Bir zamanlar Anadolu’nun ağırbaşlı başkenti olarak görülen Ankara, bugünlerde yavaş yavaş cazibesini kaybeden bir kente dönüşüyor.
Yakın zamana kadar yerleşmiş düzeniyle, toplumun geneline hakim olan bilinen memur ciddiyetiyle övülen kent; son dönemlerde kimlik karmaşası yaşayan büyük bir beton yığınına benzemeye başladı.
Ankara gelinen noktada tam anlamıyla modern bir Avrupa başkenti olma noktasına ulaşamazken eski mahalle kültürünü koruyabilme konusunda da eksik kalıyor.
Kentin bu dönüşümünde en temel sorunu ise ruhunu kaybetmesi oluşturuyor.
Mevcut gelişim hengamesinde insanlar birbirleriyle selamlaşmayı bile unutur oldu. Aynı mahalle bir yana aynı sokakta yaşayan insanlar bile karşılıklı bir yabancılaşma duygusunun esiri oldu.
Ankara’nın en gözde semtlerinden biri olan Kızılay bile, dostça selamlaşmaların merkezi tanımından uzaklaşarak, bir yerlere ulaşma çabasındaki insanların telaşlı hallerinin sergilendiği bir bölgeye dönüştü.
Bir başka sorun da plansız yapılaşmayla kendini göstermeye başladı. Beton hakimiyeti kentin görsellikle ilgili yönlerini darbe vurdu.
Devamı için tıklayınız.