Biraz asabi bir milletiz…

Hatta birazın da ötesinde…

Oldukça demek daha doğru…

Doğuştan gelen bir özellik mi, ya da sonradan edinilmiş kötü bir huy mu bilmem…

Günlük yaşantınızda tanık olduğunuz, zaman zaman da tam göbeğinde yer aldığınız sinir katsayınızı artıran olayları hatırlamaya çalışın…

Aklınıza bir şey gelmediyse, kutlanacak azınlık arasındasınızdır.

Sözümüz, öteki grupta yer alanlara, ''Hangisinden başlıyayım acaba'' diye uzun uzun düşünenlere.

Hatırlayın bir bir…

Örneğin trafik keşmekeşini, üzerinize çamurlu su sıçratmayı marifet sayan sürücünün zevkten dört köşe sırıtışını, güç bela doldurmaya çalıştığınız alış-veriş torbasına çürük domatesleri tıkıştırmaya çalışan pazar esnafını getirin aklınıza…

Ya da almayı düşündüğünüz ayakkabının bir numara büyüğünü istediğinizde yüzünüze ters ters bakan mağaza satış görevlisinin içinden ''amma da uğraştırdın'' dercesine söylendiğini hissettiğinizi anımsayın…

Kaldırımda yürürken, omuzunuza çarpan, özür dilemek yerine ''önüne baksana'' diye efelenen gömleğinin düğmesi göbeğine kadar açık bıçkının kabadayı halleri gelsin gözlerinizin önüne…

Anımsarken bile sinirleriniz depreşti değil mi?

Burnunuzdan solumağa başladınız, anı yeniden yaşarcasına…

Bunlar ve benzeri yaşanmışlıklar…

Tabii bir de temelde yatan sorunlar var…

Yaşamı zindana çeviren sorunlar…

Aile içi şiddet gibi, yoksulluk, işsizlik, can ve mal kayıpları, işyerlerinde karşılaşılan sorunlar gibi…

Sinirli halleri besleyen, kamçılayan sorunlar…

Bitmek bilmeyen…

Çözüm bekleyen…

Bir üstesinden gelinebilse…

''Sinir katsayısını'' artıran nedenler eksilirken bir bir…

''Neden'' arayıp da bulamayanlar çoğalacak giderek…