiği gibi konuşulamıyor. Son zamanlarda bize ulaşan yurttaşların sıkça dile getirdiği problemlerden birisi, metrekare cinsinden hak kaybına uğramış oldukları” dedi. Yıldırım Kara şöyle devam etti:

“Depremden önce dubleks evi, mesela 180 metrekarelik bir dairesi bulunan yurttaşlara, 95-100 metrekarelik daireler veriliyor. Burada rezerv alan uygulamasının olumsuz bir sonucu görülmektedir: Yerleşim alanları adeta bir yığın olarak düşünülmüş, dubleks gibi farklı konut tipleri gözetilmeksizin, bir örnek evler inşa edilmiştir. Özellikle rezerv alanlarda tapulu, bölünmemiş dubleks evi olan yurttaşlar hak mağduriyeti yaşıyor çünkü tek bir daire alabiliyorlar. Oysa İmar Affı’ndan faydalanarak dublekslerini bölen hane sahipleri, iki daire sahibi olabiliyor. Dolayısıyla yurttaşlar arasında ‘Kanuna uyan cezalandırılır’ gibi bir kanaat oluşmasına sebebiyet veriliyor.”

KONTEYNER KENTLERDEKİ KİRACILAR GÖZ ARDI EDİLMEMELİ

Konteyner kentlerin kademeli olarak kapatıldığına da vurgu yapan Yıldırım Kara, “Konteyner kentlerin kapatılacağıyla ilgili bilgiler, kamuoyunu meşgul ediyor. Süreç, kimi zaman bir keşmekeş haline geliyor. Yurttaşlarımıza ne zaman, nereye ve nasıl taşınacaklarına dair net bir takvim sunulmalı, duyurular zamanında yapılmalıdır. İnsanlar sabah uyanıp kapılarında tahliye tebligatı görmemeli. Özellikle yaşlı, engelli ve dezavantajlı gruplar başta olmak üzere, yurttaşlarımıza tolerans gösterilmesi gerekiyor. Bu süreçler ‘ben yaptım oldu’ mantığıyla değil; insani bir planlamayla yürütülmelidir. Süreç boyunca yurttaşlarımıza gerekli lojistik ve maddi destek eksiksiz sağlanmalıdır. Özellikle konteyner kentlerde kalan kiracıların arasında maddi durumu yetersiz olanların, yerinde dönüşüme başvurmuş olmalarına rağmen konutları tamamlanmayan, inşaat süreçleri devam edenlerin; yaşlı, dul, yetim, engelli, asgari ücretli, emekli kiracıların piyasa koşulları göz önüne alındığında, konteyner kentlerde bir süre boyunca, düzenli biçimde kalmalarına müsaade edilmelidir” değerlendirmesi yaptı.

Muhabir: Cemil Cahit Saraçoğlu