Önce 1994 yılından iki kitap fuarı anısı…
Nisan ayı.
Mevsim bahar.
Altınpark'ta düzenlenen TÜYAP 1. Ankara Kitap Fuarı'ndayız.
O koca fuar alanının her yanını doldurmuş yayınevleri, kitabevleri…
Tam bir kitap baharı yaşanıyor.
Kimler yok ki fuar alanında nefes alıp veren, okurlarıyla, dostlarıyla söyleşenler arasında?
Cahit Külebi'den Ali Püsküllüoğlu'na, Ahmet Erhan'dan Gülten Akın'a, Mustafa Şerif Onaran'dan Emin Özdemir'e, Talip Aaydın'dan Mustafa Ekmekçi'ye…
Bir edebiyat şöleni yaşanan…
***
Bu kitap baharını, daha ilk gününde gezenlerden birisi de edebiyat çevrelerinde 'Can Baba' olarak anılan şair Can Yücel.
Geziyor ama sokak adları dikkatini çekiyor.
Sokaklara artık aramızda olmayan, ölmüş ya da öldürülmüş aydınların, yazarların adları verilmiş:
Ahmed Arif Sokağı, Rıfat Ilgaz Sokağı, Uğur Mumcu Sokağı, Ceyhun Atuf Kansu Sokağı, Muammer Aksoy Sokağı…
Can Baba, sokakların hep ölenlerin adlarını taşıdığını görünce dayanamamış şöyle demiş yanındakilere:
'Beni ölüler sokaklarında niye dolaştırıyorsunuz?'
Çevresindekiler, biraz da şaşkınlıkla ona bakınca, ondan beklenen yanıtı vermiş:
'Beni Abanoz Sokağı'na götürün!'
***
Bu anlattığım bir rivayet gibi dolaşmıştı ortada.
Doğru mudur?
Can Baba'nın hallerini düşünüyorum da, 'doğrudur' diyorum, 'demiştir!'
Ama şimdi anlatacağım anı, yaşadığımdır.
O 'ölüler sokakları'nda dolaşırken Bilgi Yayınevi Standı'nda şair Ali Yüce'yle karşılaşıvermiştim. Dizilmiş kitapları yanyana… Bekliyor ki isteyen okurlarına imzalayacak…
Selamlaştık, tokalaştık…
'Abi inasılsın?' dedim, 'İmza günü nasıl gidiyor?'
'Nöbet tutuyorum!' diye yanıtladı beni.
Ne mi demek istiyor?
Satış az…
Niye mi?
Onu da şöyle açıkladı:
'Kitapların fiyatlarına bakıp, köz avuçlamış gibi bırakıyorlar geri'.
Orada ayaküstü bu yanıtı vermişti bana Ali Yüce ama belli ki tam yanıt bu değil…
Ertesi gün sabah telefonum çaldı. Açtım ki arayan o…
'Mahzun günaydın! Dün bir soru sormuştun, onu 1985'te yazdığım bir şiirle yanıtlayacağım' dedi.
Heyecanla dinlemiştim. Okumuştu şiiri telefonda…
Hangi şiir mi?
'Hortlak'.
'Şiir Tufanı' adlı kitabında da var…
'Aman oğlum aman kızım / Unutmayın dediklerimi' diye başlayıp sürüp giden bir şiir…
Şiirin soruma yanıt olan dizeleri ise şöyle:
'İyi kilitleyin kapıyı / Gece yatmadan önce / Tanrı korusun yavrularımızı / Ağzımdan yeller alsın / Siz uyuduktan sonra / Bir kitap girse içeri / Yılan olup sokar ha / Sırtlan olup yer sizleri.'
***
Ankara'da üç yıl yapıldı TÜYAP Kitap Fuarı. Sonra bitti. 1997 yılında, Nisan ayı yaklaşırken, kitap fuarının yenisi yapılmayacakmış bilgisi geldiğinde Siyah Beyaz Gazetesi'nin kültür - sanat sayfalarını yönetiyordum. Telefonla ulaştım Deniz Kavukçuoğlu'na…
'Niye yapılmayacak?' sorusuna verdiği yanıt hala usumdadır…
Özetle 'Ankara'nın kitap fuarına gereksinimi yok' demişti. Orada, fuar gibi kitabevleri var…
Bu üzerinde düşünülecek, tartışılacak bir konu…
Hala var mı?
Bu da…
Bir de…
Ankara'da TÜYAP'ın kitap fuarlarından önce de , sonra da kitap fuarları yapıldı, yapılıyor...
Geçen hafta da yapıldı…
Ama 1990'ların ortasındaki o üç fuarın efsane düzeyini yakalayamadı hiç biri…
Niye acaba?
***
Belki, 'efsane öldü!'
Öldürdük!
________________
Dipnot: Ankara'nın kitap fuarlarıyla 'imtihanı' başlıbaşına bir araştırma konusudur.
Hala aramızda olan nice katılımcı yayıncı ve yazarın hatta stant görevlilerinin tanıklıkları, anıları da kayıt altına alınarak öyle bir araştırma keşke yapılsa. Buna gönüllü genç bir araştırmacı çıksa ortaya, yapsa…