Ayasofya'nın camiye çevrilmesi olayının ABD'deki etkilerini ele aldığımız bir önceki yazıda, 'Havari Aziz Andrew Kilisesi' adı altında faaliyet gösteren Amerika'daki Ortodoks toplulukların Trump'a bu kararın geri alınması için Türkiye'ye baskı yapılması önerisinde bulunduğunu belirtmiş...
Trump'ın, henüz bu konuda bir girişimde bulunmadığını hatırlatmış...
Ancak Kasım ayında yapılacak seçimlerde Trump'a karşı yarışacak olan Joe Biden'ın konuya hemen sahip çıktığını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir çağrı yaparak bu karardan geri dönülmesini istediğini sözlerimize eklemiştik.
***
Hıristiyan toplulukların isteklerine 'aşırı' bir duyarlılık gösteren ve kısa süre önce tutuklu bir papazı geri almak için Türkiye'yi tehdit etmekten çekinmeyen Trump'ın, başkanlık yarışına girdiği rakibi konuyu 'eşelerken' Ayasofya meselesinde suskunluğunu koruması şaşırtıcıdır...
Özellikle de ABD'nin Rum Ortodoks Patrikhanesini Türkiye'nin karşı çıkmasına rağmen 'ekümenik' olarak kabul etmekte direndiği ve Heybeliada'daki ruhban okulunun açılması için her fırsatta Türkiye'ye telkinde bulunduğu düşünüldüğünde, bu tutum daha da ilginç hale gelmektedir...
Ne var ki, Trump'ın yarın ne yapacağı bugünden bilinemez... O nedenle bu konuyu not ederek geçelim ve ABD'nin 'geleneksel' politikasını hatırlatmakla yetinelim.
***
ABD, günümüzde Ortodoks Hıristiyanları Rusya'nın, başka bir deyişle Moskova Patrikliği'nin etki alanından çıkarmak ve bu ülkeye karşı yürüttüğü 'yeni soğuk savaş'ta tıpkı geçmişte Polonya'da Katolik cemaati kullanarak yaptığı gibi 'din silahını' etkili bir biçimde kullanmak için çaba harcamaktadır...
Bu politikanın uygulanmasında İstanbul'daki Fener Rum Patrikhanesi, dolayısıyla bu patrikhanenin 'tarihi' mekanı Ayasofya büyük önem taşımaktadır...
Çünkü, Moskova Patrikliği'nin tarih içinde önem kazanması, İstanbul'un fethedilmesinin ardından o zamana kadar Ortodoks mezhebinin merkezi olan Ayasofya'nın camiye çevrilmesiyle doğrudan ilişkilidir.
***
Bu yaklaşım, ABD'nin 'küresel egemenliğinin teorisyeni' Samuel Huntington'un ünlü 'Uygarlıklar Çatışması' adlı kitabında ileri sürdüğü uygarlıkların dinsel temelde oluştuğu ve günümüzde bu çatışmanın dünya siyasetini belirlediği teziyle de bağlantılıdır...
Vatikan'ı Katolik Latin ülkeleri denetim altında tutmak amacıyla kullanan ABD, Ortodoks kiliseleri de Fener Rum Patrikhanesi aracılığıyla kontrolü altına almak ve başta Rusya olmak üzere, Ortodoks/Slav ülkelerde siyasi amaçları için kullanmak istemektedir...
Bunun için Rusya'daki siyasi iktidara bağımlı olan Moskova Patrikliği'nin Hıristiyan dünyası içindeki nüfuzunun kırılması gerekmektedir.
***
Bu politikanın uygulanmasının son örneği Ukrayna'daki Ortodoks Kilisesi'nin ABD'nin ve Fener Rum Patrikhanesi'nin teşvikiyle Moskova Patrikliğinden ayrılarak 'otosefal' (kendi kendini yöneten) bir statüye geçmesidir. ..
Hatırlanacağı üzere o olayda dönemin Ukrayna başbakanı Poroşenko, ülkede milli bir kilise kurulmasının, Ukrayna'nın Rusya'nın sömürgesi olmaktan kurtulması anlamına geldiğini belirtmiş ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Ukrayna milli kilisesinin kurulması sürecinde aktif rol oynayan Fener Patrikhanesi'ne müdahale etmediği için teşekkür etmiştir...
Buna karşılık, aynı dönemde Rusya Devlet Başkanı Putin, Fener Rum Patriği Bartholomeos'u Ukrayna Ortodoks Kilisesi'ne otosefallik (bağımsızlık) vermeye teşvik eden unsurların para ve ABD'nin öğütleri olduğunu savunarak şunları söylemiştir:
'Bartholomeos için teşvik edici ana unsurun para olduğunu düşünüyorum. Bu bölgeyi kendisine bağlayıp sonrasında kazanç elde etmek istiyor. Elbette ABD'nin öğütleri de önemli. Bunlar kabul edilemez şeyler. Bu durum, yaşananların, Rusya ve Ukrayna halklarının arasını daha fazla açma amacı taşıdığının bir başka kanıtıdır'.
***
Bu arada, Ortodoks Kilisesi ile yüzyıllarca mücadele etmiş olan Vatikan'ın da ABD'nin yürüttüğü bu politikada Fener Rum Patrikhanesi ile yakın işbirliği içinde olması ilginçtir...
Daha da ilginci, bu işbirliğinin bazı Müslüman ülke ve cemaatlerden de destek görmesidir...
Burada FETÖ'nün ülkemizde oynadığı rolü ve onun geliştirdiği 'dinler arası diyalog' tezini hatırlatmadan geçemeyeceğiz.
(Devam edecek)