Yaya kaldırımını işgal eden park halindeki araçları görünce, trafik kurallarını hiçe sayan bu aymazlara söylenip durdum…
Gelişigüzel sıralanmış araçlar…
Aralarından sıyrılmaya çalışsan o da mümkün değil.
Kaldırımı işgal etmişsin, hiç olmazsa hafif sıklet vatandaşların tek sıra halinde geçişlerine izin ver…
O da yok…
Gündüz vakti değil ama akşam olup da hava kararınca işgal de başlıyor.
Cadde ve bulvarların park yasağı olan bölgeleri de öyle.
Başkent'in en işlek noktalarından Turan Güneş Bulvarı'nın hali malum.
Trafiğin en yoğun olduğu saatlerde koca bulvar araç yükünü kaldıramaz hale gelince çile de başlıyor…
Bu durum, yayalar kadar sürücülerin de yakınmalarına neden oluyor.
Şimdilerde bir de scooter sıkıntısı yaşanıyor.
Kullanım sonrası, kaldırım kenarlarındaki ağaç ve direklere zincirlenen modern çağın ulaşım araçları da şikayet konusu oluyor.
Mevcut cadde ve bulvarların trafik yükünü azaltacak kapasiteden uzak kalmalarına, bazı sürücülerin ve yayaların sorumsuz davranışları da eklenince sorun daha da büyüyor.
Böyle olunca geçmiş dönemlere olan özlem duygusu daha da pekişiyor…
Başkentin en işlek noktaları olan Kızılay'ın Kavaklıdere'nin, Bahçelievler'in mazide kalan görüntüleri geliyor akla.
Ne araç gürültüsü ne genizleri yakan egzoz kukusu…
Ne de kaldırımları işgal eden araçlar.
Dönemi yaşamış tüm Ankaralıların ortak belleğinde derin izler bırakan nostalji…
Şıklık yarışındaki kadınlar, erkekler…
Milka ve Sergen pastaneleri, Arı ve Talip Sinemaları, Sakarya Bira Parkı, Piknik, Kızılay binası ve parkı, Diskolar, Köşk Gazinosu...
Şimdi hepsi anılarda kaldı birer birer…
Ama ne kadar değişse de çehreler, yaşanmışlıklar yok olmuyor…
Dün gibi geliyor gözler önüne…
Biraz buruk,
Biraz özlemle…
Çok değişti Ankara çok…
Tüm çabalar, eski güzelliğine kavuşması için…
Zamanla o da olacaktır elbet…
Yapılanlar umut veriyor…
Ama bir de şu trafik sorunu olmasa…
Kaldırımlar işgalden kurtulsa bir.
Modern çağın nimetlerinden kurallara uygun yararlanmayı bir bilsek…
Onca derde rağmen,
Belki hayat daha güzel olacak.