Yazımızın başlığındaki soruyu yanıtlamadan önce ABD'nin Trump'ın başkan oluşundan itibaren yaşadığı 'bölünme' üzerinde durmak zorunda kaldık...

Bu bölünmeyi üç ana başlık altında toplayabiliriz...

Birincisi, siyasal bölünme... Trump'ın adaylığını koymasından itibaren Amerikan siyaset dünyası, devlet ve istihbarat örgütleri, medyası ve kamu oyu adeta iki düşman kampa ayrılmış durumda... Karşı kampta yer alanlar artık laf kavgasını geride bırakmış onu azletmek için harekete geçmiş bulunuyor...

İkincisi, ekonomik bölünme... 'Küresel elit' dediğimiz, finans dünyasından başlayıp çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren çok uluslu şirketlere kadar uzanan dev ölçekli ağın başında oturanlar artık birbirlerine karşı mücadele ediyor... Trump yanlıları 'silah baronlarına' ve FED yöneticilerine 'ihanete' varan suçlamalar yöneltiyor... Karşı taraf da Trump'ın 'içe dönme' politikasını savunan kesimleri hedef alıyor...

Bu çatışmanın en açık örneklerinden biri 'petrol lobisi'nin önde gelen temsilcilerinden biri olan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un İran konusunda yürüttüğü 'güvercin' yaklaşıma karşı çıkanların baskısıyla görevden alınması...

Üçüncüsü, askeri strateji konusundaki bölünme...

ABD'nin Suriye'de 'duvara toslaması' Trump'ın başından beri savunduğu Rusya ile anlaşarak Suriye'den çekilme ve ağırlığı Çin'le yürütülen mücadeleye verme kararını uygulamasını sağladı... Ancak bu durum, Pentagon'daki 'şahinler' ile onların istihbarat ve güvenlik örgütlerindeki destekçilerinin Trump'a karşı harekete geçmelerine neden oldu...

Örneğin ABD Başkanı Donald Trump'ın IŞİD'le mücadele koalisyonundaki eski özel temsilcisi Brett McGurk'ın çekilme kararı ile ilgili sözleri ise yalnız kendi düşüncesi olmaktan çok Pentagon'un görüşlerini de yansıtıyor... McGurk, Trump'ın Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine yaptığı operasyona 'yeşil ışık yakmak'la 'sahada olan biteni zerrece anlamaktan yoksun olduğunu gösterdiğini iddia ediyor ve Trump'ı 'Rusya, İran ve IŞİD'e hediye vermekle' suçluyor...

Bu durumda IŞİD lideri Bağdadi'ye karşı gerçekleştirilen operasyonun zamanlaması da farklı bir anlam kazanıyor... Trump'a muhalefet eden New York Times, ABD istihbarat yetkililerinin aylardır Trump'ı Bağdadi konusunda bilgilendirdiğini, Trump'ın ani bir şekilde ABD askerlerinin Suriye'den çekileceğini açıklamasının ise hazırlanan planları sekteye uğrattığını yazdı... Haberden de anlaşılıyor ki, Bağdadi'nin hareketleri uzun zamandır kontrol altındaydı... Bu durumda Trump'ın, kendi aleyhine yürütülen propagandayı etkisiz kılmak için operasyonu başlatmış olması daha akla yakın geliyor.

***

Bu anlatılanlar şu gerçeği değiştirmiyor:

ABD, Arap Baharı'yla başlattığı Ortadoğu'ya 'ılımlı İslami' rejimler aracılığıyla yeniden egemen olma mücadelesinde başarısızlığa uğradı...

Trump, bu olayı kendi stratejisi açısından bir kazanç olarak görüyor olabilir; ancak onun Çin'e karşı yürütmeye çalıştığı 'ticaret savaşı' da başarılı gitmiyor.

***

Sonuç olarak, ABD, dünya ekonomisi ve siyaseti üzerindeki etkisini giderek yitiriyor...

Bu elbette ABD'nin halen dünyanın en güçlü ordusuna ve en büyük ekonomisine sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor, ama termodinamiğin iki evrensel kanunundan biri olan 'entropi' kuramı, 'imparatorluklar' söz konusu olduğunda da işliyor... Her büyük sistem, bir noktada kazandığı enerjiden daha fazlasını tüketmeye başlıyor ve güç kaybetme süreci bu noktadan sonra ne yapılırsa yapılsın önlenemiyor...

Suriye'de yaşananlar, bu sürecin işlemeye devam ettiğini gösteriyor.