Gürlek, Ankara Hakimevi'nde basın kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle iftarda bir araya geldi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
"Suça sürüklenen çocuklar" ile ilgili soru üzerine Gürlek, bazı ülkelerde suç işleyen çocukların ailelerinin de sorumluluğunun bulunduğunu söyledi.
Bunu mukayeseli hukukta araştırdıklarını ancak bu yönde bir çalışmalarının olmadığını belirten Gürlek, "Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor 'ailelere de bir düzenleme yapalım' diye. Ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması, denetlemesi lazım." diye konuştu.
Uyuşturucu kapsamında cezaevine giren çocukların, Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) sürecini tahliyesinden 6 ay önce başlatmayı planladıklarını belirten Gürlek, "Dışarı çıktıktan sonra AMATEM süreci başlıyor ama tabii gitmiyor. Serbest kalıyor ve tekrar uyuşturucu arayışına başlıyor. Biz bu şahsın tahliyesine 6 ay kala cezaevindeyken, cezaevi içerisinde AMATEM sürecine başlamasına ilişkin bir düzenleme yapmayı düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.
"Bizde terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok"
Bakan Gürlek, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın "statüsü" ile ilgili soruya, "O süreci biz takip etmiyoruz. Yüce Meclisimiz ne tür düzenleme yapacak bilmiyoruz. Statü sorunu ile ilgili ben de basından takip ediyorum. Artık o Meclis'in takdiri. Biz sadece şu an heyetlerin İmralı'ya gitmesine izin veriyoruz." cevabını verdi.
Akademisyen ve gazetecilerin İmralı'ya gitme talebiyle ilgili ise Gürlek, "Onlarla ilgili şu an düşünmüyoruz. Sadece heyetler belli, onlara izin veriyoruz. O süreç yüce Meclisimizin çizeceği bir rotaya göre belli olacak." dedi.
Bakan Gürlek, "umut hakkı" ile ilgili soru üzerine, "Bizde terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok. Ne demek o? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almışsa, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl, 36 yıl olabiliyor. O konuda Meclisimizin takdiri. Eğer Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur." ifadelerini kullandı.
Gürlek, Adalet Bakanlığına 15 bin personel alımıyla ilgili, "15 bin kadronun 10 bini bayramdan hemen sonra, nisan gibi ilana çıkacak. Kalan 5 bini de haziranda ilana çıkacak." bilgisini paylaştı.
"6284 sayılı Kanun'da güncelleme yapacağız"
Kadına yönelik şiddet konusunda hassas olduklarını vurgulayan Gürlek, şunları kaydetti:
"6284 sayılı Kanun'un uygulamasında sorunlar var. Onu bizzat biz de görüyoruz. Özellikle 5. maddede koruyucu tedbirler var. Bu tedbirleri işte polis mi yapacak, savcı mı yapacak? Kanunları tekrar güncelleyeceğiz, yapılması gereken bir şey varsa yapacağız ama 6284 sayılı Kanun'da özellikle koruyucu tedbirlerin uygulanması konusunda bir aksaklık olduğunu görüyorum. Bu konuda bir güncelleme çalışması yapacağız."
"Hakim ve savcıların sosyal medya kullanmasına karşıyız"
Hakim ve savcıların sosyal medya kullanımıyla ilgili Gürlek, "Sosyal medyada son zamanlarda bazı hakim ve savcı arkadaşlarımız, operasyonlarıyla ilgili polislerle fotoğraf çekiyorlar. Bunlar yapılıyor, açıklamalar yapılıyor. Bunlar yanlış. Bu süreçle de ilgili takip ediyoruz. Hakim ve savcıların sosyal medya kullanmasına karşıyız. Hakim ve savcı dosyasıyla, kararıyla konuşur. Yani bunların sosyal medyada boy göstermesi, açıklama yapması ya da işte 'şu operasyonu yaptık', bununla fotoğraf vermesi, bunlar yanlış şeyler." değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Gürlek, anayasa değişikliğiyle ilgili soru üzerine, "Sadece Terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliğine ihtiyacı var. 1982 darbe anayasası yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor ama Terörsüz Türkiye süreci için Türk Ceza Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve diğer kanunlarda değişiklik yapılması yeterli." diye konuştu.
"Cumhuriyet savcısı, ortada bir suç var mı yok mu ona bakar"
İBB'ye yönelik soruşturmaya değinen Gürlek, şöyle devam etti:
"Cumhuriyet savcısı, ortada bir suç var mı yok mu ona bakar. Burada şahısların makamları, mevkileri, yaptıkları görevler ilgilendirmez. O şahsın belediye başkanı, sanatçı ya da zengin, fakir olması Cumhuriyet savcısının görevi değildir. Ben o soruşturmayı yaparken bu şekilde baktım. Yani o şahsın belediye başkanı olması bizim için önemli değil. O şahsın, şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece Cumhuriyet savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım.
Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşturması vardı. Biz şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Burada şahsın belediye başkanı olması ya da isminin Ekrem, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. İddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. MASAK raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları, soruşturma bu şekilde ilerledi. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık."
Gürlek, 9 Mart'ta başlayacak İBB davasındaki "makul süre" tartışmalarıyla ilgili soruyu, "Yargılama mahkemenin kontrolünde. Ben ne zaman bitirir bilmiyorum ama o tip davalarda makul süre yok. 406 sanık var bildiğim kadarıyla. Bu davaya sadece tek bir heyet bakacak, yani bu heyetin başka bir dosyası yok. Alanında uzman, vakıf arkadaşlardan oluşuyor. Ne kadar sürede tamamlanır bunu ben bilmiyorum. Bu tamamen mahkemenin, heyetin, heyet başkanının kendi kontrolünde yürüteceği bir yöntem." şeklinde cevapladı.
"Düzenleme yapmayı düşünmüyoruz"
Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularla ilgili Gürlek, "Bireysel başvuru çok önemli bir kazanım. Vatandaşlar, ilk derecede ya da Yargıtayda kesinleşen dosyalar için Anayasa Mahkemesine gidiyor. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları biraz daha farklı yorumlayabiliyor. Bu konuda bir düzenleme yapmayı düşünmüyoruz. Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararlar zaten bağlayıcı. Yani orada 'süper temyiz mahkemesi' bu tartışmalarda bence anlamsız. Bireysel başvuru özellikle Anayasa değişikliğinde elde edilmiş önemli bir kazanım." ifadelerini kullandı.

