Çılgın seyyah Evliya Çelebi'nin surlarını 'Gülen gül'e benzettiği 'zaptı güç' Ankara Kalesi…

Bakın gökyüzünden, uçak kentin üzerinde alçalıp, dolanırken ya da bir helikopter penceresinden…

Gerçekten de gülen beyaz bir gül gibi tabakalanmıştır o surlar.

Ve yıllar yıllar önce not defterine yazmıştır ki seyyahımız:

'Kale dizdarı kal'adan çıksa öldürülür veya görevden alınır ve sürerler. Zira bütün düşmanlar bu kal'anın bir taşına bin taş verip yüzbin savaş etmeye can-baş oynatır.'

Ankara'ya yolu düşmüş, Kale'yi görmüş, gezmiş her şair çaresiz imgeler devşirmiştir o surların, surlardaki taşların nefesinden…

Dahası bir 'dizdar' olmuştur sanki her biri…

Ve bir gün terk etmişlerse Ankara şehrini, nedeni ne olursa olsun bilin ki 'sürgün'dürler.

***

'Sürgündürler' deyince…

O görkemli kalenin eteğinde iki bina geliyor usa…

Tepenin güneybatısında.

Ankaralılar pek ilgilenmeseler de şairler mutlaka bilir.

Yapımı oldukça eski iki binadır onlar.

Öyle ki eski Ankara'yı gösteren gravürlerde bile görülürler.

Yapımlarında Ankara taşı kullanılmıştır. Koyu kırmızı andezit…

Birisi Mahmut Paşa Bedesteni, ötekisi Kurşunlu Han.

Elbette artık ne bedesten olarak kullanılıyorlar ne de han…

Ne altın, gümüş alıp satan var ne de atını bağlayan yolcu…

Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalma o binalar harap bir haldeyken Maarif Vekaleti'nce satın alınıyor. Onarılıyorlar…

Ne için?

Büyük bir müze oluşturmak için…

Cumhuriyet, yalnızca Türk insanına değil, tüm dünya insanlarına armağan denebilecek bir müze oluşturuyor orada:

Âsar-ı Âtika Müzesi.

İlk adı bu!

Tabeladaki adına inat Hitit Müzesi veya Eti Müzesi olarak da bilinirmiş eskiden.

Biz orayı şimdi Anadolu Medeniyetleri Müzesi diye biliyoruz.

***

Orada bir kadın heykeli var.

Herhangi bir kadın değil canım.

Yeryüzünde hemen her yerde tapınım konusu olmuş bir kadının heykeli.

Kyble'nin...

Kybele'yi bilmeyen yoktur…

Phrygia tanrıçası. Ulu ana olarak da bilinir. Toprak bereketini simgeler. Küçük Asya kökenlidir ama tüm dünyaya yayılmış bir külttür.

Aynı zamanda vahşi hayvanların arkadaşıdır. Eğitir onları…

Doğanın dostudur.

Aslanlar, kaplanlar, leoparlar, boğalarla birliktedir hep.

Belki de yeniden doğuşun simgesidir yanındaki o hayvanlar…

Tartışılır durur bu konu?

Kybele, o müzede leoparlarla birliktedir.

Ve çıplak.

Çok göğüslü…

Sessizce bekler müzeye gelecekleri…

Gelip kendine bakacakları…

İlle de şairleri…

Ankara Kalesi'ne dizdar olacak şairleri…