Bir önceki yazımızda, 'Ayasofya'nın camiye çevrilmesi, ister Ortodoks, ister Katolik, Müslüman ya da Yahudi olsun en çok ABD denetiminde ya da onun politikalarını destekleyen kuruluş ve kişileri rahatsız etmiş bulunmaktadır... Çünkü, hangi amaçla alınmış olursa olsun bu karar, ABD'nin uygulamaya çalıştığı, Fener Rum Patrikhanesi aracılığıyla dünya Ortodokslarını Moskova Patrikliğinin (dolayısıyla Rusya'nın) etki alanından çıkarma planını sekteye uğratacaktır' demiş...

Ve 'Putin'in bu olay karşısında sessizliğini korumasının ve Kremlin'den yapılan muhtelif açıklamalarda konunun Türkiye'nin bir iç meselesi olduğu söylenerek tepki gösterilmemesinin sebebi budur.' sonucuna varmıştık...

Bugün, olayın Rusya cephesinde yarattığı etkiler üzerinde biraz daha geniş duracağız.

***

Bu açıdan ilk belirtilmesi gereken husus, Ayasofya konusunda alınan karar konusunda Ortodoks Rus toplumunun çeşitli kesimleri ile Putin yönetiminin tutumu arasında bariz bir farklılık olduğudur...

Komünistlerden çeşitli mezheplere mensup Hıristiyanlara kadar uzanan geniş bir toplum kesimi, bu olaya karşı açık bir tavır almış ve protesto etmiştir...

Örneğin, 'Rusya'nın Komünistleri Partisi' Merkez Komitesi sözcüsü Yaroslav Sidorov', Rus vatandaşlarına Türkiye'ye seyahat etmeme çağrısı yapmış ve 'Bir komünist ve bin yılı aşkın tarihi olan bir ülkenin vatandaşı olarak, partimdeki pek çok komünistin fikrini dile getiriyorum' ifadesini kullanmıştır...

Moskova Patrikhanesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Metropolit Hilarion, Ayasofya'nın statüsünü müzeden camiye kararının tüm dünyadaki Ortodokslar için bir darbe olduğunu söylemiş ve kararın tüm dünyadaki Ortodokslara vurulan bir darbe olduğunu, Roma'daki Aziz Petrus Bazilikası (Vatikan) Katolikler için nasıl bir sembol ise, Ayasofya'nın da Ortodoks Hristiyanlar için bir sembol olduğunu sözlerine eklemiştir...

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma daTBMM'ye hitaben yazılan bir bildiriyi kabul etmiş ve 'TBMM'nin mevcut durumu her yönüyle analiz etmesi ve bilge bir biçimde davranması' çağrısında bulunmuştur.

***

Ancak...

Kararın alınmasından bugüne kadar geçen süre içinde Putin yönetiminden eleştirel yönde açık bir mesaj gelmemiştir...

Olayın hemen ardından, Kremlin'den yapılan açıklamada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında konuya ilişkin bir görüşme yapıldığı, görüşmede Putin'in Ayasofya'nın statüsünün değiştirilmesinin ülkesinde büyük tepki yarattığını ilettiği, Erdoğan'ın da yabancı ülke vatandaşları dahil dileyen herkesin Ayasofya'ya girebileceği ve Hristiyanlar için kutsal olan objelerin korunacağı garantisini verdiği belirtilmiştir...

Bu açıklamadan sonra Putin kişisel olarak herhangi bir açıklama yapmaktan kaçınmış, buna karşılık, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Sözcüsü Dmitriy Peskov bir Rus radyo programcısının, 'Türkiye ile ilişkilerimiz Ayasofya kararından etkilenir mi?' sorusunu, 'Zannetmiyorum. Türk tarafı bize gerekli izahatlarda bulundu. Biz de tatmin olduk' şeklinde cevaplamıştır.

***

Bu durum, Rus medya organlarında da 'Putin Ayasofya'nın müzeden camiye çevrilmesi konusunda neden suskun?' sorusunun sorulmasına yol açmıştır...

Eho Moskvı radyosunun internet blogu için bir yazı kaleme alan, liberal muhalif Yabloko Partisi'nin eski başkanı Sergey Mitrohin, bu soruyu cevaplarken Rusya'da da benzer bir durumun söz konusu olduğunu, Sovyetler Birliği döneminde bazı tarihi ibadethanelerin müzeye dönüştürüldüğünü, Rusya'da muhalefetin çeşitli zamanlarda bu ibadethanelerin Rus Ortodoks Kilisesi'ne geri verilmesi çağrısında bulunduğunu hatırlatmıştır...

Bu ibadethanelerden biri olan ve halen müze olarak hizmet veren St. Petersburg'daki İsaakiyevskiy Sobor (Aziz İshak Katedrali) Rusya Ortodoks Kilisesi örneğini veren Mitrohin, 2017 yılında, katedralin Ortodoks cemaatine devredilmek istendiğini ancak St. Petersburg halkından gelen tepkiler üzerine müze statüsünün korunmasına karar verildiğini belirtmiş ve 'Putin'in Ayasofya konusunda Erdoğan'ı eleştirmesi, Rusya içinde kendi elini kolunu bağlaması anlamına gelebilir. Yani bu konuda eleştirel tutum takınmak Putin'in kendi çıkarına aykırı düşer' demiştir.

***

Bu tür yorumlar meselenin bir yönünü açıklayabilir...

Ancak, hem Trump'ın hem de Putin'in bu konudaki sessizliği göz önüne alındığında... 'Suskunluğun' asıl nedeninin, Türkiye'nin ABD ve Rusya arasında izlediği denge politikasının bir taraf aleyhine bozulmasını mevcut koşullarda her iki ülke yönetiminin de istemediği sonucuna varılabilir.